Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

"Müslümanlık" Sadece Dilde Mi Kaldı? "Sana Ne" Duvarına Çarpan İnsanlığımız

  Bugün sokakta bir haksızlığa ses çıkarsanız, bir yanlışı düzeltmeye kalksanız karşınıza dikilen ilk kalkan şu oluyor: “Sana ne? Sen kendine bak! Tek akıllı sen misin?” Hatta daha ileri gidip, sizi "başına bela almakla" tehdit eden bir zihniyetle burun buruna geliyorsunuz. Oysa aynı zihniyet, biraz sonra başını seccadeye koyduğunda ya da bir sohbete daldığında "Elhamdülillah Müslümanım" demekten geri durmuyor. Peki, sahi nedir bu Müslümanlık? Sadece kelime-i şehadet getirip geri kalan her şeye göz yummak mı, yoksa hakkın ve adaletin bekçisi olmak mı? Kendi Menfaatine Müslümanlık! Gelin iğneyi biraz kendimize batıralım. Bir ağacı "arabamı çizer" korkusuyla kökünden kesen, komşusunun bir dalı duvarından taştı diye kıyameti koparan, çocuk sesinden rahatsız olup onları camiden ya da sokaktan kovan biz değil miyiz? Ticarete gelince; bir malı değerinin çok altında alıp, üzerine fahiş karlar koyarak satarken vicdanımız sızlamıyor ama dilimizden "hayırlı işler" duası düşmüyor. Bu tablo ne İslamiyet’e, ne kadim Türklük töresine, ne de evrensel insanlık onuruna sığıyor. Biz, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir Peygamberin ümmeti; “Eline, beline, diline sahip çık” diyen bir kültürün mirasçılarıyız. Susmak, Suça Ortak Olmaktır Bir Müslümanın, bir başka Müslüman üzerindeki en temel haklarından biri "iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak"tır. Bu sadece dini bir vecibe değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. İster inansın ister inanmasın, bir insanın yaşam alanına saygı duymak, hakkını gözetmek ve adaleti ayakta tutmak insan olmanın asgari şartıdır. Etrafımızda haksızlık diz boyu iken "boş ver, başkaları uğraşsın" demek, o haksızlığın bir gün gelip bizi de bulmasına davetiye çıkarmaktır. Gücümüz yettiğince; Elimizle düzeltmeli, Dilimizle söylemeli, Hiç olmazsa kalbimizle bu yanlışa dur demeliyiz. "Gönül Ferahlatmak" Yetmiyor Kendi kendimize uydurduğumuz bahanelerle, "devir değişti" masallarıyla gönlümüzü ferahlatıp vicdanımızı susturuyoruz. Ancak gerçek şu ki; doğruluk değişmez, adalet eskimez, hak yemek hiçbir kitapta meşru görülmez. Müslüman; hakkı gözetendir. Müslüman; doğruyu söyleyendir. Müslüman; kendi çıkarı söz konusu olduğunda bile adaletten sapmayandır. Eğer bugün "sana ne" diyerek kenara çekiliyorsak, aslında sadece başkalarının hakkından değil, kendi insanlığımızdan da vazgeçiyoruz demektir. Soruyorum size: Biz sadece dilimizle mi Müslümanız, yoksa özümüzle ve eylemimizle mi? Karar verelim; çünkü dünya, susanların değil, doğruyu söyleme cesareti gösterenlerin omuzlarında yükselecek. Mahmut ÇİÇEKDAĞI
Ekleme Tarihi: 12 Nisan 2026 -Pazar

"Müslümanlık" Sadece Dilde Mi Kaldı? "Sana Ne" Duvarına Çarpan İnsanlığımız

 

Bugün sokakta bir haksızlığa ses çıkarsanız, bir yanlışı düzeltmeye kalksanız karşınıza dikilen ilk kalkan şu oluyor: “Sana ne? Sen kendine bak! Tek akıllı sen misin?”

Hatta daha ileri gidip, sizi "başına bela almakla" tehdit eden bir zihniyetle burun buruna geliyorsunuz. Oysa aynı zihniyet, biraz sonra başını seccadeye koyduğunda ya da bir sohbete daldığında "Elhamdülillah Müslümanım" demekten geri durmuyor. Peki, sahi nedir bu Müslümanlık? Sadece kelime-i şehadet getirip geri kalan her şeye göz yummak mı, yoksa hakkın ve adaletin bekçisi olmak mı?

Kendi Menfaatine Müslümanlık!

Gelin iğneyi biraz kendimize batıralım. Bir ağacı "arabamı çizer" korkusuyla kökünden kesen, komşusunun bir dalı duvarından taştı diye kıyameti koparan, çocuk sesinden rahatsız olup onları camiden ya da sokaktan kovan biz değil miyiz? Ticarete gelince; bir malı değerinin çok altında alıp, üzerine fahiş karlar koyarak satarken vicdanımız sızlamıyor ama dilimizden "hayırlı işler" duası düşmüyor.

Bu tablo ne İslamiyet’e, ne kadim Türklük töresine, ne de evrensel insanlık onuruna sığıyor. Biz, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir Peygamberin ümmeti; “Eline, beline, diline sahip çık” diyen bir kültürün mirasçılarıyız.

Susmak, Suça Ortak Olmaktır

Bir Müslümanın, bir başka Müslüman üzerindeki en temel haklarından biri "iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak"tır. Bu sadece dini bir vecibe değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. İster inansın ister inanmasın, bir insanın yaşam alanına saygı duymak, hakkını gözetmek ve adaleti ayakta tutmak insan olmanın asgari şartıdır.

Etrafımızda haksızlık diz boyu iken "boş ver, başkaları uğraşsın" demek, o haksızlığın bir gün gelip bizi de bulmasına davetiye çıkarmaktır. Gücümüz yettiğince;

  • Elimizle düzeltmeli,
  • Dilimizle söylemeli,
  • Hiç olmazsa kalbimizle bu yanlışa dur demeliyiz.

"Gönül Ferahlatmak" Yetmiyor

Kendi kendimize uydurduğumuz bahanelerle, "devir değişti" masallarıyla gönlümüzü ferahlatıp vicdanımızı susturuyoruz. Ancak gerçek şu ki; doğruluk değişmez, adalet eskimez, hak yemek hiçbir kitapta meşru görülmez.

Müslüman; hakkı gözetendir. Müslüman; doğruyu söyleyendir. Müslüman; kendi çıkarı söz konusu olduğunda bile adaletten sapmayandır. Eğer bugün "sana ne" diyerek kenara çekiliyorsak, aslında sadece başkalarının hakkından değil, kendi insanlığımızdan da vazgeçiyoruz demektir.

Soruyorum size: Biz sadece dilimizle mi Müslümanız, yoksa özümüzle ve eylemimizle mi?

Karar verelim; çünkü dünya, susanların değil, doğruyu söyleme cesareti gösterenlerin omuzlarında yükselecek.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler