Cengiz ÇETİK- Yazar, Şair, Eğitimci
Köşe Yazarı
Cengiz ÇETİK- Yazar, Şair, Eğitimci
 

Bir Perde Kapanırken...

Bir zamanlar akşam olurdu, televizyonun karşısına geçerdik. Henüz hayat bu kadar hızlı değildi. Henüz insanlar birbirinin yüzüne daha çok bakar, gözlerinin içine daha uzun süre konuşurdu. Ve beyaz perdenin ışığı, evlerimizin duvarlarına yalnızca görüntü değil; umut, cesaret, kahkaha ve hüzün taşırdı. Birinin bakışında adalet vardı, birinin yumruğunda başkaldırı, birinin gülüşünde çocukluğumuz, birinin sessizliğinde Anadolu'nun yorgunluğu... Onlar sadece bir oyuncu değildi. Kimi zaman Kadir İnanır'ın bakışlarında Anadolu'nun vakur duruşunu gördük, kimi zaman Yılmaz Güney'in isyanını, kimi zaman Cüneyt Arkın'ın cesaretini... Bazen Kemal Sunal'ın gülüşüyle güldük, bazen Tarık Akan'ın hüznüyle sustuk. Bir zamanlar Türkan Şoray'ın gözlerinde ilk gençliğimizin heyecanını, Fatma Girik'in duruşunda Anadolu kadınının gücünü gördük. Ve daha niceleri... İsimlerini tek tek saymaya kalksak sayfalar yetmezdi. Çünkü onlar yalnızca filmlerin değil, hayatlarımızın da başrol oyuncularıydı. Biz büyürken onlar da bizimle büyüdüler. Mahalle aralarındaki top maçlarımızda onların kahramanlıklarını taklit ettik. İlk gençlik heyecanlarımızda onların cümlelerini ezberledik. Kimi zaman bir yetimin yanında durmayı, kimi zaman zalimin karşısında susmamayı, kimi zaman da bütün acılara rağmen gülmeyi onlardan öğrendik. Şimdi ise Türk sinemasının o büyük çınarları, sonbaharda sararan yapraklar gibi birer birer dallarından ayrılıyor. Her gidişlerinde sanki yalnızca bir sanatçıyı değil, gençliğimizden bir parçayı da uğurluyoruz. Çünkü bazı insanlar öldüklerinde sadece bedenleri toprağa girmez; bir dönemin sesi, kokusu ve rengi de onlarla birlikte sessizliğe karışır. Bugün perdede onların yüzlerini gördüğümde, yalnızca bir film izlemiyorum artık. Eski sokakları görüyorum... Siyah beyaz televizyonların önünde toplanan aileleri görüyorum... Yazlık sinemaların çekirdek kokusunu duyuyorum... Babalarımızın gençliğini, annelerimizin gülüşünü görüyorum. Ve anlıyorum ki; Bazı yıldızlar gökyüzünden kayıp gitmezler. Onlar bizim hafızamızın semalarında yaşamaya devam ederler. Bir replikte, bir film müziğinde, eski bir afişte, ya da yıllar sonra televizyon karşısında dalıp giden gözlerimizde... Türk sinemasının devleri birer birer perdeyi kapatıyor olabilir. Ama onların ışığı hâlâ sönmedi. Çünkü gerçek sanatçılar ölmezler. Onlar, bir milletin ortak hafızasında yaşamaya devam ederler. Ve bizler... Bir öğretmen olarak sınıfta çocuklara umut anlatırken, bir yazar olarak kelimelerin peşinden giderken, bir senarist olarak yeni hikâyeler kurarken, bir oyuncu olarak insan ruhuna dokunmaya çalışırken... Bir yerlerde onların bıraktığı izin üzerinde yürüdüğümüzü biliriz. Belki de insanın ölümsüzlüğü tam olarak budur. Ardında bıraktığı filmler kadar, dokunduğu hayatlarda yaşamaya devam etmek... Onlar sadece bir sanatçı değildi... Onlar siyah beyaz çocukluğumuzun renkleri, yazlık sinemalarımızın ışıkları, gençliğimizin kahkahaları, hüznümüzün ve umutlarımızın yüzleriydi. İsimlerini tek tek saymaya kalksak sayfalar yetmezdi. Çünkü bazı insanlar bir filmde değil, bir neslin hafızasında başrol oynarlar. Perde kapanıyor... Salon sessizleşiyor... Ama jenerik henüz bitmedi. Çünkü bazı yıldızlar ölmez. Onlar yalnızca gökyüzündeki yerlerini değiştirirler. CENGİZ ÇETİK 
Ekleme Tarihi: 29 Haziran 2026 -Pazartesi

Bir Perde Kapanırken...

