Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

TEKNOLOJİ ÇAĞINDAYIZ AMA ANTALYA’DA HER YAĞMURDA AYNI MANZARA!

Muratpaşa Etiler’de yollar göle dönüyor, kaldırımlar araçlarla doluyor; yaşlılar, engelliler ve çocuklar güvenli bir şekilde yürüyemiyor. Antalya’nın Muratpaşa ilçesine bağlı Etiler Mahallesi’nde yağmur yağdığında ortaya çıkan manzara, şehir yaşamının en temel sorunlarından birini yeniden gündeme getiriyor. Yağmurun ardından suyla dolan yollar, kaldırımlara park edilen araçlar, duran yürüyen merdivenler, yaşanan elektrik kesintileri ve ortadan kaybolan internet bağlantısı… Peki, bütün bunlar teknoloji çağında yaşayan bir şehirde neden hâlâ yaşanıyor? Her fırsatta gelişen teknolojiden, modern şehirlerden, akıllı sistemlerden ve çağdaş yaşamdan söz ediyoruz. Bilim ilerliyor, teknoloji her geçen gün yenileniyor, hayatımızı kolaylaştıran sistemler geliştiriliyor. Ancak Antalya’da yağmur yağdığı zaman vatandaşların karşılaştığı manzaralar, bu gelişmelerin günlük yaşama ne kadar yansıdığı sorusunu akıllara getiriyor. Çünkü teknoloji yalnızca cep telefonlarından, bilgisayarlardan, hızlı internetten veya yüksek binalardan ibaret değildir. Teknoloji; vatandaşın güvenli bir şekilde yürüyebilmesi, yolların yağmur suyuyla dolmaması, elektriklerin kesilmemesi ve insanların günlük yaşamlarını sorunsuz sürdürebilmesi için de kullanılmalıdır. Bir şehirde yağmur yağdığında hayat durma noktasına geliyorsa, burada yalnızca hava şartlarını değil, altyapıyı, şehir planlamasını ve alınması gereken önlemleri de konuşmak gerekir. YAĞMUR YAĞIYOR, YOLLAR GÖLE DÖNÜYOR Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Etiler Mahallesi’nde yağışlı havalarda karşılaşılan su birikintileri, vatandaşların günlük yaşamını zorlaştıran sorunların başında geliyor. Yollarda biriken yağmur suları, hem araç sürücülerini hem de yayaları olumsuz etkiliyor. Yağmur suyunun tahliye edilemediği noktalarda vatandaşlar yürümekte güçlük çekiyor. Kaldırıma çıkmak isteyen yayalar, bu kez başka bir sorunla karşılaşıyor: Kaldırımlara park edilen araçlar. Bir tarafta suyla kaplanan yollar, diğer tarafta araçlarla işgal edilen kaldırımlar… Arada kalan ise yürümeye çalışan vatandaş oluyor. Vatandaşın sormaya hakkı var: Bir insan kendi mahallesinde yürümek için neden bu kadar zorlanmak zorunda kalıyor? Kaldırımlar, araçların park etmesi için değil, yayaların güvenli bir şekilde ilerleyebilmesi için yapılmıştır. Özellikle yağışlı havalarda kaldırımların araçlarla kapatılması, zaten zorlaşan ulaşımı daha da güçleştiriyor. Bu durum yalnızca bir trafik veya park meselesi değildir. Aynı zamanda bir güvenlik, erişilebilirlik ve insan hayatına saygı meselesidir. YAŞLILAR, ENGELLİLER VE ÇOCUKLAR NE YAPACAK? Şehir yaşamının gerçek kalitesi, yalnızca otomobillerin ne kadar rahat ilerlediğiyle ölçülmez. Asıl ölçü, en fazla desteğe ihtiyaç duyan insanların şehirde ne kadar güvenli hareket edebildiğidir. Bir düşünelim… Elinde bastonuyla yürümeye çalışan yaşlı bir vatandaş, karşısında suyla dolmuş bir yol ve kaldırıma park edilmiş bir araç gördüğünde ne yapacak? Tekerlekli sandalyesiyle ilerlemeye çalışan bir engelli vatandaş, kaldırımın önü kapatıldığında hangi yolu kullanacak? Okuluna gitmek isteyen küçük bir çocuk, kaldırımda yürüyemediği için araçların geçtiği yola inmek zorunda kaldığında kim onun güvenliğini sağlayacak? Bunlar görmezden gelinecek sorular değildir. Kaldırımların erişilebilir olması, engelli rampalarının açık tutulması, yaya geçitlerinin güvenli hâle getirilmesi ve yağmur sularının uygun şekilde tahliye edilmesi belediye hizmetlerinin temel unsurları arasında yer alır. Bir şehirde yaşlılar, engelliler ve çocuklar güvenli bir şekilde yürüyemiyorsa, orada çözülmesi gereken önemli bir sorun var demektir. Şehirler yalnızca araçlar için değil, insanlar için vardır. HER YAĞMURDA AYNI SORUNLARI YAŞAMAK KADER Mİ? Yağmur, doğal bir olaydır. Hiç kimse yağmurun yağmasını engelleyemez. Ancak yağmurun şehir yaşamını ne ölçüde aksatacağı, altyapının durumuyla ve önceden alınan tedbirlerle yakından ilişkilidir. Asıl mesele, yağmurun yağması değil; her yağışta benzer sorunların tekrar yaşanmasıdır. Bir bölgede su birikintileri sürekli meydana geliyorsa yağmur suyu ızgaralarının, drenaj hatlarının ve altyapı sistemlerinin incelenmesi gerekir. Sorunlu noktalar belirlenmeli, gerekli bakım ve iyileştirmeler yapılmalıdır. Yağmur suyu giderlerinin temizliği, yol eğimlerinin kontrolü ve suyun tahliyesini sağlayan sistemlerin yeterliliği düzenli olarak değerlendirilmelidir. Elbette her şiddetli yağışın etkisi aynı değildir. Olağanüstü yağışlar, en gelişmiş şehirlerde bile bazı aksaklıklara yol açabilir. Ancak vatandaşın beklentisi, bütün sorunların bir anda ortadan kalkması değil; bilinen sorunların tespit edilmesi, kalıcı çözümler üretilmesi ve aynı mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için gereken adımların atılmasıdır. Çünkü geçici çözümler bir süre sonra yetersiz kalır. Vatandaş artık yalnızca suyun çekilmesini değil, bir sonraki yağmurda aynı manzarayla karşılaşmamayı istiyor. YÜRÜYEN MERDİVENLER DURUYOR, VATANDAŞ MAĞDUR OLUYOR Yağmurlu havalarda gündeme gelen bir diğer sorun da yürüyen merdivenlerin zaman zaman hizmet dışı kalmasıdır. Yürüyen merdivenler, özellikle yaşlılar, hareket kabiliyeti kısıtlı kişiler, çocuklu aileler ve günlük ulaşımda bu sistemlere ihtiyaç duyan vatandaşlar için büyük kolaylık sağlar. Ancak merdivenlerin durması, bu kolaylığın ortadan kalkmasına neden olur. Bazı vatandaşlar normal merdivenleri kullanmakta zorlanabilir; bazıları ise yoluna devam edebilmek için yardım almak zorunda kalabilir. Burada sorulması gereken, yalnızca merdivenlerin neden durduğu değildir. Aynı zamanda bakım çalışmalarının düzenli yapılıp yapılmadığı, yağışlı havalara karşı gerekli koruma önlemlerinin alınıp alınmadığı ve arıza durumunda müdahalenin ne kadar hızlı gerçekleştirildiğidir. Elbette her arızanın doğrudan yağmurdan kaynaklandığını söylemek doğru olmaz. Ancak yağışlı havalarda tekrarlayan aksaklıklar varsa, bunların nedenlerinin teknik olarak araştırılması gerekir. Vatandaş, günlük yaşamını kolaylaştırması gereken sistemlerin güvenilir biçimde çalışmasını bekliyor. Bu beklenti bir ayrıcalık değil, çağdaş kent yaşamının doğal bir parçasıdır. ELEKTRİK KESİNTİSİ, İNTERNET YOKLUĞU VE TEKNOLOJİ ÇELİŞKİSİ Bugün teknoloji çağında yaşıyoruz. İşlerimizi internet üzerinden yapıyoruz, haberleşmemizi dijital sistemlerle sağlıyoruz, eğitimden ticarete kadar pek çok alanda elektronik hizmetlerden yararlanıyoruz. Bir vatandaşın işi internet üzerinden olabilir. Bir esnafın siparişleri dijital sistemlere bağlı olabilir. Evinden çalışan bir insanın bütün mesaisi internet bağlantısıyla yürütülüyor olabilir. Öğrenciler derslerini takip etmek, aileler yakınlarıyla haberleşmek, insanlar bankacılık işlemlerini gerçekleştirmek için bu sistemlere ihtiyaç duyuyor. Peki, elektrik kesildiğinde ne oluyor? İnternet bağlantısı koptuğunda günlük hayat nasıl devam ediyor? Bir anda birçok iş aksayabiliyor. Esnaf müşterisine hizmet vermekte zorlanıyor, vatandaş işlemlerini gerçekleştiremiyor, iletişim imkânları kısıtlanıyor. Özellikle elektrik ve internet kesintilerinin yağışlı havalarda tekrarlandığına ilişkin şikâyetler varsa, bunların nedenleri ilgili kurumlar tarafından açıklığa kavuşturulmalıdır. Elektrik dağıtım şirketlerinin altyapıyı ve arıza kayıtlarını incelemesi, internet