Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

HERKES ÖFKELİ, HERKES BİRBİRİNE TERS

Son zamanlarda toplum olarak hepimizin üzerinde ağır bir yorgunluk var. İnsanların yüzlerinde huzurdan çok endişe, konuşmalarında sakinlikten çok öfke, birbirlerine karşı davranışlarında ise anlayıştan çok tahammülsüzlük görülüyor. Sanki herkes biraz kızgın, biraz kırgın, biraz da öfkeli… En küçük meselede sesler yükseliyor, insanlar birbirine sert sözler söylüyor, hakaretler havada uçuşuyor. Birbirimizi dinlemek yerine birbirimizin sözünü kesiyor, anlamaya çalışmak yerine suçlamayı tercih ediyoruz. Üstelik artık birçok insanın elinden telefon düşmüyor. Bir tartışma çıktığında ilk refleksimiz olayı sakinleştirmek değil, telefonu çıkarıp video çekmek oluyor. Bir kavga mı var? Hemen telefonlar çıkarılıyor. Bir tartışma mı yaşanıyor? Hemen kayıt başlıyor. Bir vatandaşla esnaf mı tartıştı? Video çekiliyor. Bir otobüs şoförüyle yolcu arasında anlaşmazlık mı çıktı? Yine telefonlar havada… Sanki yaşanan olayı çözmekten çok, onu kayda alıp sosyal medyada paylaşmak daha önemli hale geldi. Oysa bir toplumun huzuru, kaç tartışmanın videosunu çektiğiyle değil; kaç tartışmayı büyümeden sona erdirebildiğiyle ölçülür. OTOBÜS ŞOFÖRÜ DE VATANDAŞ DA YORGUN Toplu taşıma araçlarında da benzer manzaralara zaman zaman rastlıyoruz. Otobüs şoförü yoğun trafikte, uzun çalışma saatlerinin ve günlük stresin içerisinde görevini yapmaya çalışıyor. Yolcunun da kendi sıkıntıları, yetişmesi gereken işleri ve günlük hayatın yükü var. Bir durakta yaşanan küçük bir gecikme, bir kart problemi, bir güzergâh tartışması veya yanlış anlaşılma bir anda karşılıklı bağırışmaya dönüşebiliyor. Şoför yolcuya sert konuşuyor. Yolcu şoföre sert cevap veriyor. Ardından hakaretler… Sonra telefonlar… Ve birkaç dakika içinde küçük bir mesele büyük bir olay haline geliyor. Oysa şoför de insan, yolcu da insan. Birbirlerine bağırmadan, hakaret etmeden, sakin bir şekilde konuşmak mümkün. ESNAF VE MÜŞTERİ ARASINDA DA TAHAMMÜLSÜZLÜK ARTIYOR Esnaf vatandaşın yüzüdür. Vatandaş da esnafın müşterisidir. Aralarında karşılıklı saygı ve güven olması gerekirken bazen en küçük anlaşmazlıkta sesler yükseliyor. Müşteri bir ürünün fiyatından memnun olmayabilir. Esnaf müşterinin davranışından rahatsız olabilir. Bir yanlış anlaşılma yaşanabilir. Ama bütün bunların çözümü hakaret etmek değildir. “Sen kimsin?” “Sen anlamıyor musun?” “Git başka yerden al.” gibi sözler, sorunu çözmediği gibi insanlar arasındaki güveni de zedeliyor. Esnafın da vatandaşa, vatandaşın da esnafa ihtiyacı var. Birbirimize kötü davranarak aslında hepimizin hayatını zorlaştırıyoruz. MÜŞTERİ HİZMETLERİNDE DE İNSANİ İLİŞKİYİ UNUTMAYALIM Bir başka sorun da müşteri hizmetlerinde karşımıza çıkıyor. Telefonun diğer ucundaki görevli çoğu zaman şirketin sahibi değil. Sistemin bütün sorunlarını çözecek kişi de değil. Vatandaş bir sorun yaşadığında doğal olarak kızgın olabilir. Ancak karşısındaki müşteri hizmetleri görevlisine hakaret etmek, bağırmak veya aşağılamak sorunu çözmüyor. Aynı şekilde müşteri hizmetleri görevlilerinin de vatandaşa karşı küçümseyici, ilgisiz veya sert bir tavır takınması kabul edilebilir değil. İki tarafın da unutmaması gereken basit bir gerçek var: Telefonun diğer ucunda da bir insan var. Bir insanın işini yaparken hakarete uğraması ne kadar yanlışsa, hizmet alan vatandaşın da saygısız bir tavırla karşılaşması o kadar yanlıştır. VATANDAŞ VATANDAŞA DA TERS DAVRANIYOR Mesele yalnızca şoför, esnaf veya çalışanlarla sınırlı değil. Vatandaş vatandaşla da kavga ediyor. Apartmanda komşular birbirine kızıyor. Trafikte sürücüler birbirine bağırıyor. Sırada bekleyen insanlar birbirinin önüne geçmeye çalışıyor. Park yeri yüzünden tartışmalar çıkıyor. Bir korna sesi, bir bakış, bir yanlış anlaşılma bile büyük bir öfkeye dönüşebiliyor. Sanki herkesin sinirleri pamuk ipliğine bağlı. Birisi diğerine biraz ters baktığında bile “Bana niye baktın?” tartışması başlayabiliyor. TELEFONLAR HEP ELİMİZDE Bir başka dikkat çekici değişim ise şu: Eskiden bir olay olduğunda çevredeki insanlar ayırmaya çalışırdı. Şimdi ise birçok kişi telefonunu çıkarıp kayıt almaya çalışıyor. Elbette yaşanan bir olayın belgelenmesi bazı durumlarda önemli olabilir. Ancak her tartışmayı sosyal medya malzemesine dönüştürmek de toplumsal gerilimi artırabiliyor. Özellikle insanların yüzlerini, seslerini ve özel durumlarını düşünmeden kayda alıp paylaşmak, tartışmayı olayın yaşandığı yerden çıkarıp binlerce kişinin önüne taşıyabiliyor. Bir anlık öfke, dakikalar içinde binlerce kişinin izlediği bir görüntüye dönüşebiliyor. Sonra yorumlar geliyor. Hakaretler geliyor. Taraf tutmalar başlıyor. Ve başlangıçta iki kişinin arasında yaşanan küçük bir anlaşmazlık, toplumun geniş kesimlerine yayılan yeni bir tartışmaya dönüşüyor. BİRAZ DURUP DÜŞÜNMELİYİZ Hepimizin kendimize sorması gereken bazı sorular var: Ben bugün bir insanı gereksiz yere kırdım mı? Birinin sözünü dinlemeden cevap verdim mi? Öfkelendiğim için sesimi yükselttim mi? Hakaret ederek neyi çözdüm? Telefonumu çıkarıp video çekmek yerine ortamı sakinleştirmeye çalışabilir miydim? Belki de değişim tam burada başlayacak. Çünkü toplum dediğimiz şey yalnızca kurumlar, yöneticiler veya kurallar değildir. Toplum, biziz. Otobüs şoförü de toplumun bir parçası. Esnaf da… Müşteri hizmetleri görevlisi de… Öğretmen de… İşçi de… Emekli de… Öğrenci de… Ve sokakta karşılaştığımız sıradan vatandaş da… Hepimizin birbirine ihtiyacı var. HAKLI ÇIKMAK MI, İNSAN KALMAK MI? Her tartışmada haklı çıkmak zorunda değiliz. Her söylenen söze cevap vermek zorunda değiliz. Her hatayı büyütmek zorunda değiliz. Bazen susmak, tartışmayı kaybetmek değildir. Bazen özür dilemek küçülmek değildir. Bazen “Sizi yanlış anladım” diyebilmek büyük bir erdemdir. Bazen de telefonu cebimize koyup “Arkadaşlar, sakin olalım” demek, saatlerce sürecek bir tartışmayı birkaç dakikada bitirebilir. Unutmayalım: Bağırmak haklılığın, hakaret etmek gücün, video çekmek de çözümün göstergesi değildir. Asıl güç, öfkeliyken kendimizi kontrol edebilmektir. Asıl medeniyet, karşımızdaki insanın da bizim gibi duyguları olduğunu hatırlamaktır. Asıl başarı ise bir tartışmayı kazanmak değil, tartışmayı büyütmeden çözebilmektir. Bugün birbirimize biraz daha sabır gösterelim. Otobüs şoförüne… Esnafa… Müşteri hizmetleri görevlisine… Komşumuza… Trafikteki sürücüye… Sırada bekleyen vatandaşa… Ve hiç tanımadığımız insana… Biraz daha anlayışlı davranalım. Telefonu her tartışmada hemen elimize almak yerine bazen elimizi uzatıp “Sakin olalım, konuşarak çözelim” diyelim. Çünkü bu toplumda herkes birbirine yabancı değil. Aynı sokaklarda yaşıyor, aynı otobüslere biniyor, aynı pazarlardan alışveriş yapıyor, aynı şehirlerde nefes alıyoruz. Hepimiz aynı hayatın içerisindeyiz. Birbirimizi kırarak hiçbirimiz kazanamayız. Belki de bugün ihtiyacımız olan şey daha yüksek sesle konuşmak değil, birbirimizi daha dikkatli dinlemek. Daha çok suçlu aramak değil, daha çok çözüm üretmek. Daha fazla video çekmek değil, daha az kavga etmek. Ve en önemlisi… Birbirimize yeniden insan gibi davranmayı hatırlamak. Mahmut ÇİÇEKDAĞI
Ekleme Tarihi: 03 Ekim 2026 -Cumartesi

HERKES ÖFKELİ, HERKES BİRBİRİNE TERS

Son zamanlarda toplum olarak hepimizin üzerinde ağır bir yorgunluk var. İnsanların yüzlerinde huzurdan çok endişe, konuşmalarında sakinlikten çok öfke, birbirlerine karşı davranışlarında ise anlayıştan çok tahammülsüzlük görülüyor.
Sanki herkes biraz kızgın, biraz kırgın, biraz da öfkeli…
En küçük meselede sesler yükseliyor, insanlar birbirine sert sözler söylüyor, hakaretler havada uçuşuyor. Birbirimizi dinlemek yerine birbirimizin sözünü kesiyor, anlamaya çalışmak yerine suçlamayı tercih ediyoruz.
Üstelik artık birçok insanın elinden telefon düşmüyor. Bir tartışma çıktığında ilk refleksimiz olayı sakinleştirmek değil, telefonu çıkarıp video çekmek oluyor.
Bir kavga mı var?
Hemen telefonlar çıkarılıyor.
Bir tartışma mı yaşanıyor?
Hemen kayıt başlıyor.
Bir vatandaşla esnaf mı tartıştı?
Video çekiliyor.
Bir otobüs şoförüyle yolcu arasında anlaşmazlık mı çıktı?
Yine telefonlar havada…
Sanki yaşanan olayı çözmekten çok, onu kayda alıp sosyal medyada paylaşmak daha önemli hale geldi.
Oysa bir toplumun huzuru, kaç tartışmanın videosunu çektiğiyle değil; kaç tartışmayı büyümeden sona erdirebildiğiyle ölçülür.
OTOBÜS ŞOFÖRÜ DE VATANDAŞ DA YORGUN
Toplu taşıma araçlarında da benzer manzaralara zaman zaman rastlıyoruz.
Otobüs şoförü yoğun trafikte, uzun çalışma saatlerinin ve günlük stresin içerisinde görevini yapmaya çalışıyor. Yolcunun da kendi sıkıntıları, yetişmesi gereken işleri ve günlük hayatın yükü var.
Bir durakta yaşanan küçük bir gecikme, bir kart problemi, bir güzergâh tartışması veya yanlış anlaşılma bir anda karşılıklı bağırışmaya dönüşebiliyor.
Şoför yolcuya sert konuşuyor.
Yolcu şoföre sert cevap veriyor.
Ardından hakaretler…
Sonra telefonlar…
Ve birkaç dakika içinde küçük bir mesele büyük bir olay haline geliyor.
Oysa şoför de insan, yolcu da insan.
Birbirlerine bağırmadan, hakaret etmeden, sakin bir şekilde konuşmak mümkün.
ESNAF VE MÜŞTERİ ARASINDA DA TAHAMMÜLSÜZLÜK ARTIYOR
Esnaf vatandaşın yüzüdür.
Vatandaş da esnafın müşterisidir.
Aralarında karşılıklı saygı ve güven olması gerekirken bazen en küçük anlaşmazlıkta sesler yükseliyor.
Müşteri bir ürünün fiyatından memnun olmayabilir.
Esnaf müşterinin davranışından rahatsız olabilir.
Bir yanlış anlaşılma yaşanabilir.
Ama bütün bunların çözümü hakaret etmek değildir.
“Sen kimsin?”
“Sen anlamıyor musun?”
“Git başka yerden al.”
gibi sözler, sorunu çözmediği gibi insanlar arasındaki güveni de zedeliyor.
Esnafın da vatandaşa, vatandaşın da esnafa ihtiyacı var.
Birbirimize kötü davranarak aslında hepimizin hayatını zorlaştırıyoruz.
MÜŞTERİ HİZMETLERİNDE DE İNSANİ İLİŞKİYİ UNUTMAYALIM
Bir başka sorun da müşteri hizmetlerinde karşımıza çıkıyor.
Telefonun diğer ucundaki görevli çoğu zaman şirketin sahibi değil. Sistemin bütün sorunlarını çözecek kişi de değil.
Vatandaş bir sorun yaşadığında doğal olarak kızgın olabilir. Ancak karşısındaki müşteri hizmetleri görevlisine hakaret etmek, bağırmak veya aşağılamak sorunu çözmüyor.
Aynı şekilde müşteri hizmetleri görevlilerinin de vatandaşa karşı küçümseyici, ilgisiz veya sert bir tavır takınması kabul edilebilir değil.
İki tarafın da unutmaması gereken basit bir gerçek var:
Telefonun diğer ucunda da bir insan var.
Bir insanın işini yaparken hakarete uğraması ne kadar yanlışsa, hizmet alan vatandaşın da saygısız bir tavırla karşılaşması o kadar yanlıştır.
VATANDAŞ VATANDAŞA DA TERS DAVRANIYOR
Mesele yalnızca şoför, esnaf veya çalışanlarla sınırlı değil.
Vatandaş vatandaşla da kavga ediyor.
Apartmanda komşular birbirine kızıyor.
Trafikte sürücüler birbirine bağırıyor.
Sırada bekleyen insanlar birbirinin önüne geçmeye çalışıyor.
Park yeri yüzünden tartışmalar çıkıyor.
Bir korna sesi, bir bakış, bir yanlış anlaşılma bile büyük bir öfkeye dönüşebiliyor.
Sanki herkesin sinirleri pamuk ipliğine bağlı.
Birisi diğerine biraz ters baktığında bile “Bana niye baktın?” tartışması başlayabiliyor.
TELEFONLAR HEP ELİMİZDE
Bir başka dikkat çekici değişim ise şu:
Eskiden bir olay olduğunda çevredeki insanlar ayırmaya çalışırdı.
Şimdi ise birçok kişi telefonunu çıkarıp kayıt almaya çalışıyor.
Elbette yaşanan bir olayın belgelenmesi bazı durumlarda önemli olabilir. Ancak her tartışmayı sosyal medya malzemesine dönüştürmek de toplumsal gerilimi artırabiliyor.
Özellikle insanların yüzlerini, seslerini ve özel durumlarını düşünmeden kayda alıp paylaşmak, tartışmayı olayın yaşandığı yerden çıkarıp binlerce kişinin önüne taşıyabiliyor.
Bir anlık öfke, dakikalar içinde binlerce kişinin izlediği bir görüntüye dönüşebiliyor.
Sonra yorumlar geliyor.
Hakaretler geliyor.
Taraf tutmalar başlıyor.
Ve başlangıçta iki kişinin arasında yaşanan küçük bir anlaşmazlık, toplumun geniş kesimlerine yayılan yeni bir tartışmaya dönüşüyor.
BİRAZ DURUP DÜŞÜNMELİYİZ
Hepimizin kendimize sorması gereken bazı sorular var:
Ben bugün bir insanı gereksiz yere kırdım mı?
Birinin sözünü dinlemeden cevap verdim mi?
Öfkelendiğim için sesimi yükselttim mi?
Hakaret ederek neyi çözdüm?
Telefonumu çıkarıp video çekmek yerine ortamı sakinleştirmeye çalışabilir miydim?
Belki de değişim tam burada başlayacak.
Çünkü toplum dediğimiz şey yalnızca kurumlar, yöneticiler veya kurallar değildir.
Toplum, biziz.
Otobüs şoförü de toplumun bir parçası.
Esnaf da…
Müşteri hizmetleri görevlisi de…
Öğretmen de…
İşçi de…
Emekli de…
Öğrenci de…
Ve sokakta karşılaştığımız sıradan vatandaş da…
Hepimizin birbirine ihtiyacı var.
HAKLI ÇIKMAK MI, İNSAN KALMAK MI?
Her tartışmada haklı çıkmak zorunda değiliz.
Her söylenen söze cevap vermek zorunda değiliz.
Her hatayı büyütmek zorunda değiliz.
Bazen susmak, tartışmayı kaybetmek değildir.
Bazen özür dilemek küçülmek değildir.
Bazen “Sizi yanlış anladım” diyebilmek büyük bir erdemdir.
Bazen de telefonu cebimize koyup “Arkadaşlar, sakin olalım” demek, saatlerce sürecek bir tartışmayı birkaç dakikada bitirebilir.
Unutmayalım:
Bağırmak haklılığın, hakaret etmek gücün, video çekmek de çözümün göstergesi değildir.
Asıl güç, öfkeliyken kendimizi kontrol edebilmektir.
Asıl medeniyet, karşımızdaki insanın da bizim gibi duyguları olduğunu hatırlamaktır.
Asıl başarı ise bir tartışmayı kazanmak değil, tartışmayı büyütmeden çözebilmektir.
Bugün birbirimize biraz daha sabır gösterelim.
Otobüs şoförüne…
Esnafa…
Müşteri hizmetleri görevlisine…
Komşumuza…
Trafikteki sürücüye…
Sırada bekleyen vatandaşa…
Ve hiç tanımadığımız insana…
Biraz daha anlayışlı davranalım.
Telefonu her tartışmada hemen elimize almak yerine bazen elimizi uzatıp “Sakin olalım, konuşarak çözelim” diyelim.
Çünkü bu toplumda herkes birbirine yabancı değil.
Aynı sokaklarda yaşıyor, aynı otobüslere biniyor, aynı pazarlardan alışveriş yapıyor, aynı şehirlerde nefes alıyoruz.
Hepimiz aynı hayatın içerisindeyiz.
Birbirimizi kırarak hiçbirimiz kazanamayız.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey daha yüksek sesle konuşmak değil, birbirimizi daha dikkatli dinlemek.
Daha çok suçlu aramak değil, daha çok çözüm üretmek.
Daha fazla video çekmek değil, daha az kavga etmek.
Ve en önemlisi…
Birbirimize yeniden insan gibi davranmayı hatırlamak.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.