Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
Köşe Yazarı
Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
 

BABALAR SERTTİR AMA… TECRÜBEDİR; BAZAN BİR SÖZÜ İLE

Öyle sanıyorum ki birçoğumuz... Babalarıyla farklı etkileşimleri yaşamıştır. Babamla yaşadığım;  bir Türkiye gerçeği anımı sizlerle paylaşmak istedim; Mahalle baskısıyla gönderildiğim, bugün olduğu gibi tarikata ve bir cemaate bağlı olmayan ama biat kültürünün doğası gereği işlendiği Cami Kur’an kurslarında, nakli bilgiye dayalı dini tedrisin ezberiyle kişiliğim şekillenmeye başladığında, yıl 1960, yaş,  11’in içinde idi. Gelenekçi ama dinsel aşırılıklardan uzan duran bir aile ortamında olmama rağmen, her nasılsa, aynı tedrisi gören  diğer yandaşlarımdan farklı olarak  katı dini kurallardan oluşan yeni değerlerle kendimi ifade etmeye başlamıştım. Bu süreçte, katıldığım dini sohbetlerin, okuduğum dini kitapların etkisiyle;  ezberimde söyleyecek söz, anlatacak hikaye çoğaldıkça,  etrafımdaki insanların, bana belletilenlere uymayan yaşam tarzlarına müdahaleyi hak olarak  görüyordum artık… Her şeye karışan yapım, yaşıtlarımı benden uzaklaştırırken, cami cemaatinden yaşlı insanların gözünde itibarım artıyordu. Çünkü, beş vakit namazın iki-üç vaktini camide onlarla geçiriyordum. Rahmetli müezzin Tevfik, bazı vakitler  ezan okumama izin veriyor, bu bana inanılmaz öz güven kazandırıyordu. Babamın,  inancının gereğini tam anlamıyla yerine getirmediğini  düşünüyor, dinsel motivasyonun  bana kazandırdığı öz güvenle de onu terbiye etme ihtiyaç duyuyordum.  Bir gün babama, “sen kendini sadece Cuma namazı kılmakla Müslüman mı sanıyorsun”  diye yüklendiğimde, olanlar oldu. Bugün bile hala unutamadığım;  öfkeyle karışık duygular içeren bir yüz ifadesiyle şu sözleri tokat gibi yüzüme çarptı: “Haddini bil,  sen kimsin, haşa Allah mısın ki, benim kılmadığım namaza karışıyorsun, bana nizam veriyorsun!? Utanmıyor musun, çocuk yaşında babana ders vermeye! Çocukluğunu bil, ben sana bu konuda karışıyor muyum? Git namazını kıl,  Kuran’ını oku  ama,  ne bana ne de bir başkasına karış!” Beklemediğim ve beni şok eden bir tepkiyle karşılaşmıştım. Bana karşı şiddet uygulasaydı, bilemiyorum, belki babama daha bir düşman kesilirdim. Söylediği; inancımı aşağılamayan, ama uyarıcı ve ağır sözler,  beni derinden etkilemiş, ders vermeye kalkarken hayatımın dersini almıştım. Aldığım bu ders sonucunda, kendimle yüzleştikçe; herkesin inancının ve yaşam tarzının kendine  ait olduğunu, bunlara karışmanın, babayla çocuğunu karşı karşıya getirecek kadar insanları ayrıştırdığının,  bilincine olmasa da hissine sahip olmuştum. Finike İlkokulu bitirdiğim 1961 yılı ile eğitime ara vermek zorunda bırakıldığım 1964 yılları arasında yaşadığım  bu deneyim, yaşamımın sonraki dönemlerinde,  insanlarla olan  ilişkilerimi etkilemeye başladı. Kazandığım, insanları ötekileştirmeden olduğu gibi kabul etme tecrübesi,  farklı kesimlerden arkadaşlar edinmemi kolaylaştırdı. 1964 yılında Ortaokula başladığımda,  Gökbük Köyünden Alevi, Yuvalı Köyünden Çingene öğrencilerle, bazılarıyla hala süren  çok samimi  ve güçlü arkadaşlıklarım oldu. Başkalarına karışmadıkları sürece dindar arkadaşlarla da dostluklar kurdum.  Bu yaklaşım, yazları yaşadığımız Elmalı’da, yerli çocukların kavgalı olduğu, Dersim sürgünü Kürt kökenli ailelerin çocuklarıyla arkadaşlık kurmama da  yardımcı oldu. Okuma yazmayı askerde sökmüş Babam,  herkesle barışık hayat felsefesinin verdiği itkiyle olacak, o gün,  önemli bir hayat  pratiği kazandırmıştı bana, yıllar sonra bilince dönüştürdüğüm;  laik/seküler, farklılıkları olduğu gibi kabul eden, kimseyi ötekileştirmeden kavgasız  birlikte yaşamayı öneren.. bugünkü düşünce yapımın oluşmasına ilk katkıyı sağlayarak. İşte babalar böyle bir şey;  hayatın içinden birkaç sözle yarattıkları etki, değere dönüşerek,  yıllar içinde  yaşadığımız değişikliklere, düşünce yapımıza ve kişiliğimize yön vererek sürüp gidiyor. Mesut Karakoyunlu
Ekleme Tarihi: 05 Ocak 2022 - Çarşamba

BABALAR SERTTİR AMA… TECRÜBEDİR; BAZAN BİR SÖZÜ İLE

Öyle sanıyorum ki birçoğumuz... Babalarıyla farklı etkileşimleri yaşamıştır.

