Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Kadının İş Hayatındaki Yeri ve İslâm’da Çalışma Hakkı

Günümüzde hâlâ “kadınlar çalışmamalı” ya da “kız çocukları iş hayatının dışında kalmalı” gibi düşüncelerle karşılaşıyoruz. Açık konuşmak gerekirse bu yaklaşım ne toplumsal gerçeklikle ne de dinî referanslarla örtüşmektedir. Genel ahlak kurallarına uymak kaydıyla kadın–erkek herkesin çalışma, üretme ve ticaret yapma hakkı vardır. Meseleye yalnızca “kadının çalışması” başlığıyla bakmak zaten başlı başına eksik bir yaklaşımdır. Asıl mesele, kadın–erkek ayrımına sıkışmadan, daha kapsayıcı bir bakışla “insan” üzerinden değerlendirme yapabilmektir. Sanayi Devrimi ve modernleşme süreciyle birlikte kadın, yalnızca ev içi rollerle tanımlanan bir konumdan çıkarak eğitim, istihdam ve üretim alanlarında da aktif bir özne hâline gelmiştir. Köyden kente göç, geniş aile yapısının çözülmesi ve çekirdek aile düzenine geçilmesiyle birlikte hane içi sorumluluklar da yeniden şekillenmiştir. Artık çocuk bakımı, ev içi işler ve çalışma hayatı; yalnızca kadının değil, kadın ve erkeğin ortak sorumluluğu hâline gelmiştir. Ancak toplumsal pratikte bu denge çoğu zaman sağlanamamaktadır. Özellikle kent yaşamında kadınlar; hem ev içinde hem iş hayatında iki hatta üçlü roller üstlenmek zorunda kalmaktadır. Bu durum, zamanla hem fiziksel hem zihinsel hem de duygusal yıpranmaya yol açmaktadır. İşte tam bu noktada denge kavramı hayati önem taşımaktadır. İş–yaşam dengesi meselesi yalnızca kadınlara özgü bir sorun değildir. İslam’da dengeli bir hayat anlayışı, kadın–erkek ayrımı olmaksızın herkes için esastır. Dolayısıyla “kadının çalışması” meselesi, yasaklar ve sınırlar üzerinden değil; ölçü, denge ve sorumluluk çerçevesinde ele alınmalıdır. Ayetler Ne Söylüyor? Kur’an’a bakıldığında, kadının çalışma hayatını dışlayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine, kadınların iradesini, emeğini ve kazancını tanıyan açık ifadeler mevcuttur. Mümtehine Sûresi 12. ayette Hz. Peygamber’in kadınlardan bizzat biat alması, kadının irade ve sorumluluk sahibi bağımsız bir birey olduğunu açıkça göstermektedir. Zekât, hac gibi mali ibadetlerde de kadın–erkek ayrımı yapılmamaktadır. Bu da hak ve yükümlülüklerin cinsiyet üzerinden değil, birey üzerinden tanımlandığını ortaya koyar. Kur’an’da çalışma ve kazançla ilgili ayetler de bu durumu destekler: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39) “Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır; kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.” (Nisâ, 4/32) “Karşılıklı rızaya dayanan ticaret hariç mallarınızı batıl yollarla yemeyin.” (Nisâ, 4/29) Bu ayetlerde görüldüğü üzere, kazanç elde etme ve emek verme konusunda kadınları dışlayan herhangi bir ayrım yoktur. Peygamber Döneminden Örnekler Kadının çalışmasının dinen sakıncalı olduğu iddiası, Hz. Peygamber dönemine bakıldığında da temelsiz kalmaktadır. O dönemde pek çok kadın sahabe farklı alanlarda aktif olarak çalışmıştır: Hz. Hatice tüccardı. Havle el-Attâre koku ve parfüm satardı. Esma bint Ebû Bekir at bakımı yapardı. Şifâ bint Abdullah okuma-yazma öğretmiş, sağlık alanında görev almıştır. Semra bint Nüheyk, pazarlarda denetim yaparak bugünkü anlamda zabıtalık görevini üstlenmiştir. Ümmü Atıyye, Hz. Âişe ve Hz. Zeynep sağlık hizmetlerinde bulunmuştur. Rayta bint Abdullah dokumacılık ve terzilik yapmıştır. Nesîbe binti Ka‘b, Uhud Savaşı’nda fiilen savaşarak Hz. Peygamber’i korumuştur. Bu örnekler açıkça göstermektedir ki İslam tarihinde kadın, hayatın dışına itilmiş pasif bir figür değil; aksine üretimin, ticaretin, eğitimin ve toplumun aktif bir parçasıdır. Sonuç Yerine Bir an durup düşünelim: Kadınlar çalışmasaydı; doktor, öğretmen, hemşire, akademisyen, zanaatkâr, çiftçi, üretici olmasaydı bu toplum nasıl ayakta kalabilirdi? İslam, kadını eve kapatan değil; ahlak, sorumluluk ve denge çerçevesinde toplumsal hayata dahil eden bir anlayış sunar. Dolayısıyla mesele “kadın çalışmalı mı?” sorusu değildir. Asıl mesele, insanın onuruna yakışır, adil ve dengeli bir hayatın nasıl kurulacağıdır. Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar
Ekleme Tarihi: 01 Şubat 2026 -Pazar

Kadının İş Hayatındaki Yeri ve İslâm’da Çalışma Hakkı

Günümüzde hâlâ “kadınlar çalışmamalı” ya da “kız çocukları iş hayatının dışında kalmalı” gibi düşüncelerle karşılaşıyoruz. Açık konuşmak gerekirse bu yaklaşım ne toplumsal gerçeklikle ne de dinî referanslarla örtüşmektedir.

