Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Pandemi Sonrası Değişen Toplum: Kendimizi Nerede Kaybettik?

Bir zamanlar bu topraklarda “Allah misafiri” diye bir kavram vardı. Kapıya gelen geri çevrilmez, sofradaki ekmek bölüşülürdü. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” sözü sadece atasözü değil, yaşayan bir hayat anlayışıydı. İnsanlar birbirinin derdiyle dertlenir, birine yardım etmek vicdanı rahatlatan bir insanlık görevi sayılırdı. Bugün ise aynı mahallede yaşayan insanlar birbirine yabancı hale geldi. Eskiden güven vardı, şimdi şüphe var. Eskiden dostluklar menfaate değil sadakate dayanırdı. İnsan bir dosta sırtını yaslayabilir, akrabasına güvenebilirdi. Şimdi ise “Onlar bizim gibi değil” cümlesi toplumun yeni duvarı oldu. Pandemi sadece sağlık düzenini değil, insanların ruh dünyasını da değiştirdi. Sosyal hayatın kopmasıyla birlikte insanlar birbirinden uzaklaştı. Çocukların sokakta oynadığı, hayal kurduğu günler yerini ekran başında büyüyen bir nesle bıraktı. Eskiden zorluklar el birliğiyle aşılırdı; şimdi herkes kendi yalnızlığında mücadele ediyor. Oysa bizi ayakta tutan şey; saygı, hoşgörü, merhamet ve tevazuydu. İnsanları birbirine bağlayan asıl güç buydu. Fikir ayrılıkları olsa bile insanlar birbirine tahammül ederdi. Bugün ise farklı düşünceye sabır gösterilmiyor. Herkes kendi düşüncesini karşısındakine kabul ettirme telaşında. Özgürlük adı altında insanların hayatına sınırlar çiziliyor, baskılar kuruluyor. Daha da düşündürücü olan ise, insanların dini ve manevi değerleri kendi yaşam tarzına göre şekillendirmeye başlamasıdır. İslâm’ın emirlerini yaşamak yerine, emirleri kendimize uydurma çabası yaygınlaşıyor. Bu durum sadece dini değil; ahlaki ve kültürel yapıyı da zedeliyor. Batı’nın sunduğu yaşam biçimini “modernlik” sanarak benimsedik. Fakat farkında olmadan Türklüğün, Müslümanlığın, insanlığın ve ahlâkın önemli bir kısmını hayatımızdan çıkarmaya başladık. Kendi özümüzden uzaklaştıkça toplum olarak yalnızlaştık, sertleştik ve birbirimize yabancı hale geldik. Elbette değişim kaçınılmazdır. Dünya değişiyor, teknoloji gelişiyor. Ancak mesele değişmek değil; değişirken kendimizi kaybetmemektir. Çünkü bir toplum, kültürünü, inancını, vicdanını ve merhametini kaybetmeye başladığında asıl çöküş o zaman başlar. Bugün yeniden birbirimizi dinlemeye, anlamaya ve sahip çıkmaya ihtiyacımız var. Komşuluğu, dostluğu, aile bağlarını ve insan olmanın değerini yeniden hatırlamak zorundayız. Toplum olarak kendimize gelmezsek, yarının dünyasında maddi olarak güçlü ama manevi olarak yalnız bir nesil bırakacağız. Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Biz gerçekten gelişiyor muyuz, yoksa sadece özümüzden mi uzaklaşıyoruz?   Mahmut ÇİÇEKDAĞI
Ekleme Tarihi: 07 Haziran 2026 -Pazar

Pandemi Sonrası Değişen Toplum: Kendimizi Nerede Kaybettik?

Bir zamanlar bu topraklarda “Allah misafiri” diye bir kavram vardı. Kapıya gelen geri çevrilmez, sofradaki ekmek bölüşülürdü. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” sözü sadece atasözü değil, yaşayan bir hayat anlayışıydı. İnsanlar birbirinin derdiyle dertlenir, birine yardım etmek vicdanı rahatlatan bir insanlık görevi sayılırdı.

Bugün ise aynı mahallede yaşayan insanlar birbirine yabancı hale geldi. Eskiden güven vardı, şimdi şüphe var. Eskiden dostluklar menfaate değil sadakate dayanırdı. İnsan bir dosta sırtını yaslayabilir, akrabasına güvenebilirdi. Şimdi ise “Onlar bizim gibi değil” cümlesi toplumun yeni duvarı oldu.

Pandemi sadece sağlık düzenini değil, insanların ruh dünyasını da değiştirdi. Sosyal hayatın kopmasıyla birlikte insanlar birbirinden uzaklaştı. Çocukların sokakta oynadığı, hayal kurduğu günler yerini ekran başında büyüyen bir nesle bıraktı. Eskiden zorluklar el birliğiyle aşılırdı; şimdi herkes kendi yalnızlığında mücadele ediyor.

Oysa bizi ayakta tutan şey; saygı, hoşgörü, merhamet ve tevazuydu. İnsanları birbirine bağlayan asıl güç buydu. Fikir ayrılıkları olsa bile insanlar birbirine tahammül ederdi. Bugün ise farklı düşünceye sabır gösterilmiyor. Herkes kendi düşüncesini karşısındakine kabul ettirme telaşında. Özgürlük adı altında insanların hayatına sınırlar çiziliyor, baskılar kuruluyor.

Daha da düşündürücü olan ise, insanların dini ve manevi değerleri kendi yaşam tarzına göre şekillendirmeye başlamasıdır. İslâm’ın emirlerini yaşamak yerine, emirleri kendimize uydurma çabası yaygınlaşıyor. Bu durum sadece dini değil; ahlaki ve kültürel yapıyı da zedeliyor.

Batı’nın sunduğu yaşam biçimini “modernlik” sanarak benimsedik. Fakat farkında olmadan Türklüğün, Müslümanlığın, insanlığın ve ahlâkın önemli bir kısmını hayatımızdan çıkarmaya başladık. Kendi özümüzden uzaklaştıkça toplum olarak yalnızlaştık, sertleştik ve birbirimize yabancı hale geldik.

Elbette değişim kaçınılmazdır. Dünya değişiyor, teknoloji gelişiyor. Ancak mesele değişmek değil; değişirken kendimizi kaybetmemektir. Çünkü bir toplum, kültürünü, inancını, vicdanını ve merhametini kaybetmeye başladığında asıl çöküş o zaman başlar.

Bugün yeniden birbirimizi dinlemeye, anlamaya ve sahip çıkmaya ihtiyacımız var. Komşuluğu, dostluğu, aile bağlarını ve insan olmanın değerini yeniden hatırlamak zorundayız. Toplum olarak kendimize gelmezsek, yarının dünyasında maddi olarak güçlü ama manevi olarak yalnız bir nesil bırakacağız.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Biz gerçekten gelişiyor muyuz, yoksa sadece özümüzden mi uzaklaşıyoruz?


 
Mahmut ÇİÇEKDAĞI
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler