Antalya…
Denizin kokusu, portakal çiçeğinin ferahlığı ve yıllardır sinemayla anılan bir şehir.
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen 1. Ulusal Antalya Kısa Film Yarışması ödül töreni, öğle saatlerinde sinemaseverleri bir araya getirdi. Saat 13.30’da başlayan tören, yaklaşık bir buçuk saat süren programın ardından 15.00 sularında sona erdi.
Salon büyük değildi ama içindeki atmosfer samimiydi.
Belki de kısa filmin ruhu biraz da böyle ortamlarda yaşar.
Sinema bazen büyük setlerde değil,
böyle samimi salonlarda filizlenir.
Törende genç yönetmenlerle, oyuncularla kısa sohbetler etme fırsatı bulduk. Birkaç dakika süren tanışmalar bile sinema üzerine konuşmanın ne kadar canlı ve heyecan verici olduğunu gösteriyordu.
Özellikle İletişim Fakültesi öğrencilerinin organizasyondaki çabası dikkat çekiciydi. Bir etkinliğin görünmeyen kahramanları çoğu zaman bu gençler oluyor. Koşturuyorlar, düzen kuruyorlar, misafirleri karşılıyorlar… Kısacası o günün akışını sessizce ayakta tutuyorlar.
Törende konuşan Antalya Sinema Derneği Başkanı Okan Dilek ve Uluslararası Şehirler Derneği Başkanı Bülent Yüksel, sinemanın insan yaşamındaki etkisine dikkat çekti.
Haklılar.
Çünkü sinema bazen bir aynadır.
Bazen de insanın kendi içine tuttuğu bir ışık.
O gün sahnede ödüller verildi, katılım belgeleri takdim edildi, alkışlar yükseldi.
Ama asıl önemli olan belki de şuydu:
Genç insanların hâlâ hikâye anlatmak istemesi.
Tören sırasında tatlı bir an da yaşandı. Katılım belgesi verilecekken salonda samimi bir hava oluştu; alkışlar, küçük sohbetler ve hatıra fotoğrafları günün en sıcak karelerini oluşturdu.
Bu vesileyle yönetmen Bülent Akkaş, dizi oyuncusu Yakup Gürcan ve diğer yönetmen ve oyuncularla da kısa da olsa bir araya geldik. O anlar hatıra fotoğraf karelerinde yerini aldı.
Belki büyük bütçeli filmler konuşulmuyordu o salonda.
Ama anlatılmak istenen hikâyeler vardı.
Kısa film aslında sinemanın en yalın hâlidir.
Bazen bir duygu, bazen bir fikir, bazen de tek bir sahneyle başlar.
Ve çoğu zaman büyük yolculuklar işte böyle küçük buluşmalardan doğar.
Belki yıllar sonra bugün orada bulunan genç yönetmenlerden biri çok daha büyük filmler çekecek.
Kim bilir…
Belki de o gün için sadece bir tören olan bu buluşma, bir sinema yolculuğunun ilk adımlarından biri olarak hatırlanacak.
Kim bilir…
Belki yıllar sonra büyük bir festivalde ödül alan bir yönetmen, hikâyesine şöyle başlayacak:
‘Her şey küçük bir kısa film töreninde başlamıştı.
Çünkü bazen sinema bir kamerayla değil, bir hayalle başlar.
Cengiz Çetik
Yazar/Şair/Senarist/Eğitimci