Yonca Yıldırım: “Kendi Fırçamın Peşinden Gitmek Çok Önemli”

Yonca Yıldırım: “Kendi Fırçamın Peşinden Gitmek Çok Önemli”

Doğadan aldığı ışığı ve rengi suluboyanın şeffaflığıyla buluşturan Yonca Yıldırım’ın sanatında, iç mimarlık eğitiminden gelen tasarım anlayışı önemli bir yer tutuyor. Çocukluğunda evlerinin duvarlarını süsleyen suluboya eserlerin karşısında uzun uzun duran Yıldırım, bugün kendi sanat dilinin peşinden gidiyor.

1986 Ankara doğumlu sanatçı, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden 2008 yılında mezun oldu. Çevre psikolojisi ve sürdürülebilir şehirler alanlarında lisansüstü çalışmalar yaptı; UNICEF’te dijital medya danışmanlığı ve Bilkent Üniversitesi’nde yarı zamanlı eğitmenlik görevlerinde bulundu. Yonca Yildirim tasarim ve sanat…

Türkiye’de ve yurt dışında suluboya sanatçılarıyla çalışan Yıldırım’ın eserleri, İtalya’daki UrbinoInAcquerello 2024 ve FabrianoInAcquarello 2025 etkinliklerine seçildi. Sanatçı ayrıca ArtAnkara 12. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’na katıldı; Manavgat Suluboya Festivali ve Kemer Suluboya Çalıştayı’nda davetli sanatçı olarak yer aldı. Yonca Yildirim tasarim ve sanat…

Sanatın Başlangıcı ve İç Dünya

Cengiz Çetik: Merhaba Yonca Hanım. Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız? Yonca Yıldırım kimdir?

Yonca Yıldırım: Ben Ankaralıyım. İç mimarım aslında. Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü mezunuyum. Daha sonra yüksek lisans çalışmalarımı sürdürdüm, Londra’da sürdürülebilir şehirler üzerine eğitim aldım. Ancak zamanla bütün çalışmalarımı resim üzerine yoğunlaştırdım ve sanata yöneldim.

Şu anda yalnızca resim yapıyorum ve öğretiyorum.

Bu yıl yedincisi düzenlenen Finike Suluboya Festivali’ne katılan tek Türk kadın sanatçı olmaktan da büyük onur duyuyorum. Ama yanımda diğer arkadaşlarımı da görmek, daha fazla kadın sanatçının bu tür organizasyonlarda yer almasını istiyorum. yonca yildirim ressam

Cengiz Çetik: Renklerle ilk temasınız ne zaman ve nasıl gerçekleşti? Sizi suluboyaya yönelten ilk izleri hatırlıyor musunuz?

Yonca Yıldırım: Babam sevdiği resimleri alan bir koleksiyoner. Fakat bunu yatırım amacıyla değil, gerçekten ruhuna dokunan eserleri sevdiği için yapıyor.

Türkiye’de çok sevilen Işıl Özışık ve Orhan Gürel’in suluboya eserlerinden de birçok çalışma almıştır. O eserler evimizin duvarlarını süslerdi.

Ben çocukken onların karşısına oturur, “Bunu nasıl yapmışlar? Burayı nasıl hayal etmişler? Ne görmüşler, ne düşünmüşler?” diye uzun uzun incelerdim.

Sanırım suluboyaya yönelmemde bunun çok büyük etkisi oldu. yonca yildirim ressam

Cengiz Çetik: Sanat yolculuğunuzda özgün olmak, kendi fırçanızı bulmak sizin için ne ifade ediyor?

Yonca Yıldırım: Çok kıymet verdiğim hocalarım var. Onlarla aynı ortamlarda bulunuyorum, onlardan öğreniyorum. Ama onları bile taklit etmemeye çalışıyorum.

Özgün olmak gerçekten çok önemli.

Kendi fırçamın peşinden gitmek çok önemli.

İç Mimarlıktan Suluboyaya

Cengiz Çetik: Bir eserin doğuş aşaması sizin için nasıl işliyor? Bir görüntüye baktığınızda sizi resim yapmaya götüren şey nedir?

Yonca Yıldırım: Ben doğadan çok esinlenen bir ressamım. Oradaki ışığa ve gölgeye çok önem veriyorum.

Ama ayrıntıya çok fazla takılmıyorum.

İç mimar olduğum için kâğıdı bir bütün olarak görüyorum. Onu tasarım yapabileceğim boş bir yüzey gibi düşünüyorum. İç mimarlıktan gelen tasarım eğitimimin resimlerime yansıdığı da söyleniyor.

Doğada gördüğüm şeyi, özellikle ışık ve renkle kâğıda yansıtmaya çalışıyorum. yonca yildirim ressam

Bu yaklaşım sanatçının portföyünde de açık biçimde görülüyor. Kompozisyon, denge ve boşluk gibi tasarım öğeleri; ışık, renk ve atmosferle birleşiyor. Yaratım sürecinde plan ve gözlem kadar, suyun ve pigmentin kendi hareketine izin vermek de önem taşıyor. Böylece kontrol ile rastlantı arasında bir denge kuruluyor. Yonca Yildirim tasarim ve sanat…

“Yapay Zekâya Karşı Değilim; Dikkatli Kullanılmalı”

Cengiz Çetik: Yapay zekânın hızla geliştiği ve görsel kültürün çok hızlı tüketildiği bir dönemdeyiz. Geleneksel resim sanatının ve yapay zekânın bu süreçteki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yonca Yıldırım: Yapay zekâyı nasıl kullandığımdan örnek verebilirim. Geçenlerde kendi resimlerimi gösterip “Benim çalışmalarımı nasıl yorumlarsın, beni sanat dünyasında nereye konumlandırırsın?” diye sordum.

Ben yapay zekâyı bu tür sorular için kullanıyorum.

Ama hiçbir zaman resmime ilham vermesi için kullanmıyorum.

Yapay zekâya karşı değilim. Bilinçli ve eğitimli biçimde, dikkatli kullanılması gerektiğini düşünüyorum.

Sanatçıların yaptığı çalışmaların alınması, taklit edilmesi ya da emeğin izinsiz kullanılması konusunda ise elbette karşıyım. Sanatçının emeğine saygı gösterilmeli. yonca yildirim ressam

Bu cevap bence röportajın özellikle güçlü bölümlerinden biri. Çünkü Yonca Hanım yapay zekâyı bütünüyle reddetmiyor; araç olarak kullanımla sanat üretiminin yerine geçirilmesi arasında açık bir ayrım yapıyor.

“Daha İyisini Yapabilirim Duygusu Biterse İnsan Resim Yapmayı Bırakır”

Cengiz Çetik: Zihninizde hâlâ hayata geçirmeyi bekleyen, “İşte bu benim hayatımın projesi olur” dediğiniz bir hayaliniz var mı?

Yonca Yıldırım: Her zaman var.

Bence insanın içinde, “Şu an yaptığımdan daha iyisini yapabilirim” hissi kaybolursa resim yapmayı bırakır.

Ben her resmimde, bir sonraki çalışmamı daha iyi yapabileceğimi düşünüyorum. O yüzden de resim yapmaya devam ediyorum. yonca yildirim ressam

Gençlere: “Her Şey Emekle Oluyor”

Cengiz Çetik: Son olarak; ellerine yeni fırça alan, sanat yolunda ilerlemek isteyen gençlere haber sitemiz aracılığıyla ne söylemek istersiniz?

Yonca Yıldırım: Gençlere çalışmayı tavsiye ediyorum.

Her şey emekle oluyor.

Hiçbir şey çok çabuk olmuyor. Yol yavaş yüründüğünde daha kıymetli hâle geliyor. Sindirerek çalışmak gerekiyor.

Suluboyayı da çok tavsiye ediyorum. Daha sağlıklı, güvenli ve kokusuz bir teknik. Evde çalışmak kolay ve malzemelerinizi yanınızda taşıyabiliyorsunuz. yonca yildirim ressam

Cengiz Çetik: Finike Suluboya Festivali ile ilgili son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Yonca Yıldırım: Bu festivalde olmaktan dolayı çok mutluyum ve devamını diliyorum. Bütün organizatörlere teşekkür ediyorum. Nazik davetleri için Hatice Bahçeci Dündar ve Mahmut Dündar’a da özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Cengiz Çetik: Zaman ayırıp bizimle bu güzel söyleşiyi gerçekleştirdiğiniz için teşekkür ediyor, sanat yaşamınızda başarılar diliyoruz.

Diğer Röportajlar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.