1445’te Mısır’ın Esyut şehrinde dünyaya gelen Celâleddîn Süyûtî, asıl adıyla Abdurrahman, henüz altı yaşında babasını kaybetti. Babasının dostu Kadı İzzeddin Ahmed bin İbrahim Kinani’nin himayesinde yetişti ve hocası tarafından “Ebü’l-Fazl” künyesi verildi.
Genç yaşta tefsir, hadis, fıkıh, dil ve edebiyat gibi birçok alanda uzmanlaşan Süyûtî, on yedi yaşında ilk eserini yazdı. Hafızası o kadar güçlüydü ki, sorulan bir hadis hakkında eserin hangi sayfa ve satırda olduğunu gösterebiliyordu. Ezberinde ise tam 200 bin hadis vardı.
Bilgi birikimini artırmak için Şam, Hicaz, Yemen, Hindistan ve Sudan’ı gezdi; Mekke’de bir süre kaldı, Mısır’ın farklı şehirlerini dolaştı. Birikimini ders vererek ve eser yazarak aktardı. Nil Nehri üzerindeki Er-Ravza’daki evinde inziva hayatı yaşarken, yazdığı eserleri adeta mana aleminde Peygamber Efendimizin tasdikine sundu.
Süyûtî, örnek ahlakıyla da herkesin sevgisini kazandı. Kimseden hediye talep etmez, geçim sıkıntısı çektiğinde bile zengin kütüphanesinden kitapları satmayı göze alırdı. 1505’te Mısır’da vefat etti; türbesi Kahire’de Babü’l-Karafe civarındadır.
Altı yüze yakın eser bırakan Süyûtî, özellikle Camiü’s-Sağîr ile hadisleri alfabetik sıraya göre tasnif etti. Tefsir alanında ise Tercümanü’l-Kur’an fi-tefsiri’l-müsned, ed-Dürrü’l-Mensur ve Lübabü’l-nukul fi ashabi’n-nüzul gibi önemli eserler verdi. Onun çalışmaları, ilim dünyasına ışık tutmayı ve geçmişten günümüze miras bırakmayı sürdürüyor.
Celâleddîn Süyûtî’nin hayatı, azim, sabır ve ahlakla birleşen ilim yolculuğunun en güzel örneklerinden biri. Onun eserleri, bugün de okuyuculara hem tarih hem de ilim dünyası hakkında eşsiz bir pencere sunuyor.
Rabbim tüm Müslümanları, Süyûtî gibi hak yolundan ayırmasın.
Mahmut ÇİÇEKDAĞI- Şair/Yazar