Kurban Bayramı yaklaştığında sokaklarda aynı telaş başlar…
Kurbanlık pazarları kurulur, bıçaklar bilenir, insanlar hazırlığa girişir. Fakat ne yazık ki zamanla birçok insan için kurban; sadece et dağıtılan, gelenek hâline dönüşmüş bir bayram görüntüsüne indirgenmeye başladı.
Oysa kurban, yalnızca bir hayvan kesmek değildir.
Kurban; insanın nefsini, cimriliğini, bencilliğini ve dünya sevgisini Allah’ın emri karşısında geri plana çekebilmesidir. Kurbanın özü; teslimiyettir.
Nitekim Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Âdemoğlunun, Kurban Bayramı’nın birinci günü yaptığı işlerin Allah’a en sevimli olanı, kurban kanı akıtmaktır…”
(İbn-i Mâce, Edâhî, 3; Tirmizî, Edâhî, 1)
Bu hadis bize şunu gösteriyor:
Allah katında değerli olan, sadece kesilen hayvan değildir. Asıl değerli olan; kulun niyeti, teslimiyeti ve takvâsıdır.
Çünkü Kur’an-ı Kerim’de açıkça buyrulur:
“Allah’a onların ne etleri ulaşır ne de kanları… O’na ulaşan sadece sizin takvânızdır.”
(Hac Suresi, 37)
Bugün belki de en çok unuttuğumuz nokta tam da burasıdır.
Kurban; gösteriş yarışına çevrildiğinde, sosyal medya paylaşımına dönüştürüldüğünde ya da sadece “mecburiyet” hissiyle yerine getirildiğinde, ruhunu kaybetmeye başlar.
Hz. İbrahim’in teslimiyeti ile Hz. İsmail’in sadakati üzerine inşa edilen bu ibadet, aslında insana şunu sorar:
“Sen Allah için neyden vazgeçebilirsin?”
İşte kurbanın gerçek hikmeti burada gizlidir.
Peygamber Efendimiz’in bir başka hadisi ise oldukça dikkat çekicidir:
“Kim imkânı olduğu hâlde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.”
(İbn-i Mâce, Edâhî, 2)
Bu ağır ifade, kurban ibadetinin ne kadar önemli görüldüğünü ortaya koymaktadır. Burada amaç insanları dışlamak değil; imkânı olduğu hâlde Allah’ın emrine kayıtsız kalan kişiyi ciddi şekilde uyarmaktır.
Ancak kurbanın sadece kesmekten ibaret olmadığını da unutmamak gerekir.
Bir hayvana eziyet ederek, çevreyi kirleterek, insanları rahatsız ederek yapılan kesimler; kurbanın ruhuna yakışmaz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Allah her şeyi en güzel şekilde yapmayı emretmiştir…” buyurmuş ve hayvan kesilirken bile merhameti emretmiştir.
(Müslim, Sayd, 57)
Bugün bayramlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de budur:
Merhamet…
Sadece hayvana değil; insana da merhamet…
Yoksulu gözetmek, kırgınlıkları bitirmek, büyükleri ziyaret etmek, çocukları sevindirmek, yetimin başını okşamak…
Çünkü bayram; sadece evlerde değil, gönüllerde yaşanır.
Kurban etini üçe bölüp paylaşma tavsiyesi de aslında bize sosyal adaletin ve kardeşliğin önemini öğretmektedir. Aç bir komşu varken dolap doldurmanın değil; paylaşmanın bereket olduğu hatırlatılmaktadır.
Bugün Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Afrika’da ve dünyanın birçok yerinde insanlar bırakın kurban etini, bir lokma ekmeğe ulaşmakta zorlanıyor. Böyle bir zamanda kurbanın gerçek ruhu; israf etmek değil, paylaşabilmektir.
Unutulmamalıdır ki kurban; Allah’a et ulaştırma ibadeti değil, kulun Allah’a yakınlaşma gayretidir.
Bayramın bereketi de tam burada başlar.
Mahmut Çiçekdağı