Bir yıl gelir, ceplerinde ışık var sanırız. Bir yıl gider, avuçlarımızda boşluk kalır.
Takvim değişir. İnsan aynı kalır.
Her yeni yıl bir ihtimal gibi dokunur omzumuza, her giden yıl bir şeyleri eksilterek yürür içimizden.
Biz hep o arada kalırız. Gelenle sevinemeden, gidenle vedalaşamadan.
Saat çalışır. Zaman durmaz. Ama umut, bazen kapının eşiğinde ayakkabılarını çıkaramaz.
Bir ömür bekledik. Ses etmeden. Bir ömür sustuk. Adına sabır dediler.
Oysa sabır, biraz da alışmaktır kaybolana.
Yeni yıl, bize gençliğimizi getirmez. Kaybettiklerimizi de geri vermez. Sadece sorar: “Devam edecek misin?”
Yıllar geçti. Yüzümüzde çizgi, içimizde tortu bırakarak…
Ne büyük umutlar kurduk. Ne sessiz vazgeçtik.
Şimdi bir adam durur aynada. Yaşı belli. Yorgunluğu belli.
Gözlerinde ne isyan var ne de sevinç. Sadece hesap.
Umut gelir. Kayıp gider.
İkisi aynı anda olur.
Ve insan, tam o anda ne alkışlar ne ağlar.
Sadece durur.
Takvimden bir yaprak düşer. Zaman yoluna devam eder.
Biz, her yeni yılda aynı sorunun içinde kalırız:
Gelen gerçekten yeni mi, yoksa gidenin başka bir adı mı?
CENGİZ ÇETİK-