Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Toplumun Görmezden Geldiği Engel

  Biz bu ülkede bazı konulara sadece belirli günlerde eğiliyoruz. Takvimde yeri var, vicdanda yok. Engelliler meselesi de bunlardan biri. Bir günlüğüne hatırlanıyor, bir programa bir engelli çıkarılıyor, birkaç cümle söyletiliyor ve konu kapatılıyor. Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor. Rampasız kaldırımlar, ulaşılamayan binalar, yok sayılan insanlar… Oysa mesele engelli bireyler değil; toplumun engelli bakışı. Engelli bireyleri “eksik”, “yetersiz”, “muhtaç” olarak gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu bakış açısı, farkında olmadan incitiyor. En iyi üniversiteden mezun olmuş bir engellinin toplu taşımada ücretinin alınmaması, camiye gittiğinde dilenci sanılması, işini yapamayacağı varsayımıyla sürekli yardım dayatılması… Bunların hiçbiri merhamet değil, üstten bakıştır. Oysa merhamet, acımak değildir. Merhamet, insanı insan olarak görmektir. Yardım etmek istiyorsan sorarsın. İhtiyacı varsa destek olursun. Yoksa yoluna devam edersin. Ama biz genelde sormayız. Biz karar veririz. Engelli adına düşünür, engelli adına hüküm veririz. Görme engelli merdiven çıkamaz deriz, işitme engelli konuşulanı anlamaz sanırız, bedensel engelli spor yapamaz, çalışamaz, ibadet edemez diye kestirip atarız. Asıl engel tam da buradadır: zihinde. Kur’an’da ön yargı için “zannın çoğu günahtır” denir. Çünkü ön yargı insanı hakikate kör eder. Engellilerin yaşadığı sorunların büyük kısmı da engellerinden değil, bu ön yargılardan kaynaklanır. Bir de meseleye aile ve evlilik boyutundan bakalım. Engelli bireylerin yuva kurma hakkı vardır. Ama toplumda hâlâ “fedakârlık yapan engelsiz eş” algısı dolaşır. Kimse engelli bireyin bilgi, kültür, karakter ve donanım açısından üstün olabileceğini düşünmez. Oysa evlilik fedakârlık değil, tamamlanmadır. İslam tarihinde âmâ müezzinler, engelli komutanlar, yöneticiler vardır. Osmanlı’da engelliler sarayda da, toplumda da görev almış; emeklerinin karşılığını almışlardır. Bugün ise engelli maaşları ve emekli aylıkları hâlâ insanca yaşamaktan uzaktır. Bu insanlar emek vermiyor mu? Bu ülkenin vatandaşı değil mi? Sonra da “Niye sokağa çıkmıyorlar, niye görünmüyorlar?” diye soruyoruz. Çünkü yol yok. Çünkü erişim yok. Çünkü zihniyet var. Bir de kullandığımız dil… “Engelli, sakat, özürlü” gibi kelimeler gelişigüzel kullanılıyor. Oysa “engel”, insanın önüne konulan zorluktur. “Sakat” hayvanlar için kullanılan bir sıfattır. “Özürlü” kusurlu mal için söylenir. İnsanlara sıfat değil, saygı yakışır. Şunu açıkça söylemek gerekiyor: Engellilerin önündeki en büyük engel bedenleri değil, insanlardır. Ve belki de en ağır cümle şudur: Beyniyle kalbi arasında kopukluk olan insan, asıl engellidir. Zorlaştırmayalım. Kolaylaştıralım. İnsan gözüyle bakalım. Bir günlüğüne değil, her gün.   Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe

Toplumun Görmezden Geldiği Engel

 

Biz bu ülkede bazı konulara sadece belirli günlerde eğiliyoruz.
Takvimde yeri var, vicdanda yok.

Engelliler meselesi de bunlardan biri.
Bir günlüğüne hatırlanıyor, bir programa bir engelli çıkarılıyor, birkaç cümle söyletiliyor ve konu kapatılıyor.

Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor. Rampasız kaldırımlar, ulaşılamayan binalar, yok sayılan insanlar…

Oysa mesele engelli bireyler değil; toplumun engelli bakışı.

Engelli bireyleri “eksik”, “yetersiz”, “muhtaç” olarak gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu bakış açısı, farkında olmadan incitiyor. En iyi üniversiteden mezun olmuş bir engellinin toplu taşımada ücretinin alınmaması, camiye gittiğinde dilenci sanılması, işini yapamayacağı varsayımıyla sürekli yardım dayatılması… Bunların hiçbiri merhamet değil, üstten bakıştır.

Oysa merhamet, acımak değildir.
Merhamet, insanı insan olarak görmektir.

Yardım etmek istiyorsan sorarsın.
İhtiyacı varsa destek olursun.
Yoksa yoluna devam edersin.

Ama biz genelde sormayız. Biz karar veririz. Engelli adına düşünür, engelli adına hüküm veririz. Görme engelli merdiven çıkamaz deriz, işitme engelli konuşulanı anlamaz sanırız, bedensel engelli spor yapamaz, çalışamaz, ibadet edemez diye kestirip atarız. Asıl engel tam da buradadır: zihinde.

Kur’an’da ön yargı için “zannın çoğu günahtır” denir. Çünkü ön yargı insanı hakikate kör eder. Engellilerin yaşadığı sorunların büyük kısmı da engellerinden değil, bu ön yargılardan kaynaklanır.

Bir de meseleye aile ve evlilik boyutundan bakalım. Engelli bireylerin yuva kurma hakkı vardır. Ama toplumda hâlâ “fedakârlık yapan engelsiz eş” algısı dolaşır. Kimse engelli bireyin bilgi, kültür, karakter ve donanım açısından üstün olabileceğini düşünmez. Oysa evlilik fedakârlık değil, tamamlanmadır.

İslam tarihinde âmâ müezzinler, engelli komutanlar, yöneticiler vardır. Osmanlı’da engelliler sarayda da, toplumda da görev almış; emeklerinin karşılığını almışlardır. Bugün ise engelli maaşları ve emekli aylıkları hâlâ insanca yaşamaktan uzaktır. Bu insanlar emek vermiyor mu? Bu ülkenin vatandaşı değil mi?

Sonra da “Niye sokağa çıkmıyorlar, niye görünmüyorlar?” diye soruyoruz.
Çünkü yol yok.
Çünkü erişim yok.
Çünkü zihniyet var.

Bir de kullandığımız dil…
“Engelli, sakat, özürlü” gibi kelimeler gelişigüzel kullanılıyor.
Oysa “engel”, insanın önüne konulan zorluktur.
“Sakat” hayvanlar için kullanılan bir sıfattır.
“Özürlü” kusurlu mal için söylenir.

İnsanlara sıfat değil, saygı yakışır.

Şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Engellilerin önündeki en büyük engel bedenleri değil, insanlardır.

Ve belki de en ağır cümle şudur:
Beyniyle kalbi arasında kopukluk olan insan, asıl engellidir.

Zorlaştırmayalım. Kolaylaştıralım.
İnsan gözüyle bakalım.
Bir günlüğüne değil, her gün.

 

Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Safiye Samyeli
(29.01.2026 19:44 - #288)
Her cümlene sonuna kadar katılıyorum ne yazık ki çok Hemde çok haklısın Mahmut bey kardeşim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler