Seçim meydanlarında verilen "Sahiller halkındır" sözleri nerede kaldı? Antalya’nın Mavi Bayraklı plajları ve orman içi günübirlik alanları fahiş fiyatlı ticari işletmelere teslim edilirken, vatandaş kendi memleketinde misafir konumuna düşürüldü. İşte Antalya sahillerinde yaşanan yetki karmaşası ve erişilebilirlik krizi...

Seçim meydanlarında verilen sözleri ve atılan iddialı sloganları hatırlıyor musunuz?
-
“Halkçı belediyecilik yapacağız.”
-
“Sahiller halkındır.”
-
“Vatandaş ücretsiz yararlanacak.”
Bugün gelinen noktada Antalyalıların ve kenti ziyaret eden yurttaşların sorduğu soru son derece nettir: Bu sözler nerede kaldı?
Ücretsiz Diye Başladı, Ticari İşletmeye Dönüştü
Antalya’nın eşsiz sahilleri, orman içindeki günübirlik piknik alanları ve deniz kenarındaki dinlenme yerleri yıllar içinde birer birer ticari işletmelere bırakıldı. Başlangıçta “halkın kullanımına açıldı” denilerek duyurulan alanların önemli bir bölümü, bugün yüksek ücretlerle hizmet veren özel işletmelere dönüşmüş durumda.
Vatandaş deniz kenarında birkaç saat geçirmek, ailesiyle nefes almak istiyor. Ancak karşısına çıkan ilk şey şezlong ücreti, otopark masrafı, fahiş yiyecek-içecek fiyatları ve bitmek bilmeyen ödemeler oluyor. Bir ailenin tek bir günlük deniz keyfi, neredeyse küçük bir tatil bütçesine ulaşıyor.
"Ücretsiz Plaj" Göstermelik mi?
İşin daha da düşündürücü tarafı ise yaşanan sorumluluk çıkmazı...
Belediyeler resmî açıklamalarında “Plajlarımız ücretsizdir” dese de sahaya inen vatandaş etrafı işletmeler tarafından çevrilmiş alanlarla karşılaşıyor. “Ücretsiz alan” diye gösterilen yerler çoğu zaman en arka noktalar, kayalık bölgeler veya hizmetten yoksun dar alanlar oluyor. Kıyının en güzel ve denize girmeye elverişli noktaları ise tamamen ücretli kullanıma ayrılıyor.
Vatandaş şikâyet ettiğinde ise tam bir yetki karmaşası yaşanıyor:
-
İşletme: “Belediyeye sorun.”
-
Belediye: “Burası işletmenin sorumluluğunda.”
Sonuç? Mağduriyet aynen devam ediyor. Denetim yapıldığı söyleniyor; ancak vatandaş sahada değişen bir sonuç göremiyor. Eğer denetimler gerçekten etkili olsaydı, her yaz aynı şikâyetler neden tekrar yaşanır, fahiş fiyatlar neden her yıl daha da katlanırdı?
Sosyal Belediyecilik Bu Mudur?
Elbette belediyelerin personel gideri vardır; temizlik yapılacaktır, güvenlik sağlanacaktır, bakım yapılacaktır. Bunların bir maliyeti olduğu inkâr edilemez. Ancak vatandaşın sorduğu temel soru bambaşkadır:
Maliyet var diye kamuya ait alanlarda sınırsız fiyat artışı mı yapılmalıdır? Sosyal belediyecilik anlayışı, vatandaşı korumak yerine onu yüksek ücretlerle baş başa bırakmak mıdır?
Bugün Antalya’nın birçok sahilinde vatandaş kendisini kendi ülkesinde adeta misafir gibi hissetmektedir. Deniz aynı deniz, kum aynı kum, güneş aynı güneştir. Değişen tek şey, vatandaşın cebinden çıkan paradır.
"Mavi Bayrak Sayısı Değil, Erişilebilirlik Önemli"
Bir yandan yetkililer kürsülerde övünüyor:
-
“En fazla Mavi Bayraklı plaj bizde.”
-
“Dünyanın en güzel sahilleri bizde.”
-
“Atatürk’ün övdüğü şehir Antalya.”
Elbette Antalya güzeldir, buna kimsenin itirazı yok. Ancak vatandaş artık övgü değil, hizmet görmek istiyor. Vatandaş için önemli olan kaç tane Mavi Bayrak olduğu değil; o sahile rahatça, cebi yanmadan gidip gidemediğidir.
-
Önemli olan reklam değil, erişilebilirliktir.
-
Önemli olan törenler değil, adalettir.
Kamusal Miras Ranta Kurban Edilemez
Denizler, kıyılar ve ormanlar milletindir. Hiç kimsenin bu ortak mirası sadece bir ticari kazanç kapısına dönüştürmeye hakkı yoktur.
İnancımıza ve kamu vicdanına göre Allah'ın insanlara nimet olarak sunduğu doğal güzellikler, toplumun ortak faydası içindir. Fırsatı ele geçirenin istediği fiyatı uyguladığı bir düzen ne vicdana ne de sosyal belediyecilik anlayışına yakışır.
Artık vatandaşın beklentisi çok açıktır:
-
Slogan değil, uygulama...
-
Reklam değil, denetim...
-
Gösteriş değil, adalet...
Ve en önemlisi... Halkın malı gerçekten halkın kullanımında kalsın.
Çünkü belediyeler, kamu adına yönetir; kamuya ait alanları vatandaşın ulaşamayacağı yerlere dönüştürmek için değil, herkesin eşit ve adil şekilde yararlanmasını sağlamak için vardır.