Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
Köşe Yazarı
Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
 

OSMANLI TOKATINA DÖNÜŞEN ZAM ZULMÜNE KARŞI DEMOKRASİ TOKATI...

Mazota, elektriğe, doğal gaza, una, mayaya, tükettiğimiz iğneden ipliğe her şeye zam geldi, önceleri ekmek hariçti...  Ekmek zamlanırken "durun.. ... "Milletin ekmeğine göz diktirmem! Ezdirmem yoksulu fırsatçılığa..." dedi iktidar fırıncılara,  zamlı her şeye katık olan milletin ekmeğe sahip çıkarak. Ekmek fiyatları iktidarın baskısı ile gramajda oynanarak bir süre sabit tutuldu. Ekmek zammını önlüyor gibi görünüp yoksula hamilik yapmak; diğer zamlarla açlık sınırının altına ittiği, karın tokluğuna çalışanları, emeğiyle geçinenleri kendine borçlu kılmak kurnazlığından başka bir şey değildi! Bu durum iktidarın tutunabildiği son algısal daldı, o da kırıldı. Gramajla idare eden ekmek, her şeyin zamlandığı bir zamanda durur mu, o da haklı olarak zamlanmaya başladı. Son günlerde sağanağa dönüşen zamlarla bu süreci, iktidar ne kadar devam ettirebilir, bilmiyorum ama... Bu gidişatın bir sonu olduğunu, bunun sürdürülebilir olmadığını birçok insan görüyor demek az kalır, yaşıyor hem de derinden çok acı bir şekilde yaşıyor. Bu durum karşısında iktidar, halkın acı feryadını bastırmak için artık dini afyon gibi kullanmaya başladı. İktidarın sıkıştığı her alanda diyanetten sorumlu başkan ellerini havaya açıp, başlıyor duaya... Açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan milyonlarca insanımız duaya amin diyor ama zamlar altında ezim ezim ezildiğinin acısını, eve geldiğinde "baba ekmek!" diyen çocuklarının sesinde derinden hissediyor. Hz Ömer'den nakledilen bir ezber vardır; " milletim kuru ekmeğe muhtaçken vallahi de billahi de yağlı ekmek yemem" Yöneticilerden Hz. Ömer gibi davranmalarını beklemiyorum. Her mahalleye yürüyüş mesafesinde cami yapsalar da duayla, dini kıssalarla karın doymadığını yıllardır bu millet gördü, yaşadı. Artık zulme dönüşen yoksulluğu empati yaparak anlamaları gerektiğini ve bu duyguyla da çözüm bulmaları gerektiğini düşünüyorum. Bilmiyorum ama evrensel aklın ve vicdanın gereği; Sağanak zam yağmurundan sığınacak yer arayanlara çatı olmak, bir avuç insanı zengin eden politikalarla değil, refahı tüm yurttaşlara eşit ve adil bir şekilde paylaştırın politikalarla mümkün olduğudur. Bu aslında zor değil, zor olan, gücü ele geçirenlerin kutsallaşma sorununu aşmaktır. Halkı kul olarak gören bu zihniyetin, kendine gelmesi için kutsal olmadığını diğer insanlardan farksız olduğunu kendisine hatırlatan bir şok yaşamasını sağlamak. Bir başka deyişle milletin ekmeğiyle oynayana, sen kutsalım değilsin, yetki verdiğim hizmetlimsin diyebilmektir. Yani demokrasi tokatı atmaktır. Nasıl mı? Bu da önümüzdeki seçimlerde yüzde 65 oy farkıyla verilen yetkiyi geri almakla mümkün olsa gerek! Mesut Karakoyunlu
Ekleme Tarihi: 08 Ekim 2022 - Cumartesi

OSMANLI TOKATINA DÖNÜŞEN ZAM ZULMÜNE KARŞI DEMOKRASİ TOKATI...

Mazota, elektriğe, doğal gaza, una, mayaya, tükettiğimiz iğneden ipliğe her şeye zam geldi, önceleri ekmek hariçti... 

Ekmek zamlanırken "durun.. ... "Milletin ekmeğine göz diktirmem! Ezdirmem yoksulu fırsatçılığa..." dedi iktidar fırıncılara,  zamlı her şeye katık olan milletin ekmeğe sahip çıkarak.

Ekmek fiyatları iktidarın baskısı ile gramajda oynanarak bir süre sabit tutuldu.

Ekmek zammını önlüyor gibi görünüp yoksula hamilik yapmak; diğer zamlarla açlık sınırının altına ittiği, karın tokluğuna çalışanları, emeğiyle geçinenleri kendine borçlu kılmak kurnazlığından başka bir şey değildi!

Bu durum iktidarın tutunabildiği son algısal daldı, o da kırıldı.

Gramajla idare eden ekmek, her şeyin zamlandığı bir zamanda durur mu, o da haklı olarak zamlanmaya başladı.

Son günlerde sağanağa dönüşen zamlarla bu süreci, iktidar ne kadar devam ettirebilir, bilmiyorum ama... Bu gidişatın bir sonu olduğunu, bunun sürdürülebilir olmadığını birçok insan görüyor demek az kalır, yaşıyor hem de derinden çok acı bir şekilde yaşıyor.

Bu durum karşısında iktidar, halkın acı feryadını bastırmak için artık dini afyon gibi kullanmaya başladı.

İktidarın sıkıştığı her alanda diyanetten sorumlu başkan ellerini havaya açıp, başlıyor duaya...

Açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan milyonlarca insanımız duaya amin diyor ama zamlar altında ezim ezim ezildiğinin acısını, eve geldiğinde "baba ekmek!" diyen çocuklarının sesinde derinden hissediyor.

Hz Ömer'den nakledilen bir ezber vardır; " milletim kuru ekmeğe muhtaçken vallahi de billahi de yağlı ekmek yemem"

Yöneticilerden Hz. Ömer gibi davranmalarını beklemiyorum. Her mahalleye yürüyüş mesafesinde cami yapsalar da duayla, dini kıssalarla karın doymadığını yıllardır bu millet gördü, yaşadı.

Artık zulme dönüşen yoksulluğu empati yaparak anlamaları gerektiğini ve bu duyguyla da çözüm bulmaları gerektiğini düşünüyorum.

Bilmiyorum ama evrensel aklın ve vicdanın gereği;

Sağanak zam yağmurundan sığınacak yer arayanlara çatı olmak, bir avuç insanı zengin eden politikalarla değil, refahı tüm yurttaşlara eşit ve adil bir şekilde paylaştırın politikalarla mümkün olduğudur.

Bu aslında zor değil, zor olan, gücü ele geçirenlerin kutsallaşma sorununu aşmaktır.

Halkı kul olarak gören bu zihniyetin, kendine gelmesi için kutsal olmadığını diğer insanlardan farksız olduğunu kendisine hatırlatan bir şok yaşamasını sağlamak.

Bir başka deyişle milletin ekmeğiyle oynayana, sen kutsalım değilsin, yetki verdiğim hizmetlimsin diyebilmektir. Yani demokrasi tokatı atmaktır.

Nasıl mı?

Bu da önümüzdeki seçimlerde yüzde 65 oy farkıyla verilen yetkiyi geri almakla mümkün olsa gerek!

Mesut Karakoyunlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.