(Bir eğitimcinin notları)
Bir sınıfa girdiğinizde önce sesleri duyarsınız.
Farklı tonlarda konuşmalar, farklı evlerden gelen kelimeler…
Ama biraz durup baktığınızda başka bir şey görürsünüz:
Aynı sırayı paylaşan farklı hayatlar.
Birinin ailesi daha gelenekseldir,
diğerinin dünyaya bakışı daha farklıdır,
bir başkası inancını hiç konuşmaz.
Ama zil çaldığında hepsi aynı defteri açar.
İşte eğitim tam burada başlar.
Eğitim yalnızca ders anlatmak değildir.
Birlikte yaşamayı öğretmektir.
Aynı sınıfta, aynı havayı solurken kimsenin kendini eksik ya da fazla hissetmemesini sağlamaktır.
Laiklik çoğu zaman büyük tartışmaların konusu olur.
Oysa sınıfta karşılığı çok daha sade bir ilkeye dayanır:
Tarafsızlık.
Devletin okulu, hiçbir çocuğa “Sen daha makbulsün” dememelidir.
Hiçbirine de kendini dışarıda hissettirmemelidir.
Çünkü çocuklar adaleti sezgisel olarak bilir; eşitliği hissettikleri yerde güven duyarlar.
Laiklik; inancı yok saymak değil, devletin inanç karşısında taraf olmamasıdır.
Bu tarafsızlık, sınıfta eşitliğin teminatıdır.
Bir öğretmen olarak şuna inanırım:
Çocuk soru sorabiliyorsa, güvendedir.
Farklı bir fikir söylediğinde dışlanmıyorsa, eşittir.
Yanındaki arkadaşıyla aynı hakka sahip olduğunu hissediyorsa, o sınıf sağlıklıdır.
Eğitim bilimsel bilgiye dayanmalıdır; çünkü bilim ortak bir dildir.
İnançlar farklı olabilir, hayat tarzları değişebilir;
ama bilimsel yöntem, herkesi aynı zeminde buluşturur.
Anayasada yer alan laiklik ilkesi, işte bu ortak zemini korumak içindir.
Slogan olsun diye değil;
gelecek kuşaklar birbirine yabancılaşmasın diye.
Bir sınıfta hiçbir çocuk “Ben burada misafir miyim?” diye düşünmemelidir.
Eğer düşünüyorsa, orada bir şey eksiktir.
Çünkü eğitim, sadece bilgi değil; adalet duygusudur.
Bir ülkenin geleceği, çocukların kendini eşit hissettiği sınıflarda filizlenir.
Cengiz Çetik-Yazar/Şair/Eğitimci