Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
Köşe Yazarı
Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
 

TÜRKIYE'DE KAMUCULUK DEĞERSİZLEŞTİRİLİP YOK EDİLMEK Mİ İSTENİYOR?

  Türkiye'de kamuculuğun yerini alan şirketleşme, sporda da hayata geçirildi. Önce amatör ruhu yok eden bu süreç, insanların takımlarına olan ilgisini ranta çeviren, paraya tahvil eden mafyasal yapıları ortaya çıkardı. AKP iktidarının takımların yönetimlerine sızan partilileriyle, iktidadaki tek adamlığın gücünü, spor dünyasında da pervasızca kullanan bir düzen yarattı. Bir kulüp başkanının hakemin yüzünde patlayan yumruğu diyordu ki; biz nasıl istiyorsak öyle karar vereceksiniz. Aksi.. sizi bu sahalarda yaşatmayız. Şirketler sadece kâr düşünür. Kâr'ına çomak sokan karar adil olsa bile kararı veren hakem darp edilmeyi hak eder. Şirketleşmenin Türkiye'yi getirdiği yer; Türkiye'de darp edilenler sadece hakemler değil, öğretmenler ve hekimler de darp ediliyorlar. Bireyleri ve toplumu sağaltan hekimler başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları, sağlık ocakları ve hastanelerimizin vazgeçilmezleridir. Tedavi için bu kurumlara gelenler; cinsiyeti, kökeni, inancı, toplumsal statüsü ne olursa olsunlar doktorların gözünde "hasta"dırlar. Gazze'de bir hastanenin İsrail tarafından bombalanması.. işte bu nedenle tüm dünyada infial yarattı ve gösterilere neden oldu. Gelelim eğitim ve eğitimciler; Dünya ve toplumlar eğitimle değişir, dönüşür ve gelişir. Eğitim emekçileri, başta öğretmenler olmak üzere toplumsal değişim ve gelişimin neferleridirler. Bu nedenle öğretmenlerin yerini hiçbir şey alamamıştır. Okula gelen her çocuk, öğretmenin gözünde ayrımsız "öğrenci"dir. Öğretmen eğitir, öğretmen öğretir, öğretmen yetiştirir. Bu eylem ülkenin insan kaynağını besler; üretime, refaha ve toplumsal mutluluğa ve ileriye dönük değişime katkı verir. Bunun için öğretmenler toplumsal ilerlemenin ve dönüşümün vazgeçilmezleridirler. Tüm dünyada yaşama katkı sunan tüm meslekler saygın ve onurludur. Doktorluk ve öğretmenlik saygınlığın ötesinde kutsallık ithaf edilen mesleklerdir. Çünkü biri yaşatır, diğeri yaşamı dönüştürüp geleceği inşa eder. Bu nedenle, bu meslekler; laik, demokratik kamucu bir anlayışla yürütülmelidir. Ne yazık ki ülkemizde, Akp iktidarı, doktorları ve öğretmenleri değersizleştirip itibarsızlaştıran politikalarıyla bazı kesimlerin hedefi haline getirdi. Bu süreçte, kafası bozulan, sağlık emekçileri ve doktorlara, eğitim emekçileri öğretmenlere saldırmak ve darp etmeyi, hak ve meşru imiş gibi algılayıp, pervasız ve yaygın bir şekilde sürdürmeye başladılar. Hükümet bu saldırıları kınama ihtiyacı bile duymuyor. İktidar bu alanları, inanılmaz teşviklerle özelleştirip, kamuculuğun yerini özel sektörün kâr hırsına terk ederek, hastayı ve öğrenciyi "müşteri" durumuna düşürdü. Bu sürecin ülkemiz getirdiği nokta; paran kadar sağlık, paran kadar eğitim oldu. Hayatın diğer alanlarında da sürdürülen özelleştirme, böylece kamucu değerleri yok ederek, toplumu, paran kadar yaşa anlayışına mahkum etti. Önce değersizleştiriyorlar, sonra yok ediyorlar. Plan böyle işliyor. Ülkemiz hızla Ortadoğululaşıyor. Cumhuriyetin 100. yılını Türkiyenin 100. yılı yapanların amacı ne mi? Belli değil mi?   Mesut Karakoyunlu
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2023 - Cuma

TÜRKIYE'DE KAMUCULUK DEĞERSİZLEŞTİRİLİP YOK EDİLMEK Mİ İSTENİYOR?

 

Türkiye'de kamuculuğun yerini alan şirketleşme, sporda da hayata geçirildi. Önce amatör ruhu yok eden bu süreç, insanların takımlarına olan ilgisini ranta çeviren, paraya tahvil eden mafyasal yapıları ortaya çıkardı.

AKP iktidarının takımların yönetimlerine sızan partilileriyle, iktidadaki tek adamlığın gücünü, spor dünyasında da pervasızca kullanan bir düzen yarattı.

Bir kulüp başkanının hakemin yüzünde patlayan yumruğu diyordu ki; biz nasıl istiyorsak öyle karar vereceksiniz. Aksi.. sizi bu sahalarda yaşatmayız.

Şirketler sadece kâr düşünür. Kâr'ına çomak sokan karar adil olsa bile kararı veren hakem darp edilmeyi hak eder.

Şirketleşmenin Türkiye'yi getirdiği yer;

Türkiye'de darp edilenler sadece hakemler değil, öğretmenler ve hekimler de darp ediliyorlar.

Bireyleri ve toplumu sağaltan hekimler başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları, sağlık ocakları ve hastanelerimizin vazgeçilmezleridir.

Tedavi için bu kurumlara gelenler; cinsiyeti, kökeni, inancı, toplumsal statüsü ne olursa olsunlar doktorların gözünde "hasta"dırlar.

Gazze'de bir hastanenin İsrail tarafından bombalanması.. işte bu nedenle tüm dünyada infial yarattı ve gösterilere neden oldu.

Gelelim eğitim ve eğitimciler;

Dünya ve toplumlar eğitimle değişir, dönüşür ve gelişir. Eğitim emekçileri, başta öğretmenler olmak üzere toplumsal değişim ve gelişimin neferleridirler.

Bu nedenle öğretmenlerin yerini hiçbir şey alamamıştır. Okula gelen her çocuk, öğretmenin gözünde ayrımsız "öğrenci"dir.

Öğretmen eğitir, öğretmen öğretir, öğretmen yetiştirir.

Bu eylem ülkenin insan kaynağını besler; üretime, refaha ve toplumsal mutluluğa ve ileriye dönük değişime katkı verir.

Bunun için öğretmenler toplumsal ilerlemenin ve dönüşümün vazgeçilmezleridirler.

Tüm dünyada yaşama katkı sunan tüm meslekler saygın ve onurludur.

Doktorluk ve öğretmenlik saygınlığın ötesinde kutsallık ithaf edilen mesleklerdir.

Çünkü biri yaşatır, diğeri yaşamı dönüştürüp geleceği inşa eder.

Bu nedenle, bu meslekler; laik, demokratik kamucu bir anlayışla yürütülmelidir.

Ne yazık ki ülkemizde, Akp iktidarı, doktorları ve öğretmenleri değersizleştirip itibarsızlaştıran politikalarıyla bazı kesimlerin hedefi haline getirdi.

Bu süreçte, kafası bozulan, sağlık emekçileri ve doktorlara, eğitim emekçileri öğretmenlere saldırmak ve darp etmeyi, hak ve meşru imiş gibi algılayıp, pervasız ve yaygın bir şekilde sürdürmeye başladılar.

Hükümet bu saldırıları kınama ihtiyacı bile duymuyor.

İktidar bu alanları, inanılmaz teşviklerle özelleştirip, kamuculuğun yerini özel sektörün kâr hırsına terk ederek, hastayı ve öğrenciyi "müşteri" durumuna düşürdü.

Bu sürecin ülkemiz getirdiği nokta; paran kadar sağlık, paran kadar eğitim oldu.

Hayatın diğer alanlarında da sürdürülen özelleştirme, böylece kamucu değerleri yok ederek, toplumu, paran kadar yaşa anlayışına mahkum etti.

Önce değersizleştiriyorlar, sonra yok ediyorlar.

Plan böyle işliyor.

Ülkemiz hızla Ortadoğululaşıyor.

Cumhuriyetin 100. yılını Türkiyenin 100. yılı yapanların amacı ne mi?

Belli değil mi?

 

Mesut Karakoyunlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.