Genel ahlak kurallarına uymak kaydıyla kadın–erkek herkesin çalışma, üretme ve ticaret yapma hakkı vardır.

Meseleye yalnızca “kadının çalışması” başlığıyla bakmak zaten başlı başına eksik bir yaklaşımdır. Asıl mesele, kadın–erkek ayrımına sıkışmadan, daha kapsayıcı bir bakışla “insan” üzerinden değerlendirme yapabilmektir.

Sanayi Devrimi ve modernleşme süreciyle birlikte kadın, yalnızca ev içi rollerle tanımlanan bir konumdan çıkarak eğitim, istihdam ve üretim alanlarında da aktif bir özne hâline gelmiştir. Köyden kente göç, geniş aile yapısının çözülmesi ve çekirdek aile düzenine geçilmesiyle birlikte hane içi sorumluluklar da yeniden şekillenmiştir.
Artık çocuk bakımı, ev içi işler ve çalışma hayatı; yalnızca kadının değil, kadın ve erkeğin ortak sorumluluğu hâline gelmiştir.

Ancak toplumsal pratikte bu denge çoğu zaman sağlanamamaktadır. Özellikle kent yaşamında kadınlar; hem ev içinde hem iş hayatında iki hatta üçlü roller üstlenmek zorunda kalmaktadır. Bu durum, zamanla hem fiziksel hem zihinsel hem de duygusal yıpranmaya yol açmaktadır. İşte tam bu noktada denge kavramı hayati önem taşımaktadır.

İş–yaşam dengesi meselesi yalnızca kadınlara özgü bir sorun değildir. İslam’da dengeli bir hayat anlayışı, kadın–erkek ayrımı olmaksızın herkes için esastır. Dolayısıyla “kadının çalışması” meselesi, yasaklar ve sınırlar üzerinden değil; ölçü, denge ve sorumluluk çerçevesinde ele alınmalıdır.

Ayetler Ne Söylüyor?

Kur’an’a bakıldığında, kadının çalışma hayatını dışlayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine, kadınların iradesini, emeğini ve kazancını tanıyan açık ifadeler mevcuttur.

Mümtehine Sûresi 12. ayette Hz. Peygamber’in kadınlardan bizzat biat alması, kadının irade ve sorumluluk sahibi bağımsız bir birey olduğunu açıkça göstermektedir.
Zekât, hac gibi mali ibadetlerde de kadın–erkek ayrımı yapılmamaktadır. Bu da hak ve yükümlülüklerin cinsiyet üzerinden değil, birey üzerinden tanımlandığını ortaya koyar.

Kur’an’da çalışma ve kazançla ilgili ayetler de bu durumu destekler:

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39)

“Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır; kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.” (Nisâ, 4/32)

“Karşılıklı rızaya dayanan ticaret hariç mallarınızı batıl yollarla yemeyin.” (Nisâ, 4/29)

Bu ayetlerde görüldüğü üzere, kazanç elde etme ve emek verme konusunda kadınları dışlayan herhangi bir ayrım yoktur.

Peygamber Döneminden Örnekler

Kadının çalışmasının dinen sakıncalı olduğu iddiası, Hz. Peygamber dönemine bakıldığında da temelsiz kalmaktadır. O dönemde pek çok kadın sahabe farklı alanlarda aktif olarak çalışmıştır:

  • Hz. Hatice tüccardı.

  • Havle el-Attâre koku ve parfüm satardı.

  • Esma bint Ebû Bekir at bakımı yapardı.

  • Şifâ bint Abdullah okuma-yazma öğretmiş, sağlık alanında görev almıştır.

  • Semra bint Nüheyk, pazarlarda denetim yaparak bugünkü anlamda zabıtalık görevini üstlenmiştir.

  • Ümmü Atıyye, Hz. Âişe ve Hz. Zeynep sağlık hizmetlerinde bulunmuştur.

  • Rayta bint Abdullah dokumacılık ve terzilik yapmıştır.

  • Nesîbe binti Ka‘b, Uhud Savaşı’nda fiilen savaşarak Hz. Peygamber’i korumuştur.

Bu örnekler açıkça göstermektedir ki İslam tarihinde kadın, hayatın dışına itilmiş pasif bir figür değil; aksine üretimin, ticaretin, eğitimin ve toplumun aktif bir parçasıdır.

Sonuç Yerine

Bir an durup düşünelim:
Kadınlar çalışmasaydı; doktor, öğretmen, hemşire, akademisyen, zanaatkâr, çiftçi, üretici olmasaydı bu toplum nasıl ayakta kalabilirdi?

İslam, kadını eve kapatan değil; ahlak, sorumluluk ve denge çerçevesinde toplumsal hayata dahil eden bir anlayış sunar. Dolayısıyla mesele “kadın çalışmalı mı?” sorusu değildir. Asıl mesele, insanın onuruna yakışır, adil ve dengeli bir hayatın nasıl kurulacağıdır.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler