Biz aslında eski günleri değil;
o günlerin güzel insanlarını özledik…
Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada, özlediğimiz şey geçmişin kendisi değil; o geçmişteki insanların nezaketi, hoşgörüsü ve samimiyetidir. Birbirine latifeyle yaklaşan, kırmadan konuşan, farklılıklarına rağmen bir arada durabilen o güzel insanları mumla arar olduk.
Bugün ise yukarıya baktığımızda, insanları birbirine yaklaştıran değil; uzaklaştıran bir dilin hâkim olduğunu görüyoruz. Kardeşliği büyütmek yerine ayrılığı körükleyen bir anlayış, toplumun her kesimine sirayet ediyor.
Oysa unutulmamalıdır ki; bir toplumun dili, en çok onu yönetenlerin diliyle şekillenir. Yukarıdaki sözler sertleştikçe, aşağıdaki kalpler de katılaşır. Ağır ifadeler, öfkeyi büyütür; öfke ise insanları birbirine yabancılaştırır. Bilinçsizce benimsenen bu dil, zamanla toplumda derin yaralar açar.
Hâlbuki gerçek bir yönetim anlayışı; ayrıştıran değil, birleştiren; ötekileştiren değil, kucaklayan bir duruş sergilemelidir. Devlet dediğin, her vatandaşına eşit mesafede duran bir adalet kapısıdır. Adalet ise önceden yazılmış bir senaryo değil; herkese aynı ölçüde işleyen bir terazidir.
Eğer insanlar, hangi görüşten olursa olsun, kendini güvende hissetmiyorsa; eğer adalet duygusu zedelenmişse, bunun zararı sadece bir kesime değil, tüm topluma olur. Çünkü adaletin olmadığı yerde güven olmaz, güvenin olmadığı yerde de birlik kalmaz.
Bugün yaşananlara bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Adalet gerçekten herkese eşit mi uygulanıyor? Yoksa bazı kesimler daha mı fazla hedef alınıyor? Bu soruların cevabı, toplumun vicdanında yankı buldukça güven duygusu da aynı oranda sarsılıyor.
Unutulmamalıdır ki; hiçbir güç, adalet duygusunun önüne geçemez. Adaletin zedelendiği bir yerde, en büyük kaybı yine toplumun tamamı yaşar.
Bu gidişat hayra işaret değildir. Ancak bu milletin bir özelliği vardır: Zor zamanlarda ayrışmaz, kenetlenir. Sağcısı, solcusu, farklı görüşlere sahip insanları; söz konusu vatan olduğunda aynı yürekte buluşur.
Bu yüzden artık daha fazla ayrıştıran değil, birleştiren bir dile ihtiyaç var. Daha fazla öfke değil, daha fazla anlayış; daha fazla suçlama değil, daha fazla adalet gereklidir.
Çünkü bu ülke hepimizin…
Ve bu ülkenin gerçek gücü; birbirine düşman edilen insanlar değil, omuz omuza durabilen vatandaşlarıdır.
Saygılarımla.