Babamla yaşadığım;  bir Türkiye gerçeği anımı sizlerle paylaşmak istedim;

Mahalle baskısıyla gönderildiğim, bugün olduğu gibi tarikata ve bir cemaate bağlı olmayan ama biat kültürünün doğası gereği işlendiği Cami Kur’an kurslarında, nakli bilgiye dayalı dini tedrisin ezberiyle kişiliğim şekillenmeye başladığında, yıl 1960, yaş,  11’in içinde idi.

Gelenekçi ama dinsel aşırılıklardan uzan duran bir aile ortamında olmama rağmen, her nasılsa, aynı tedrisi gören  diğer yandaşlarımdan farklı olarak  katı dini kurallardan oluşan yeni değerlerle kendimi ifade etmeye başlamıştım.

Bu süreçte, katıldığım dini sohbetlerin, okuduğum dini kitapların etkisiyle;  ezberimde söyleyecek söz, anlatacak hikaye çoğaldıkça,  etrafımdaki insanların, bana belletilenlere uymayan yaşam tarzlarına müdahaleyi hak olarak  görüyordum artık… Her şeye karışan yapım, yaşıtlarımı benden uzaklaştırırken, cami cemaatinden yaşlı insanların gözünde itibarım artıyordu. Çünkü, beş vakit namazın iki-üç vaktini camide onlarla geçiriyordum. Rahmetli müezzin Tevfik, bazı vakitler  ezan okumama izin veriyor, bu bana inanılmaz öz güven kazandırıyordu.

Babamın,  inancının gereğini tam anlamıyla yerine getirmediğini  düşünüyor, dinsel motivasyonun  bana kazandırdığı öz güvenle de onu terbiye etme ihtiyaç duyuyordum.  Bir gün babama, “sen kendini sadece Cuma namazı kılmakla Müslüman mı sanıyorsun”  diye yüklendiğimde, olanlar oldu. Bugün bile hala unutamadığım;  öfkeyle karışık duygular içeren bir yüz ifadesiyle şu sözleri tokat gibi yüzüme çarptı:

“Haddini bil,  sen kimsin, haşa Allah mısın ki, benim kılmadığım namaza karışıyorsun, bana nizam veriyorsun!? Utanmıyor musun, çocuk yaşında babana ders vermeye! Çocukluğunu bil, ben sana bu konuda karışıyor muyum? Git namazını kıl,  Kuran’ını oku  ama,  ne bana ne de bir başkasına karış!”

Beklemediğim ve beni şok eden bir tepkiyle karşılaşmıştım. Bana karşı şiddet uygulasaydı, bilemiyorum, belki babama daha bir düşman kesilirdim. Söylediği; inancımı aşağılamayan, ama uyarıcı ve ağır sözler,  beni derinden etkilemiş, ders vermeye kalkarken hayatımın dersini almıştım.

Aldığım bu ders sonucunda, kendimle yüzleştikçe; herkesin inancının ve yaşam tarzının kendine  ait olduğunu, bunlara karışmanın, babayla çocuğunu karşı karşıya getirecek kadar insanları ayrıştırdığının,  bilincine olmasa da hissine sahip olmuştum.

Finike İlkokulu bitirdiğim 1961 yılı ile eğitime ara vermek zorunda bırakıldığım 1964 yılları arasında yaşadığım  bu deneyim, yaşamımın sonraki dönemlerinde,  insanlarla olan  ilişkilerimi etkilemeye başladı.

Kazandığım, insanları ötekileştirmeden olduğu gibi kabul etme tecrübesi,  farklı kesimlerden arkadaşlar edinmemi kolaylaştırdı.

1964 yılında Ortaokula başladığımda,  Gökbük Köyünden Alevi, Yuvalı Köyünden Çingene öğrencilerle, bazılarıyla hala süren  çok samimi  ve güçlü arkadaşlıklarım oldu. Başkalarına karışmadıkları sürece dindar arkadaşlarla da dostluklar kurdum.  Bu yaklaşım, yazları yaşadığımız Elmalı’da, yerli çocukların kavgalı olduğu, Dersim sürgünü Kürt kökenli ailelerin çocuklarıyla arkadaşlık kurmama da  yardımcı oldu.

Okuma yazmayı askerde sökmüş Babam,  herkesle barışık hayat felsefesinin verdiği itkiyle olacak, o gün,  önemli bir hayat  pratiği kazandırmıştı bana, yıllar sonra bilince dönüştürdüğüm;  laik/seküler, farklılıkları olduğu gibi kabul eden, kimseyi ötekileştirmeden kavgasız  birlikte yaşamayı öneren.. bugünkü düşünce yapımın oluşmasına ilk katkıyı sağlayarak.

İşte babalar böyle bir şey;  hayatın içinden birkaç sözle yarattıkları etki, değere dönüşerek,  yıllar içinde  yaşadığımız değişikliklere, düşünce yapımıza ve kişiliğimize yön vererek sürüp gidiyor.

Mesut Karakoyunlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mevilüt
(07.01.2022 17:07 - #202)
Eline kalemine sağlık abi,mehmet eniştemede allahtan rahmet mekanı cennet olsun,selamlar.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.