hizmeti sağlayıcılarının bağlantı sorunlarını değerlendirmesi, gerekli bakım ve iyileştirme çalışmalarını yürütmesi önem taşıyor. Burada kurumları peşinen suçlamak değil, sorunun kaynağını bulmak ve çözümün takipçisi olmak gerekir. Teknoloji çağında yaşamak, yalnızca yeni cihazlar kullanmak anlamına gelmez. Asıl gelişmişlik, bu sistemlerin günlük hayatın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde güvenilir ve sürdürülebilir olmasıdır. ANTALYA SADECE GÜNEŞİYLE DEĞİL, ALTYAPISIYLA DA ANILMALI Antalya denildiğinde akla ilk olarak güneş, deniz, turizm ve doğal güzellikler geliyor. Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan bu şehir, yıl boyunca çok sayıda insanı ağırlıyor. Ancak bir şehrin gerçek yüzü yalnızca güneşli günlerde ortaya çıkmaz. Yağmur yağdığında, yollar suyla dolduğunda, kaldırımlar kullanılamadığında ve ulaşım aksadığında da şehir yönetiminin hizmet kapasitesi görülür. Antalya’nın yalnızca turistik bölgelerinde değil, mahalle aralarında da güvenli ve düzenli bir yaşam sunması gerekiyor. Muratpaşa Etiler’de vatandaşların dile getirdiği sorunlar, daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor: Antalya’nın farklı mahallelerinde yağmur suyu altyapısı, kaldırım düzeni, yaya güvenliği ve temel hizmetlerin sürekliliği ne durumda? Antalya’nın her tarafında aynı sorunların yaşandığını söyleyebilmek için mahalle mahalle inceleme ve somut verilere ihtiyaç vardır. Ancak farklı bölgelerden benzer şikâyetler geliyorsa bunların ortak bir değerlendirmeyle ele alınması, şehir genelinde gerekli iyileştirmelerin yapılması önemlidir. Çünkü bir mahallenin sorunu, o mahallede yaşayan insanlarla sınırlı görünse de aslında bütün şehrin yaşam kalitesiyle ilgilidir. SORUMLULUK KİMDE, ÇÖZÜM NASIL OLACAK? Şehir yaşamında karşılaşılan her sorunun sorumluluğu aynı kuruma ait değildir. Yol ve kaldırım düzenlemeleri, yağmur suyu altyapısı, toplu ulaşım sistemleri, elektrik dağıtımı ve internet hizmetleri farklı kurumların görev alanlarına girebilir. Bu nedenle çözüm için öncelikle sorunların doğru belirlenmesi, ilgili kurumların harekete geçirilmesi ve kurumlar arasında koordinasyon sağlanması gerekir. Yerel yönetimlerin su birikintilerinin oluştuğu noktaları tespit etmesi, yağmur suyu tahliye sistemlerini incelemesi ve kaldırımların yayalar tarafından kullanılmasını sağlaması önemlidir. Trafik denetimlerinin artırılması, kaldırımları kapatan araçlara karşı gerekli işlemlerin uygulanması ve engelli vatandaşların geçiş güzergâhlarının açık tutulması da bu çalışmaların parçası olmalıdır. Elektrik ve internet kesintileri bakımından ise ilgili hizmet sağlayıcıların arıza nedenlerini araştırması, altyapıdaki eksiklikleri gidermesi ve vatandaşları bilgilendirmesi beklenmektedir. Bunların yanı sıra vatandaşların bildirdiği sorunların kayıt altına alınması, yapılan çalışmaların sonuçlarının paylaşılması ve aynı noktaların düzenli olarak denetlenmesi gerekir. Vatandaşın şikâyetini dile getirmesi tek başına yeterli değildir. O şikâyetin karşılık bulması, çözümün uygulanması ve sonucun takip edilmesi gerekir. TEKNOLOJİ ÇAĞI DİYORUZ, PEKİ YAŞAM KALİTEMİZ NEREDE? Bugün dünyanın birçok yerinde akıllı şehirlerden, dijital belediyecilikten, sürdürülebilir ulaşım sistemlerinden ve afetlere dayanıklı altyapılardan söz ediliyor. Peki, bütün bu kavramlar vatandaşın günlük hayatında ne ifade ediyor? Bir insan yağmurda ayakkabıları ıslanmasın diye değil, su birikintileri nedeniyle güvenle yürüyemediği için yolunu değiştirmek zorunda kalıyorsa… Bir yaşlı, kaldırım araçlarla kapatıldığı için caddede yürümek zorunda kalıyorsa… Bir engelli vatandaş, geçiş güzergâhında engelle karşılaşıyorsa… Bir esnaf elektrik veya internet kesintisi