Ferhat DOLAŞ
Köşe Yazarı
Ferhat DOLAŞ
 

“Eşit Görmek mi, Görmezden Gelmek mi?”

Etnik Körlük, İyi Niyetli İhmal ve Demokrasinin Görünmeyen Sınırları “Ben insanlara etnik kimliklerine göre değil, insan oldukları için bakarım.” Ne güzel bir cümle, değil mi? Peki ya bazen insanları yalnızca “insan” olarak görmek, onların yaşadığı gerçek eşitsizlikleri görmemize engel oluyorsa? İşte mesele tam da burada başlıyor. Etnik körlük, ilk bakışta ayrımcılığın karşıtı gibi görünebilir. Herkesi aynı görmek, kimsenin kökenine bakmamak, insanları kimlikleri üzerinden değerlendirmemek… Bunların hepsi kulağa eşitlikçi gelir. Fakat farklılıkları görmemek, her zaman eşitlik yaratmaz. Çünkü bazı insanların hayatını şekillendiren tarihsel, kültürel ve toplumsal eşitsizlikler, onları görmezden geldiğimiz anda ortadan kaybolmaz. Sadece görünmez hâle gelir. Belki de daha tehlikeli olan ise iyi niyetli ihmaldir. Çünkü kötü niyet kendini belli eder. Ona karşı mücadele etmek daha kolaydır. Fakat iyi niyetle yapılan ihmal çok daha sessizdir. “Herkese eşit davranıyorum” derken bazı insanların neden eşit şartlara sahip olmadığını sormamaktır. Bir insanın farklı olduğunu kabul etmek onu ötekileştirmek değildir. Asıl ötekileştirme, onun farklılığını yok sayarak yaşadığı sorunları da yok saymaktır. Demokrasi tam da bu noktada sınanır. Demokrasi yalnızca sandığa gitmek, oy kullanmak ya da çoğunluğun karar vermesi değildir. Demokrasi aynı zamanda azınlığın, farklı olanın, sesi daha az duyulanın haklarını koruyabilmektir. Çünkü çoğunluğun haklarını korumak kolaydır. Asıl mesele, çoğunluğun hoşuna gitmeyen insanların haklarını da aynı kararlılıkla savunabilmektir. İnsan haklarının değeri de burada ortaya çıkar. İnsan hakları, “hepimiz aynıyız” demekten çok daha fazlasını gerektirir. Bazen “Senin yaşadığın şeyi ben yaşamıyorum ama seni anlamaya ve görmeye çalışıyorum” diyebilmeyi gerektirir. Belki de gerçek eşitlik, farklılıklarımızı silmek değil; farklılıklarımız yüzünden kimsenin daha az insan, daha az vatandaş ve daha az hak sahibi olmadığı bir düzen kurmaktır. Bu yüzden kendimize zaman zaman şu soruyu sormalıyız: Gerçekten herkesi eşit mi görüyoruz, yoksa bazı insanları eşit görebilmek için onların yaşadığı farklılıkları görmezden mi geliyoruz? Çünkü bazen ayrımcılık yüksek sesle konuşmaz. Bazen iyi niyetli bir cümlenin içine saklanır. Ve bazen insan haklarının karşısındaki en büyük tehlike nefret değil, görmediğimiz için fark edemediğimiz eşitsizliktir. Ferhat DOLAŞ
Ekleme Tarihi: 13 Ekim 2026 -Salı

“Eşit Görmek mi, Görmezden Gelmek mi?”

Etnik Körlük, İyi Niyetli İhmal ve Demokrasinin Görünmeyen Sınırları

“Ben insanlara etnik kimliklerine göre değil, insan oldukları için bakarım.”

Ne güzel bir cümle, değil mi?

Peki ya bazen insanları yalnızca “insan” olarak görmek, onların yaşadığı gerçek eşitsizlikleri görmemize engel oluyorsa?

İşte mesele tam da burada başlıyor.

Etnik körlük, ilk bakışta ayrımcılığın karşıtı gibi görünebilir. Herkesi aynı görmek, kimsenin kökenine bakmamak, insanları kimlikleri üzerinden değerlendirmemek… Bunların hepsi kulağa eşitlikçi gelir. Fakat farklılıkları görmemek, her zaman eşitlik yaratmaz. Çünkü bazı insanların hayatını şekillendiren tarihsel, kültürel ve toplumsal eşitsizlikler, onları görmezden geldiğimiz anda ortadan kaybolmaz. Sadece görünmez hâle gelir.

Belki de daha tehlikeli olan ise iyi niyetli ihmaldir.

Çünkü kötü niyet kendini belli eder. Ona karşı mücadele etmek daha kolaydır. Fakat iyi niyetle yapılan ihmal çok daha sessizdir. “Herkese eşit davranıyorum” derken bazı insanların neden eşit şartlara sahip olmadığını sormamaktır.

Bir insanın farklı olduğunu kabul etmek onu ötekileştirmek değildir. Asıl ötekileştirme, onun farklılığını yok sayarak yaşadığı sorunları da yok saymaktır.

Demokrasi tam da bu noktada sınanır.

Demokrasi yalnızca sandığa gitmek, oy kullanmak ya da çoğunluğun karar vermesi değildir. Demokrasi aynı zamanda azınlığın, farklı olanın, sesi daha az duyulanın haklarını koruyabilmektir.

Çünkü çoğunluğun haklarını korumak kolaydır. Asıl mesele, çoğunluğun hoşuna gitmeyen insanların haklarını da aynı kararlılıkla savunabilmektir.

İnsan haklarının değeri de burada ortaya çıkar.

İnsan hakları, “hepimiz aynıyız” demekten çok daha fazlasını gerektirir. Bazen “Senin yaşadığın şeyi ben yaşamıyorum ama seni anlamaya ve görmeye çalışıyorum” diyebilmeyi gerektirir.

Belki de gerçek eşitlik, farklılıklarımızı silmek değil; farklılıklarımız yüzünden kimsenin daha az insan, daha az vatandaş ve daha az hak sahibi olmadığı bir düzen kurmaktır.

Bu yüzden kendimize zaman zaman şu soruyu sormalıyız:

Gerçekten herkesi eşit mi görüyoruz, yoksa bazı insanları eşit görebilmek için onların yaşadığı farklılıkları görmezden mi geliyoruz?

Çünkü bazen ayrımcılık yüksek sesle konuşmaz.

Bazen iyi niyetli bir cümlenin içine saklanır.

Ve bazen insan haklarının karşısındaki en büyük tehlike nefret değil, görmediğimiz için fark edemediğimiz eşitsizliktir.

Ferhat DOLAŞ

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.