Bir zamanlar akşam olurdu, televizyonun karşısına geçerdik.

Henüz hayat bu kadar hızlı değildi.

Henüz insanlar birbirinin yüzüne daha çok bakar, gözlerinin içine daha uzun süre konuşurdu.

Ve beyaz perdenin ışığı, evlerimizin duvarlarına yalnızca görüntü değil; umut, cesaret, kahkaha ve hüzün taşırdı.

Birinin bakışında adalet vardı,

birinin yumruğunda başkaldırı,

birinin gülüşünde çocukluğumuz,

birinin sessizliğinde Anadolu'nun yorgunluğu...

Onlar sadece bir oyuncu değildi.

Kimi zaman Kadir İnanır'ın bakışlarında Anadolu'nun vakur duruşunu gördük,
kimi zaman Yılmaz Güney'in isyanını,
kimi zaman Cüneyt Arkın'ın cesaretini...

Bazen Kemal Sunal'ın gülüşüyle güldük,
bazen Tarık Akan'ın hüznüyle sustuk.

Bir zamanlar Türkan Şoray'ın gözlerinde ilk gençliğimizin heyecanını,
Fatma Girik'in duruşunda Anadolu kadınının gücünü gördük.

Ve daha niceleri...

İsimlerini tek tek saymaya kalksak sayfalar yetmezdi.
Çünkü onlar yalnızca filmlerin değil, hayatlarımızın da başrol oyuncularıydı.

Biz büyürken onlar da bizimle büyüdüler.

Mahalle aralarındaki top maçlarımızda onların kahramanlıklarını taklit ettik.

İlk gençlik heyecanlarımızda onların cümlelerini ezberledik.

Kimi zaman bir yetimin yanında durmayı,

kimi zaman zalimin karşısında susmamayı,

kimi zaman da bütün acılara rağmen gülmeyi onlardan öğrendik.

Şimdi ise Türk sinemasının o büyük çınarları,

sonbaharda sararan yapraklar gibi

birer birer dallarından ayrılıyor.

Her gidişlerinde sanki yalnızca bir sanatçıyı değil,

gençliğimizden bir parçayı da uğurluyoruz.

Çünkü bazı insanlar öldüklerinde sadece bedenleri toprağa girmez;

bir dönemin sesi, kokusu ve rengi de onlarla birlikte sessizliğe karışır.

Bugün perdede onların yüzlerini gördüğümde,

yalnızca bir film izlemiyorum artık.

Eski sokakları görüyorum...

Siyah beyaz televizyonların önünde toplanan aileleri görüyorum...

Yazlık sinemaların çekirdek kokusunu duyuyorum...

Babalarımızın gençliğini, annelerimizin gülüşünü görüyorum.

Ve anlıyorum ki;

Bazı yıldızlar gökyüzünden kayıp gitmezler.

Onlar bizim hafızamızın semalarında yaşamaya devam ederler.

Bir replikte,

bir film müziğinde,

eski bir afişte,

ya da yıllar sonra televizyon karşısında dalıp giden gözlerimizde...

Türk sinemasının devleri birer birer perdeyi kapatıyor olabilir.

Ama onların ışığı hâlâ sönmedi.

Çünkü gerçek sanatçılar ölmezler.

Onlar, bir milletin ortak hafızasında yaşamaya devam ederler.

Ve bizler...

Bir öğretmen olarak sınıfta çocuklara umut anlatırken,

bir yazar olarak kelimelerin peşinden giderken,

bir senarist olarak yeni hikâyeler kurarken,

bir oyuncu olarak insan ruhuna dokunmaya çalışırken...

Bir yerlerde onların bıraktığı izin üzerinde yürüdüğümüzü biliriz.

Belki de insanın ölümsüzlüğü tam olarak budur.

Ardında bıraktığı filmler kadar,

dokunduğu hayatlarda yaşamaya devam etmek...

Onlar sadece bir sanatçı değildi...

Onlar siyah beyaz çocukluğumuzun renkleri,
yazlık sinemalarımızın ışıkları,
gençliğimizin kahkahaları,
hüznümüzün ve umutlarımızın yüzleriydi.

İsimlerini tek tek saymaya kalksak sayfalar yetmezdi.
Çünkü bazı insanlar bir filmde değil,
bir neslin hafızasında başrol oynarlar.

Perde kapanıyor...

Salon sessizleşiyor...

Ama jenerik henüz bitmedi.

Çünkü bazı yıldızlar ölmez.

Onlar yalnızca gökyüzündeki yerlerini değiştirirler.

CENGİZ ÇETİK 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler