Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
Köşe Yazarı
Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
 

FİNİKE BOLDAĞ GERÇEĞİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Çevreci siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve gönüllü insanların katılımıyla Boldağ’da, taş ve mermer ocaklarının açılmasına karşı gerçekleştirilen eylem sırasında gözlerim Finike Körfezi’nin mavi enginliğinde dalıp gidiyor. Ülkede son 24 yıldır yaşadıklarımız gözümün önünden film şeridi gibi akıp geçiyor. Artık Türkiye’de rejim değişti. Yargı, yasama ve yürütme tek elden işliyor. Bürokrasi, iktidarla uyumlu çalışıyor. Haklı talep ve uyarıları takan yok! Çevre eylemlerine müdahale eden polis ve jandarma; köyünü, havasını, suyunu, toprağını, böcüsünü börtüsünü, ağacını, ormanını korumaya çalışan insanlara düşman muamelesi yapıyor. Sanki bu milletin çocukları değiller; sanki şirketlerin paralı askerleri… “Yaşadığımız ülkede, doğup büyüdüğümüz kentte, oturduğumuz mahallede bir ağaç kesilecekse bile bizlerin görüşü, rızası ve onayı olmak zorunda…” Gezi eylemlerinin ana talebi buydu. Türkiye genelinde ses getiren bu eylemin barışçıl geçmesi için çaba harcayan bazı isimler, şu günlerde cezaevinde. Ülke insanına gözdağı olsun diye… Bu da gösteriyor ki; Türkiye artık eski Türkiye bile değil. Eski Türkiye’de hak ve özgürlükler kısıtlı da olsa, yargıda hukuka uygun hak arama yolları açıktı. Günümüzde ise halkın demokrasiyle olan ilişkisi pamuk ipliğine bağlı; koptu kopacak. Yasa ve yönetmelikleri takan yok. Bazı durumlarda Anayasa Mahkemesi kararları bile uygulanmıyor. Geriye, iktidar için tek meşruluk aracı olarak seçimler kalıyor. Onun da nasıl yapıldığını hepimiz biliyoruz. Her türlü hile ve desiseye rağmen muhalif toplum, son bir kez daha bu seçeneği denemeye hazır. Çünkü hâlâ, seçmenin %60–70’inin desteğiyle iktidarın değiştirilebileceği umudunu taşıyor. Katıldığım Finike Boldağ Mahallesi taş ve mermer ocakları karşıtı basın açıklaması sırasında kafamda dolaşan bu düşünceler, beni yaşadığım bir anıya götürdü. Yanılmıyorsam yıl 2005’ti. CHP Finike İlçe Yönetimi olarak taş ocaklarının yoğun olduğu bir dağ köyüne gitmiştik. Köylüler taş ocaklarından yakınıyorlardı; ancak ocaklarda iş buldukları için şikâyetlerini başkalarının dile getirmesini istiyorlardı. Bu sırada toplandığımız eve bir köylü geldi. Siyasetçi olduğumuzu anlayınca, ağlamaklı bir ses tonuyla derdini anlatmaya başladı: — Yukarıdaki taş ocaklarında kesilen ağaçlardan bir eşek yükü odun yaptım, eve doğru yola çıktım. Yolda orman muhafaza memurları yolumu kesti. Kaçak ağaç kesmekten hakkımda tutanak tuttular. Eşeğime el koydular, ihale ile satacaklarmış. Bir de dava açılacakmış. Ben eşeksiz ne yaparım? Ne olur hayvanımı kurtarın… O gün köyde işimizi bitirip Finike’ye indiğimizde, bilgi almak için Orman İşletme Müdürü ile görüşmeye karar verdik. Ertesi gün İşletme Müdürü İ. Y. ile dairesinde buluştuk. Durumu anlattım. Taş ocakları çayır çayır ağaç kıyımı yaparken, sizin gücünüz sadece ihtiyacı için ormandan bir eşek yükü odun alan köylüye mi yetiyor diye sitem ettim. Müdür şu cevabı verdi: “Evet sevgili Başkan, bizim gücümüz köylüye yetiyor. Son değişikliklerle maden yasası, orman tahribatına karşı bizim elimizi kolumuzu bağladı. Anlayacağınız, şirketlere karşı çaresiziz. Siyaseten gücünüz yetiyorsa maden yasasını değiştirin. Çevre de kurtulsun, biz de kurtulalım.” İşletme Müdürü “maden yasasını değiştirin” derken, aslında iktidarı değiştirin demek istiyordu. Bu anı aklıma gelince şunu düşündüm: Ülkenin doğasını, tarihini ve kültürünü; yandaşlara kaynak aktarmak adına yağmaya ve talana açan siyasi irade iktidardan düşürülmedikçe bu ülkeye huzur yok. Çocuklarımıza, torunlarımıza gelecek yok. Bu gerçekle yüzleşince ürperdim. Geleceğimizi yok edecek, doğamızı bitirecek girişimlere karşı; sonuçsuz kalsa bile mücadeleyi sürdürmenin, bunu iktidarı değiştirmeye odaklanarak yapmanın gerekliliği beynime mıh gibi çakıldı. Güzel günler için; Tek başına kurtuluş yok! Bunu herkes biliyor. Ancak… Farklı kesimler henüz bu noktada ortaklaşmış değil. Yoksa bu güzelim ülke bitiyor. Mesut KARAKOYUNLU-Emekli Eğitimci/Yazar  
Ekleme Tarihi: 22 Ocak 2026 -Perşembe

FİNİKE BOLDAĞ GERÇEĞİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Çevreci siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve gönüllü insanların katılımıyla Boldağ’da, taş ve mermer ocaklarının açılmasına karşı gerçekleştirilen eylem sırasında gözlerim Finike Körfezi’nin mavi enginliğinde dalıp gidiyor.

Ülkede son 24 yıldır yaşadıklarımız gözümün önünden film şeridi gibi akıp geçiyor.

Artık Türkiye’de rejim değişti.
Yargı, yasama ve yürütme tek elden işliyor.
Bürokrasi, iktidarla uyumlu çalışıyor.
Haklı talep ve uyarıları takan yok!

Çevre eylemlerine müdahale eden polis ve jandarma; köyünü, havasını, suyunu, toprağını, böcüsünü börtüsünü, ağacını, ormanını korumaya çalışan insanlara düşman muamelesi yapıyor.
Sanki bu milletin çocukları değiller; sanki şirketlerin paralı askerleri…

“Yaşadığımız ülkede, doğup büyüdüğümüz kentte, oturduğumuz mahallede bir ağaç kesilecekse bile bizlerin görüşü, rızası ve onayı olmak zorunda…”

Gezi eylemlerinin ana talebi buydu.

Türkiye genelinde ses getiren bu eylemin barışçıl geçmesi için çaba harcayan bazı isimler, şu günlerde cezaevinde.
Ülke insanına gözdağı olsun diye…

Bu da gösteriyor ki; Türkiye artık eski Türkiye bile değil.

Eski Türkiye’de hak ve özgürlükler kısıtlı da olsa, yargıda hukuka uygun hak arama yolları açıktı.
Günümüzde ise halkın demokrasiyle olan ilişkisi pamuk ipliğine bağlı; koptu kopacak.

Yasa ve yönetmelikleri takan yok.
Bazı durumlarda Anayasa Mahkemesi kararları bile uygulanmıyor.

Geriye, iktidar için tek meşruluk aracı olarak seçimler kalıyor.
Onun da nasıl yapıldığını hepimiz biliyoruz.

Her türlü hile ve desiseye rağmen muhalif toplum, son bir kez daha bu seçeneği denemeye hazır.
Çünkü hâlâ, seçmenin %60–70’inin desteğiyle iktidarın değiştirilebileceği umudunu taşıyor.

Katıldığım Finike Boldağ Mahallesi taş ve mermer ocakları karşıtı basın açıklaması sırasında kafamda dolaşan bu düşünceler, beni yaşadığım bir anıya götürdü.

Yanılmıyorsam yıl 2005’ti.

CHP Finike İlçe Yönetimi olarak taş ocaklarının yoğun olduğu bir dağ köyüne gitmiştik.
Köylüler taş ocaklarından yakınıyorlardı; ancak ocaklarda iş buldukları için şikâyetlerini başkalarının dile getirmesini istiyorlardı.

Bu sırada toplandığımız eve bir köylü geldi. Siyasetçi olduğumuzu anlayınca, ağlamaklı bir ses tonuyla derdini anlatmaya başladı:

— Yukarıdaki taş ocaklarında kesilen ağaçlardan bir eşek yükü odun yaptım, eve doğru yola çıktım.
Yolda orman muhafaza memurları yolumu kesti.
Kaçak ağaç kesmekten hakkımda tutanak tuttular.
Eşeğime el koydular, ihale ile satacaklarmış.
Bir de dava açılacakmış.
Ben eşeksiz ne yaparım? Ne olur hayvanımı kurtarın…

O gün köyde işimizi bitirip Finike’ye indiğimizde, bilgi almak için Orman İşletme Müdürü ile görüşmeye karar verdik.

Ertesi gün İşletme Müdürü İ. Y. ile dairesinde buluştuk.
Durumu anlattım.
Taş ocakları çayır çayır ağaç kıyımı yaparken, sizin gücünüz sadece ihtiyacı için ormandan bir eşek yükü odun alan köylüye mi yetiyor diye sitem ettim.

Müdür şu cevabı verdi:

“Evet sevgili Başkan, bizim gücümüz köylüye yetiyor.
Son değişikliklerle maden yasası, orman tahribatına karşı bizim elimizi kolumuzu bağladı.
Anlayacağınız, şirketlere karşı çaresiziz.
Siyaseten gücünüz yetiyorsa maden yasasını değiştirin.
Çevre de kurtulsun, biz de kurtulalım.”

İşletme Müdürü “maden yasasını değiştirin” derken, aslında iktidarı değiştirin demek istiyordu.

Bu anı aklıma gelince şunu düşündüm:
Ülkenin doğasını, tarihini ve kültürünü; yandaşlara kaynak aktarmak adına yağmaya ve talana açan siyasi irade iktidardan düşürülmedikçe bu ülkeye huzur yok.
Çocuklarımıza, torunlarımıza gelecek yok.

Bu gerçekle yüzleşince ürperdim.

Geleceğimizi yok edecek, doğamızı bitirecek girişimlere karşı; sonuçsuz kalsa bile mücadeleyi sürdürmenin, bunu iktidarı değiştirmeye odaklanarak yapmanın gerekliliği beynime mıh gibi çakıldı.

Güzel günler için;

Tek başına kurtuluş yok!
Bunu herkes biliyor.

Ancak…
Farklı kesimler henüz bu noktada ortaklaşmış değil.

Yoksa bu güzelim ülke bitiyor.

Mesut KARAKOYUNLU-Emekli Eğitimci/Yazar

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler