Bugün işim gereği Ankara’daydım…
Yolum üniversite bölgelerine düştü. Etrafıma baktıkça hem gurur duydum hem de içim burkuldu.
ODTÜ’nün önünden geçtim…
Bir zamanlar bu ülkenin geleceği için, bilim için, eğitim için koca araziler bağışlanmış. O kampüslerde Türkiye’nin en zeki çocukları yetişiyor. Mühendisler, bilim insanları, araştırmacılar…
Sonra Bilkent’e uğradım. Rahmetli İhsan Doğramacı’nın eğitim adına ortaya koyduğu vizyonu düşündüm. Fakülteleri gezdim, gençlerin yüzlerine baktım. Hepsi pırıl pırıl…
Hayalleri olan, kendini geliştirmeye çalışan, bu ülkeye faydalı olmak isteyen gençler…
Hacettepe’ye baktım…
Bir ülkenin gerçek yatırımı nedir diye sorarsanız, işte budur derim. Eğitime harcanan para asla boşa gitmez. Çünkü eğitim; doktor olur, mühendis olur, hukukçu olur, öğretmen olur… Sonunda ülkenin geleceği olur.
Bu hizmetlerde emeği geçen, taş üstüne taş koyan herkese saygı duyuyorum. Allah hepsinden razı olsun.
Ama sonra insan, ister istemez bugünü düşünüyor…
Son 20 yılda gerçekten bilim aşkıyla, özgür düşünceyle, dünya çapında başarı hedefiyle kaç üniversite kuruldu?
Evet, araziler veriliyor… Ama çoğu, bilim üretmek için değil, başka amaçlarla kullanılıyor. Bilim insanını desteklemek yerine, mevcut bilim ortamını bile zayıflatan anlayışlar güç kazanıyor.
Geçmişte nasıl Köy Enstitüleri yok edildiyse, bugün de ODTÜ, Bilkent, Hacettepe, Boğaziçi gibi dünya çapında saygınlığı olan üniversitelerimizin yavaş yavaş yıprandığını görmek insanın içini acıtıyor.
ODTÜ’de emekli bir hocayla sohbet ettim.
“Hocam,” dedim, “sizden sonra gelen genç akademisyenler aynı kaliteyi sürdürebiliyor mu?”
Yüzüme buruk bir ifadeyle baktı…
“Kemal Bey,” dedi, “maalesef eski kadroların yerini doldurmakta zorlanıyoruz. Laboratuvarların eksikleri tamamlanamıyor. Eğitimde ciddi gerileme var…”
İnsan bunları duyunca üzülmeden edemiyor.
Çünkü her şeyin başı eğitimdir arkadaşlar.
Ekonomi eğitimle düzelir.
Hukuk eğitimle güçlenir.
Sağlık eğitimle gelişir.
Bilim eğitimle üretilir.
Bir ülke eğitimle ayağa kalkar.
Bizim yeniden aklı, bilimi, liyakati ve özgür düşünceyi merkeze alan bir eğitim anlayışına dönmemiz gerekiyor.
Belki her şeyi sıfırdan kuramayız ama en azından geçmişin doğru değerlerine yeniden sahip çıkabiliriz.
Çünkü eğitimini kaybeden bir toplum, geleceğini de kaybeder.
Saygılarımla.
Kemal Yazar