nedeniyle işini sürdüremiyorsa… O zaman teknoloji kavramını yeniden düşünmek gerekir. Teknoloji, insanın hayatını kolaylaştırmak için vardır. Şehircilik ise insanların güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir çevrede yaşamasını sağlamalıdır. Bu iki anlayışın ortak noktası insandır. Akıllı şehir olmak, yalnızca ekranlarda güzel görünen projeler üretmek değildir. Yağmur suyunu doğru yönetmek, kaldırımları açık tutmak, ulaşım sistemlerini işler durumda bulundurmak ve temel hizmetlerin sürekliliğini sağlamak da akıllı şehir anlayışının bir parçasıdır. VATANDAŞIN İSTEDİĞİ LÜKS DEĞİL, GÜVENLİ BİR YAŞAM Muratpaşa Etiler’de ve benzer sorunların yaşandığı diğer bölgelerde vatandaşların beklentisi oldukça açık. İnsanlar yağmur yağdığında evlerine, işlerine ve okullarına güvenli bir şekilde ulaşmak istiyor. Yaşlıların, engellilerin ve çocukların kaldırımlarda rahatça yürüyebilmesini istiyor. Elektrik ve internet hizmetlerinde yaşanan aksaklıkların azaltılmasını, arızaların giderilmesini ve sorunların nedenleri hakkında bilgi verilmesini bekliyor. Kimse yağmurun yağmamasını istemiyor. İstenen, yağmurun günlük hayatı gereğinden fazla zorlaştırmaması. Kimse her sorunun bir günde çözülmesini beklemiyor. Beklenen, sorunların kabul edilmesi, çözüm için plan hazırlanması ve yapılan çalışmaların somut sonuçlarının görülmesi. Şehirler yalnızca binalardan, yollardan ve araçlardan oluşmaz. Şehirleri şehir yapan, içinde yaşayan insanlardır. Bir mahallede vatandaş kendisini güvende hissetmiyorsa, çocuklar kaldırımda yürüyemiyorsa, yaşlılar yola inmek zorunda kalıyorsa, orada üzerinde durulması gereken bir yaşam kalitesi sorunu vardır. SON SÖZ: YAĞMUR YAĞDIĞINDA HAYAT DURMAMALI Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Etiler Mahallesi’nde yağışlı havalarda ortaya çıkan manzara, yetkililerin ve ilgili kurumların dikkatine sunulması gereken önemli bir konudur. Yolların suyla dolması, kaldırımların araçlarla kapatılması, yürüyen merdivenlerin hizmet dışı kalması ve elektrik ile internet kesintilerine ilişkin şikâyetler, nedenleri araştırılarak çözüme kavuşturulmalıdır. Bu yazı herhangi bir kurumu peşinen suçlamak için değil, vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı sorunları dile getirmek ve çözüm beklentisini kamuoyuyla paylaşmak için kaleme alınmıştır. İlgili kurumların bölgede inceleme yapması, sorunlu noktaları belirlemesi ve gerekli önlemleri alması bekleniyor. Çünkü yağmur, hayatın doğal bir parçasıdır. Yağmur yağdığında yolların göle dönmesi, kaldırımların kullanılamaz hâle gelmesi ve insanların günlük yaşamlarının aksaması ise incelenmesi ve mümkün olduğunca önlenmesi gereken sorunlardır. Teknoloji çağı diyoruz. Peki, teknoloji insanın hayatını kolaylaştırmayacaksa ne işe yarayacak? Bir şehirde yaşlılar, engelliler ve çocuklar güvenle yürüyemiyorsa; vatandaş her yağmurda aynı sıkıntıyı yaşıyorsa; elektrik, internet ve ulaşım hizmetlerinde aksaklıklar günlük hayatı etkiliyorsa, artık sözden çok çözüme ihtiyaç vardır. Antalya’nın güzelliği kadar altyapısı da konuşulmalı. Mahallelerin sorunları duyulmalı, vatandaşın sesi karşılık bulmalı. Unutmayalım: Bir şehrin gelişmişliği, yalnızca yüksek binalarıyla veya teknolojik imkânlarıyla değil, en sıradan günde ve en zor hava koşullarında vatandaşına sunduğu güvenli yaşamla ölçülür. Teknoloji çağındayız. Öyleyse çağdaş şehir yaşamını yalnızca konuşmayalım; sokakta, kaldırımda, yolda ve vatandaşın günlük hayatında da görelim. Çünkü vatandaşın istediği ayrıcalık değil; güvenli yol, açık kaldırım, kesintisiz hizmet ve insanca yaşamdır. Mahmut Çiçekdağı
Ekleme Tarihi: 29 Ekim 2026 -Perşembe

TEKNOLOJİ ÇAĞINDAYIZ AMA ANTALYA’DA HER YAĞMURDA AYNI MANZARA!


Muratpaşa Etiler’de yollar göle dönüyor, kaldırımlar araçlarla doluyor; yaşlılar, engelliler ve çocuklar güvenli bir şekilde yürüyemiyor.
Antalya’nın Muratpaşa ilçesine bağlı Etiler Mahallesi’nde yağmur yağdığında ortaya çıkan manzara, şehir yaşamının en temel sorunlarından birini yeniden gündeme getiriyor. Yağmurun ardından suyla dolan yollar, kaldırımlara park edilen araçlar, duran yürüyen merdivenler, yaşanan elektrik kesintileri ve ortadan kaybolan internet bağlantısı… Peki, bütün bunlar teknoloji çağında yaşayan bir şehirde neden hâlâ yaşanıyor?
Her fırsatta gelişen teknolojiden, modern şehirlerden, akıllı sistemlerden ve çağdaş yaşamdan söz ediyoruz. Bilim ilerliyor, teknoloji her geçen gün yenileniyor, hayatımızı kolaylaştıran sistemler geliştiriliyor. Ancak Antalya’da yağmur yağdığı zaman vatandaşların karşılaştığı manzaralar, bu gelişmelerin günlük yaşama ne kadar yansıdığı sorusunu akıllara getiriyor.
Çünkü teknoloji yalnızca cep telefonlarından, bilgisayarlardan, hızlı internetten veya yüksek binalardan ibaret değildir. Teknoloji; vatandaşın güvenli bir şekilde yürüyebilmesi, yolların yağmur suyuyla dolmaması, elektriklerin kesilmemesi ve insanların günlük yaşamlarını sorunsuz sürdürebilmesi için de kullanılmalıdır.
Bir şehirde yağmur yağdığında hayat durma noktasına geliyorsa, burada yalnızca hava şartlarını değil, altyapıyı, şehir planlamasını ve alınması gereken önlemleri de konuşmak gerekir.
YAĞMUR YAĞIYOR, YOLLAR GÖLE DÖNÜYOR
Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Etiler Mahallesi’nde yağışlı havalarda karşılaşılan su birikintileri, vatandaşların günlük yaşamını zorlaştıran sorunların başında geliyor. Yollarda biriken yağmur suları, hem araç sürücülerini hem de yayaları olumsuz etkiliyor.
Yağmur suyunun tahliye edilemediği noktalarda vatandaşlar yürümekte güçlük çekiyor. Kaldırıma çıkmak isteyen yayalar, bu kez başka bir sorunla karşılaşıyor: Kaldırımlara park edilen araçlar.
Bir tarafta suyla kaplanan yollar, diğer tarafta araçlarla işgal edilen kaldırımlar… Arada kalan ise yürümeye çalışan vatandaş oluyor.
Vatandaşın sormaya hakkı var: Bir insan kendi mahallesinde yürümek için neden bu kadar zorlanmak zorunda kalıyor?
Kaldırımlar, araçların park etmesi için değil, yayaların güvenli bir şekilde ilerleyebilmesi için yapılmıştır. Özellikle yağışlı havalarda kaldırımların araçlarla kapatılması, zaten zorlaşan ulaşımı daha da güçleştiriyor.
Bu durum yalnızca bir trafik veya park meselesi değildir. Aynı zamanda bir güvenlik, erişilebilirlik ve insan hayatına saygı meselesidir.
YAŞLILAR, ENGELLİLER VE ÇOCUKLAR NE YAPACAK?
Şehir yaşamının gerçek kalitesi, yalnızca otomobillerin ne kadar rahat ilerlediğiyle ölçülmez. Asıl ölçü, en fazla desteğe ihtiyaç duyan insanların şehirde ne kadar güvenli hareket edebildiğidir.
Bir düşünelim…
Elinde bastonuyla yürümeye çalışan yaşlı bir vatandaş, karşısında suyla dolmuş bir yol ve kaldırıma park edilmiş bir araç gördüğünde ne yapacak?
Tekerlekli sandalyesiyle ilerlemeye çalışan bir engelli vatandaş, kaldırımın önü kapatıldığında hangi yolu kullanacak?
Okuluna gitmek isteyen küçük bir çocuk, kaldırımda yürüyemediği için araçların geçtiği yola inmek zorunda kaldığında kim onun güvenliğini sağlayacak?
Bunlar görmezden gelinecek sorular değildir.
Kaldırımların erişilebilir olması, engelli rampalarının açık tutulması, yaya geçitlerinin güvenli hâle getirilmesi ve yağmur sularının uygun şekilde tahliye edilmesi belediye hizmetlerinin temel unsurları arasında yer alır.
Bir şehirde yaşlılar, engelliler ve çocuklar güvenli bir şekilde yürüyemiyorsa, orada çözülmesi gereken önemli bir sorun var demektir.
Şehirler yalnızca araçlar için değil, insanlar için vardır.
HER YAĞMURDA AYNI SORUNLARI YAŞAMAK KADER Mİ?
Yağmur, doğal bir olaydır. Hiç kimse yağmurun yağmasını engelleyemez. Ancak yağmurun şehir yaşamını ne ölçüde aksatacağı, altyapının durumuyla ve önceden alınan tedbirlerle yakından ilişkilidir.
Asıl mesele, yağmurun yağması değil; her yağışta benzer sorunların tekrar yaşanmasıdır.
Bir bölgede su birikintileri sürekli meydana geliyorsa yağmur suyu ızgaralarının, drenaj hatlarının ve altyapı sistemlerinin incelenmesi gerekir. Sorunlu noktalar belirlenmeli, gerekli bakım ve iyileştirmeler yapılmalıdır.
Yağmur suyu giderlerinin temizliği, yol eğimlerinin kontrolü ve suyun tahliyesini sağlayan sistemlerin yeterliliği düzenli olarak değerlendirilmelidir.
Elbette her şiddetli yağışın etkisi aynı değildir. Olağanüstü yağışlar, en gelişmiş şehirlerde bile bazı aksaklıklara yol açabilir. Ancak vatandaşın beklentisi, bütün sorunların bir anda ortadan kalkması değil; bilinen sorunların tespit edilmesi, kalıcı çözümler üretilmesi ve aynı mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için gereken adımların atılmasıdır.
Çünkü geçici çözümler bir süre sonra yetersiz kalır. Vatandaş artık yalnızca suyun çekilmesini değil, bir sonraki yağmurda aynı manzarayla karşılaşmamayı istiyor.
YÜRÜYEN MERDİVENLER DURUYOR, VATANDAŞ MAĞDUR OLUYOR
Yağmurlu havalarda gündeme gelen bir diğer sorun da yürüyen merdivenlerin zaman zaman hizmet dışı kalmasıdır.
Yürüyen merdivenler, özellikle yaşlılar, hareket kabiliyeti kısıtlı kişiler, çocuklu aileler ve günlük ulaşımda bu sistemlere ihtiyaç duyan vatandaşlar için büyük kolaylık sağlar.
Ancak merdivenlerin durması, bu kolaylığın ortadan kalkmasına neden olur. Bazı vatandaşlar normal merdivenleri kullanmakta zorlanabilir; bazıları ise yoluna devam edebilmek için yardım almak zorunda kalabilir.
Burada sorulması gereken, yalnızca merdivenlerin neden durduğu değildir. Aynı zamanda bakım çalışmalarının düzenli yapılıp yapılmadığı, yağışlı havalara karşı gerekli koruma önlemlerinin alınıp alınmadığı ve arıza durumunda müdahalenin ne kadar hızlı gerçekleştirildiğidir.
Elbette her arızanın doğrudan yağmurdan kaynaklandığını söylemek doğru olmaz. Ancak yağışlı havalarda tekrarlayan aksaklıklar varsa, bunların nedenlerinin teknik olarak araştırılması gerekir.
Vatandaş, günlük yaşamını kolaylaştırması gereken sistemlerin güvenilir biçimde çalışmasını bekliyor. Bu beklenti bir ayrıcalık değil, çağdaş kent yaşamının doğal bir parçasıdır.
ELEKTRİK KESİNTİSİ, İNTERNET YOKLUĞU VE TEKNOLOJİ ÇELİŞKİSİ
Bugün teknoloji çağında yaşıyoruz. İşlerimizi internet üzerinden yapıyoruz, haberleşmemizi dijital sistemlerle sağlıyoruz, eğitimden ticarete kadar pek çok alanda elektronik hizmetlerden yararlanıyoruz.
Bir vatandaşın işi internet üzerinden olabilir. Bir esnafın siparişleri dijital sistemlere bağlı olabilir. Evinden çalışan bir insanın bütün mesaisi internet bağlantısıyla yürütülüyor olabilir. Öğrenciler derslerini takip etmek, aileler yakınlarıyla haberleşmek, insanlar bankacılık işlemlerini gerçekleştirmek için bu sistemlere ihtiyaç duyuyor.
Peki, elektrik kesildiğinde ne oluyor? İnternet bağlantısı koptuğunda günlük hayat nasıl devam ediyor?
Bir anda birçok iş aksayabiliyor. Esnaf müşterisine hizmet vermekte zorlanıyor, vatandaş işlemlerini gerçekleştiremiyor, iletişim imkânları kısıtlanıyor.
Özellikle elektrik ve internet kesintilerinin yağışlı havalarda tekrarlandığına ilişkin şikâyetler varsa, bunların nedenleri ilgili kurumlar tarafından açıklığa kavuşturulmalıdır.
Elektrik dağıtım şirketlerinin altyapıyı ve arıza kayıtlarını incelemesi, internet hizmeti sağlayıcılarının bağlantı sorunlarını değerlendirmesi, gerekli bakım ve iyileştirme çalışmalarını yürütmesi önem taşıyor.
Burada kurumları peşinen suçlamak değil, sorunun kaynağını bulmak ve çözümün takipçisi olmak gerekir.
Teknoloji çağında yaşamak, yalnızca yeni cihazlar kullanmak anlamına gelmez. Asıl gelişmişlik, bu sistemlerin günlük hayatın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde güvenilir ve sürdürülebilir olmasıdır.
ANTALYA SADECE GÜNEŞİYLE DEĞİL, ALTYAPISIYLA DA ANILMALI
Antalya denildiğinde akla ilk olarak güneş, deniz, turizm ve doğal güzellikler geliyor. Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan bu şehir, yıl boyunca çok sayıda insanı ağırlıyor.
Ancak bir şehrin gerçek yüzü yalnızca güneşli günlerde ortaya çıkmaz. Yağmur yağdığında, yollar suyla dolduğunda, kaldırımlar kullanılamadığında ve ulaşım aksadığında da şehir yönetiminin hizmet kapasitesi görülür.
Antalya’nın yalnızca turistik bölgelerinde değil, mahalle aralarında da güvenli ve düzenli bir yaşam sunması gerekiyor.
Muratpaşa Etiler’de vatandaşların dile getirdiği sorunlar, daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor: Antalya’nın farklı mahallelerinde yağmur suyu altyapısı, kaldırım düzeni, yaya güvenliği ve temel hizmetlerin sürekliliği ne durumda?
Antalya’nın her tarafında aynı sorunların yaşandığını söyleyebilmek için mahalle mahalle inceleme ve somut verilere ihtiyaç vardır. Ancak farklı bölgelerden benzer şikâyetler geliyorsa bunların ortak bir değerlendirmeyle ele alınması, şehir genelinde gerekli iyileştirmelerin yapılması önemlidir.
Çünkü bir mahallenin sorunu, o mahallede yaşayan insanlarla sınırlı görünse de aslında bütün şehrin yaşam kalitesiyle ilgilidir.
SORUMLULUK KİMDE, ÇÖZÜM NASIL OLACAK?
Şehir yaşamında karşılaşılan her sorunun sorumluluğu aynı kuruma ait değildir. Yol ve kaldırım düzenlemeleri, yağmur suyu altyapısı, toplu ulaşım sistemleri, elektrik dağıtımı ve internet hizmetleri farklı kurumların görev alanlarına girebilir.
Bu nedenle çözüm için öncelikle sorunların doğru belirlenmesi, ilgili kurumların harekete geçirilmesi ve kurumlar arasında koordinasyon sağlanması gerekir.
Yerel yönetimlerin su birikintilerinin oluştuğu noktaları tespit etmesi, yağmur suyu tahliye sistemlerini incelemesi ve kaldırımların yayalar tarafından kullanılmasını sağlaması önemlidir.
Trafik denetimlerinin artırılması, kaldırımları kapatan araçlara karşı gerekli işlemlerin uygulanması ve engelli vatandaşların geçiş güzergâhlarının açık tutulması da bu çalışmaların parçası olmalıdır.
Elektrik ve internet kesintileri bakımından ise ilgili hizmet sağlayıcıların arıza nedenlerini araştırması, altyapıdaki eksiklikleri gidermesi ve vatandaşları bilgilendirmesi beklenmektedir.
Bunların yanı sıra vatandaşların bildirdiği sorunların kayıt altına alınması, yapılan çalışmaların sonuçlarının paylaşılması ve aynı noktaların düzenli olarak denetlenmesi gerekir.
Vatandaşın şikâyetini dile getirmesi tek başına yeterli değildir. O şikâyetin karşılık bulması, çözümün uygulanması ve sonucun takip edilmesi gerekir.
TEKNOLOJİ ÇAĞI DİYORUZ, PEKİ YAŞAM KALİTEMİZ NEREDE?
Bugün dünyanın birçok yerinde akıllı şehirlerden, dijital belediyecilikten, sürdürülebilir ulaşım sistemlerinden ve afetlere dayanıklı altyapılardan söz ediliyor.
Peki, bütün bu kavramlar vatandaşın günlük hayatında ne ifade ediyor?
Bir insan yağmurda ayakkabıları ıslanmasın diye değil, su birikintileri nedeniyle güvenle yürüyemediği için yolunu değiştirmek zorunda kalıyorsa…
Bir yaşlı, kaldırım araçlarla kapatıldığı için caddede yürümek zorunda kalıyorsa…
Bir engelli vatandaş, geçiş güzergâhında engelle karşılaşıyorsa…
Bir esnaf elektrik veya internet kesintisi nedeniyle işini sürdüremiyorsa…
O zaman teknoloji kavramını yeniden düşünmek gerekir.
Teknoloji, insanın hayatını kolaylaştırmak için vardır. Şehircilik ise insanların güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir çevrede yaşamasını sağlamalıdır. Bu iki anlayışın ortak noktası insandır.
Akıllı şehir olmak, yalnızca ekranlarda güzel görünen projeler üretmek değildir. Yağmur suyunu doğru yönetmek, kaldırımları açık tutmak, ulaşım sistemlerini işler durumda bulundurmak ve temel hizmetlerin sürekliliğini sağlamak da akıllı şehir anlayışının bir parçasıdır.
VATANDAŞIN İSTEDİĞİ LÜKS DEĞİL, GÜVENLİ BİR YAŞAM
Muratpaşa Etiler’de ve benzer sorunların yaşandığı diğer bölgelerde vatandaşların beklentisi oldukça açık.
İnsanlar yağmur yağdığında evlerine, işlerine ve okullarına güvenli bir şekilde ulaşmak istiyor. Yaşlıların, engellilerin ve çocukların kaldırımlarda rahatça yürüyebilmesini istiyor. Elektrik ve internet hizmetlerinde yaşanan aksaklıkların azaltılmasını, arızaların giderilmesini ve sorunların nedenleri hakkında bilgi verilmesini bekliyor.
Kimse yağmurun yağmamasını istemiyor. İstenen, yağmurun günlük hayatı gereğinden fazla zorlaştırmaması.
Kimse her sorunun bir günde çözülmesini beklemiyor. Beklenen, sorunların kabul edilmesi, çözüm için plan hazırlanması ve yapılan çalışmaların somut sonuçlarının görülmesi.
Şehirler yalnızca binalardan, yollardan ve araçlardan oluşmaz. Şehirleri şehir yapan, içinde yaşayan insanlardır. Bir mahallede vatandaş kendisini güvende hissetmiyorsa, çocuklar kaldırımda yürüyemiyorsa, yaşlılar yola inmek zorunda kalıyorsa, orada üzerinde durulması gereken bir yaşam kalitesi sorunu vardır.
SON SÖZ: YAĞMUR YAĞDIĞINDA HAYAT DURMAMALI
Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Etiler Mahallesi’nde yağışlı havalarda ortaya çıkan manzara, yetkililerin ve ilgili kurumların dikkatine sunulması gereken önemli bir konudur.
Yolların suyla dolması, kaldırımların araçlarla kapatılması, yürüyen merdivenlerin hizmet dışı kalması ve elektrik ile internet kesintilerine ilişkin şikâyetler, nedenleri araştırılarak çözüme kavuşturulmalıdır.
Bu yazı herhangi bir kurumu peşinen suçlamak için değil, vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı sorunları dile getirmek ve çözüm beklentisini kamuoyuyla paylaşmak için kaleme alınmıştır.
İlgili kurumların bölgede inceleme yapması, sorunlu noktaları belirlemesi ve gerekli önlemleri alması bekleniyor.
Çünkü yağmur, hayatın doğal bir parçasıdır. Yağmur yağdığında yolların göle dönmesi, kaldırımların kullanılamaz hâle gelmesi ve insanların günlük yaşamlarının aksaması ise incelenmesi ve mümkün olduğunca önlenmesi gereken sorunlardır.
Teknoloji çağı diyoruz. Peki, teknoloji insanın hayatını kolaylaştırmayacaksa ne işe yarayacak?
Bir şehirde yaşlılar, engelliler ve çocuklar güvenle yürüyemiyorsa; vatandaş her yağmurda aynı sıkıntıyı yaşıyorsa; elektrik, internet ve ulaşım hizmetlerinde aksaklıklar günlük hayatı etkiliyorsa, artık sözden çok çözüme ihtiyaç vardır.
Antalya’nın güzelliği kadar altyapısı da konuşulmalı. Mahallelerin sorunları duyulmalı, vatandaşın sesi karşılık bulmalı.
Unutmayalım: Bir şehrin gelişmişliği, yalnızca yüksek binalarıyla veya teknolojik imkânlarıyla değil, en sıradan günde ve en zor hava koşullarında vatandaşına sunduğu güvenli yaşamla ölçülür.
Teknoloji çağındayız. Öyleyse çağdaş şehir yaşamını yalnızca konuşmayalım; sokakta, kaldırımda, yolda ve vatandaşın günlük hayatında da görelim.
Çünkü vatandaşın istediği ayrıcalık değil; güvenli yol, açık kaldırım, kesintisiz hizmet ve insanca yaşamdır.

Mahmut Çiçekdağı

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.