Sevgili Bay Kendim;
Gel şöyle otur içime de biraz içimizden içimize konuşalım.
Bilirsin, içimden geçenleri hep sana anlatırım. Çünkü başkalarına anlatınca, insanlar belki “Bu da çokbilmişlik yapıyor” diyebilirler.
Ama sen bensin…
Sen hiçbir zaman, “Öf ya…
Öğüdünü kendine sakla!” diyecek biri değilsin.
Ama sohbete başlamadan önce senden küçük bir ricam olacak;
Konuştuklarımız aramızda kalsın olur mu?
Malum…
Bizim toplumda kendi kendine konuşana hemen “deli” yakıştırması yaparlar, durduk yere adımız bir de deliye çıkmasın olur mu?
Neyse…
Eğer “tamam” diyorsan, hayatın tatlısından, acısından, dersinden biraz konuşalım.
Maddiyat Geçer, Gönül Kalır
Sevgili Bay Kendim;
Hayatın yükü bazen omuzlara değil, doğrudan insanın kalbine biner.
Bazen maddi sıkıntılar yaşarsın…
Zorlanırsın, daralırsın. Ama sonunda ne olur?
Biraz sabredersin, biraz çalışırsın, biraz da dişini sıkarsın.
Para geç gelir ama gelir. Borç zor ödenir ama ödenir. İş bulunur, eksik tamamlanır.
Zaman dediğin şey de çoğu yaranın merhemini kendisi bir şekilde bulur, sarar.
Ama…!
Gönül sıkıntısı öyle değildir Bay Kendim.
Gönül daraldı mı, insanın nefesi bile yetmez olur.
Kalabalığın ortasında bile kendini yapayalnız hissedersin.
Bir şey eksiktir…
Ama adını koyamazsın.
Ne cebindeki para doldurur o boşluğu, ne bindiğin yüksek modelli araba, ne villan, ne katın, ne yatın…
Dünyanın bütün zenginliği önüne serilse yine de o boşluğu dolduramazsın.
Gönül Hesap Kitap Bilmez
Çünkü gönül dediğin yer;
para pul bilmez,
hesap kitap bilmez,
çek bilmez,
senet bilmez.
Orası sadece;
Sevgi ister…
Anlayış ister…
Merhamet ister…
Sadakat ister…
Şefkat ister…
Bazen de sadece iki tane içten gelen güzel kelime ister.
Mesela;
Bazen bir insanın dostça bakışı iyileştirir gönlünü. Bazen bir dostun omzuna koyduğu el hafifletir yükünü. Bazen de torununun masum bir gülüşü…
İnsanın bütün dertlerini alır götürür.
İşte gönül dediğin o yer var ya Bay Kendim…
Çok hassas bir kutucuktur.
İnsan maddi dertlerle mücadele ederken yorulur. Ama gönül dertleriyle uğraşırken…
İnsan fark etmeden tükenir gider.
En Ağır Yük: Gönüldeki Boşluk
O yüzden Bay Kendim;
Hayatta paradan, maldan, mülkten daha kıymetli şeyler vardır.
Bir dostun varlığı…
Bir evladın başarısı…
Bir torunun sevgisi…
Bir eşin gülen yüzüyle “Hoş geldin” deyişi…
Bir de insanın içini ferahlatan o güzel huzuru…
Çünkü maddi sıkıntılar bir gün mutlaka biter. Ama gönül sıkıntısı insanın içine çöktü mü?
Onu ancak sevgi, samimiyet ve biraz da kaderin merhameti iyileştirir.
İşte Bay Kendim;
Hayatın en ağır yükü cebindeki eksiklik değildir. İnsanı en çok yoran şey… Gönlündeki boşluktur.
Kendim için, sevdiklerimiz için, dostlarımız için duamız; “Allah'ım gerekirse cebimizi eksik et ama gönlümüzü küskün, yüzümüzü asık etme.” diye olsun.
Gerisi bir şekilde hallolur gider.
Zaten hayat dediğin şey de üç günlük dünya değil mi Bay Kendim?
Biraz sabır…
Biraz umut…
Biraz da gülümsemek…
Hepsi bu işte...
Saygılarımla.
Kemal Yazar