Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Yolsuzluk Yılı Dün Müydü, Bugün mü?

“1994: Yolsuzluk Yılı.” Aradan yıllar geçti. Takvimler değişti, iktidarlar değişti, vaatler değişti. Peki biz değiştik mi? 2025 yılı boyunca yolsuzluk, yasa dışı bahis, uyuşturucu, kara para ve çıkar ilişkileri neredeyse günlük haber rutini hâline geldi. Belediyeler, spor dünyası, sanat camiası, ünlüler… Her alanda ayrı bir dosya, ayrı bir iddia, ayrı bir soruşturma konuşuluyor. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın dile getirdiği, Türkiye’nin dünya yolsuzluk endeksinde 180 ülke arasında 107. sırada yer alması ise, hepimiz için düşündürücü ve üzücü bir tablo. Asıl soru şu: Bu tabloyu konuşuyor muyuz, yoksa alışıyor muyuz? 2026’ya yaklaşırken yolsuzluk iddialarının azalmasını beklerken, tam tersine artıyor olması toplumda ciddi bir adalet duygusu zedelenmesine yol açıyor. Daha da sarsıcı olan ise şu algı: “Tutuklananlar kısa sürede serbest bırakılıyor.” İnsan ister istemez soruyor: Aynı fiili sıradan bir vatandaş yapsaydı, sonuç aynı olur muydu? Bu soruyu sormak suç değildir. Bu, toplumun adalet beklentisidir. Bir başka acı çelişki de hafızalarda hâlâ tazedir: 1990’larda ekmek çaldığı için ağır cezalarla karşılaşan insanlar konuşulurken, bugün çok daha büyük iddialarla anılan kişilerin yargı süreçlerinin toplumda tatmin oluşturmadığı hissi yaygındır. Bu yazı bir yargı dağıtma yazısı değildir. Ama şunu söylemek gerekir: Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil, vicdanlarda da tecelli etmelidir. Bir de işin ahlaki boyutu var. Bu ülkede sık sık “Nüfusun büyük çoğunluğu Müslüman” denir. Oysa yolsuzluk, rüşvet, kul hakkı, haksız kazanç; İslam ahlakının en sert şekilde reddettiği fiillerdir. Müslümanlık, sadece kimlikte yazan bir sıfat değildir; davranışla anlam kazanır. Bugün asıl sorgulamamız gereken şey şudur: İnandığımız değerlerle yaşadığımız hayat arasındaki mesafe neden bu kadar açıldı? Yetkililerin daha sıkı denetim mekanizmaları kurması, şeffaflığı artırması ve toplumdaki “cezasızlık algısını” ortadan kaldırması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü adaletin zayıfladığı yerde güven kaybolur; güvenin kaybolduğu yerde ise toplum çözülür. Bu yazı karamsarlık yaymak için değil; “Biz nereye gidiyoruz?” sorusunu hep birlikte yeniden sormak içindir. Dün “Yolsuzluk Yılı” diye manşet atan bir ülke, bugün hâlâ aynı başlıkları konuşuyorsa; sorun yalnızca kişilerde değil, sistemi koruyamayan zihniyettedir. Ve bu sorun, susarak değil; akıl, hukuk ve ahlakla çözülür. Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Yazar/Şair  
Ekleme Tarihi: 08 Şubat 2026 -Pazar

Yolsuzluk Yılı Dün Müydü, Bugün mü?

“1994: Yolsuzluk Yılı.”
Aradan yıllar geçti. Takvimler değişti, iktidarlar değişti, vaatler değişti.
Peki biz değiştik mi?

2025 yılı boyunca yolsuzluk, yasa dışı bahis, uyuşturucu, kara para ve çıkar ilişkileri neredeyse günlük haber rutini hâline geldi. Belediyeler, spor dünyası, sanat camiası, ünlüler… Her alanda ayrı bir dosya, ayrı bir iddia, ayrı bir soruşturma konuşuluyor.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın dile getirdiği, Türkiye’nin dünya yolsuzluk endeksinde 180 ülke arasında 107. sırada yer alması ise, hepimiz için düşündürücü ve üzücü bir tablo.

Asıl soru şu:
Bu tabloyu konuşuyor muyuz, yoksa alışıyor muyuz?

2026’ya yaklaşırken yolsuzluk iddialarının azalmasını beklerken, tam tersine artıyor olması toplumda ciddi bir adalet duygusu zedelenmesine yol açıyor. Daha da sarsıcı olan ise şu algı:

“Tutuklananlar kısa sürede serbest bırakılıyor.”

İnsan ister istemez soruyor:
Aynı fiili sıradan bir vatandaş yapsaydı, sonuç aynı olur muydu?

Bu soruyu sormak suç değildir. Bu, toplumun adalet beklentisidir.

Bir başka acı çelişki de hafızalarda hâlâ tazedir:
1990’larda ekmek çaldığı için ağır cezalarla karşılaşan insanlar konuşulurken, bugün çok daha büyük iddialarla anılan kişilerin yargı süreçlerinin toplumda tatmin oluşturmadığı hissi yaygındır.

Bu yazı bir yargı dağıtma yazısı değildir.
Ama şunu söylemek gerekir: Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil, vicdanlarda da tecelli etmelidir.

Bir de işin ahlaki boyutu var.

Bu ülkede sık sık “Nüfusun büyük çoğunluğu Müslüman” denir.
Oysa yolsuzluk, rüşvet, kul hakkı, haksız kazanç; İslam ahlakının en sert şekilde reddettiği fiillerdir. Müslümanlık, sadece kimlikte yazan bir sıfat değildir; davranışla anlam kazanır.

Bugün asıl sorgulamamız gereken şey şudur:
İnandığımız değerlerle yaşadığımız hayat arasındaki mesafe neden bu kadar açıldı?

Yetkililerin daha sıkı denetim mekanizmaları kurması, şeffaflığı artırması ve toplumdaki “cezasızlık algısını” ortadan kaldırması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü adaletin zayıfladığı yerde güven kaybolur; güvenin kaybolduğu yerde ise toplum çözülür.

Bu yazı karamsarlık yaymak için değil;
“Biz nereye gidiyoruz?” sorusunu hep birlikte yeniden sormak içindir.

Dün “Yolsuzluk Yılı” diye manşet atan bir ülke, bugün hâlâ aynı başlıkları konuşuyorsa; sorun yalnızca kişilerde değil, sistemi koruyamayan zihniyettedir.

Ve bu sorun, susarak değil; akıl, hukuk ve ahlakla çözülür.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Yazar/Şair

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler