İnsan bazı şeyleri zamanında yapmadığında, hayat onun yerine karar veriyor.
Bir cümleyi söylemeyi erteliyorsun, bir özrü yutuyorsun, bir telefonu açmıyorsun. Sonra bir gün geliyor ve o cümle, o özür, o telefon artık mümkün olmuyor.
Pişmanlık bir anda düşmüyor insanın üzerine. Yavaş yavaş yerleşiyor. Önce bir alışkanlık oluyor, sonra bir karakter meselesi, en sonunda da kader gibi üstüne yapışıyor. İnsan, geçmişini taşıyarak yaşamaya alışıyor ama o yük hafiflemiyor. Sadece görünmez oluyor.
“Türkülerle Son Gün” böyle bir yerden doğdu.
Bir adamın hayatının son gününü anlatıyor gibi görünse de, aslında son günde değil; yıllarca biriken sessizlikte dolaşıyor. Söylenmemiş sözlerde, ertelenmiş yüzleşmelerde, içe atılmış öfkelerde… Ve en çok da, geç kalmış bir vicdanda.
Bu filmde türküler süs değil.
Bir arka plan müziği hiç değil.
Türkü burada hafıza demek.
Bazı türküler vardır; bir evi, bir annenin sesini, bir babanın gölgesini, bir kavganın yankısını taşır. İnsan büyür, şehir değişir, hayat dağılır ama o türkü bir yerde kalır. Bir gün yeniden duyduğunda, geçmiş bütün çıplaklığıyla karşına çıkar. Kaçamazsın.
Bu film, yüksek sesle bir hesaplaşma değil.
Bağıran bir dram değil.
Daha çok, insanın kendi kendine bile zor söylediği bir gerçeğin sessizliği.
Kısa film yaparken en zor şey, seyirciye her şeyi anlatmamaktır. Çünkü hayat da bize her şeyi anlatmıyor. Çoğu şeyi sezdiriyor. Bir bakışta, bir suskunlukta, bir yarım cümlede bırakıyor.
Biz de bu filmi büyük laflarla değil; küçük ayrıntılarla kurduk.
Bir hastane kapısının kapanışıyla, bir çay bardağının buharıyla, bir telefonun cevapsız kalışıyla… Ve belki de en çok, insanın kendi içindeki boşlukla.
“Türkülerle Son Gün” yakında festival yolculuğuna çıkacak.
Bu yazıyı bir tanıtım metni değil, bir kayıt olarak görüyorum.
Hayatın içinde kaçırdıklarımızı, yüzleşmekten korktuklarımızı, geç kaldığımız sevgileri hatırlatan bir kayıt.
Bu yüzden bazı filmler bağırmaz.
Sadece susar.
Ve insan o suskunluğun içinde kendini duyar.
Çünkü insanın en zor sınavı, başkalarıyla değil; kendi vicdanıyla verdiği sınavdır.
Bir gün gelir. Kaçacak yer kalmaz.
Cengiz Çetik-Yazar/Şair/Eğitimci/Senarist