Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Bir Müslümanın Müslüman Kardeşi Üzerindeki Hakkı

İslam, kardeşliği soyda, coğrafyada ya da menfaatte değil; inançta temellendirir. Bu yüzden Müslüman kardeşliği, duygusal bir temenniden ibaret değil; hak ve sorumluluklarla örülü bir bağdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s), Müslüman’ın Müslüman üzerindeki temel haklarını açıkça sayar: Selâmını almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, davete icabet etmek ve aksırana “yerhamükellah” demek. Bunlar küçük gibi görünen ama kardeşliği ayakta tutan temel sütunlardır. Müslümanların birbirlerine karşı sorumlulukları yalnızca maddî değildir; asıl yük manevî alandadır. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, doğruyu göstermek, haramdan uzaklaşmasına yardımcı olmak bu sorumlulukların başında gelir. Çünkü İslam’da kardeşlik, seyirci kalmayı kaldırmaz. Kur’an bu bağı net bir şekilde tanımlar: “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin…” (Âl-i İmrân, 3/103) Bu ayet, kardeşliğin bir tercih değil, emir olduğunu gösterir. İslam’da ne kadın ne erkek, ne zengin ne fakir birbirinden üstün değildir. Üstünlük yalnızca takvâ iledir: “Allah katında en üstün olanınız, takvaca en ileri olanınızdır.” (Hucurât, 49/13) Bu bakış açısı Müslüman’a şunu öğretir: Karşındaki insana insan olduğu için değer vermek. Müslüman değilse İslam’ın güzelliğini anlatmak, Müslüman olup yolunu şaşırmışsa ona yolu yeniden göstermek. İslam yardımlaşmayı emreder. Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar… (Tevbe, 9/71). Bu ayet bize şunu söyler: Müslüman, kardeşini yalnız bırakmaz; kollar, gözetir, sahip çıkar. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bu kardeşliği şu sözle özetler: “Hiçbiriniz, kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe iman etmiş olmaz.” Bu, imanın samimiyet testidir. Müminler bir bina gibidir; tuğlaları birbirine kenetlenmiştir. Ya da bir vücut gibi… Bir organ ağrıdığında, bütün beden o acıyı hisseder. Dünyanın öbür ucundaki bir Müslüman’ın acısı, diğerini ilgilendirmiyorsa burada bir kardeşlik sorunu vardır. Peygamberimiz, “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et” buyurur. Zulme nasıl yardım edileceğini de açıklar: Onu zulmünden alıkoyarak. Yani yanlış yapan kardeşe susmak değil, onu durdurmak esastır. Sevgi de bu kardeşliğin temelidir. Peygamber Efendimiz, Müslüman’ın Müslüman’ı sevmesini ister. Sevgi gösterilmezse kardeşlik kuru bir iddiaya dönüşür. Allah bir kulunu sevdiğinde, o sevgi önce göklere sonra yeryüzüne yayılır. Sevilmeyen insanın kalplerde karşılık bulamaması boşuna değildir. Bir Müslüman, din kardeşinin kurtuluşu için çaba göstermedikçe; onun iyiliğini gerçekten istemedikçe imanın tadını alamaz. İbadet şeklen olur ama ruhunu bulmaz. Evet, “Dinde zorlama yoktur.” Ancak bu, Müslüman’ın Müslüman kardeşine karşı sorumsuz olacağı anlamına gelmez. İslam’la tanışmak istemeyeni zorlayamazsın; ama Müslüman kardeşini uyarmak, hatırlatmak, gerekirse zorlamak sorumluluğundur. Ramazan ayına bir gün kaldı. Bu ay, başkalarını düzeltmeden önce kendimizi hesaba çekme ayıdır. Tevbe vaktidir. Kardeşliğimizi gözden geçirme vaktidir. Çünkü İslam’da kurtuluş bireysel değil, beraber yürüyenlerin yoludur. Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2026 -Salı

Bir Müslümanın Müslüman Kardeşi Üzerindeki Hakkı

İslam, kardeşliği soyda, coğrafyada ya da menfaatte değil; inançta temellendirir. Bu yüzden Müslüman kardeşliği, duygusal bir temenniden ibaret değil; hak ve sorumluluklarla örülü bir bağdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s), Müslüman’ın Müslüman üzerindeki temel haklarını açıkça sayar:
Selâmını almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, davete icabet etmek ve aksırana “yerhamükellah” demek.
Bunlar küçük gibi görünen ama kardeşliği ayakta tutan temel sütunlardır.

Müslümanların birbirlerine karşı sorumlulukları yalnızca maddî değildir; asıl yük manevî alandadır. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, doğruyu göstermek, haramdan uzaklaşmasına yardımcı olmak bu sorumlulukların başında gelir. Çünkü İslam’da kardeşlik, seyirci kalmayı kaldırmaz.

Kur’an bu bağı net bir şekilde tanımlar:
“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin…” (Âl-i İmrân, 3/103)
Bu ayet, kardeşliğin bir tercih değil, emir olduğunu gösterir.

İslam’da ne kadın ne erkek, ne zengin ne fakir birbirinden üstün değildir. Üstünlük yalnızca takvâ iledir:
“Allah katında en üstün olanınız, takvaca en ileri olanınızdır.” (Hucurât, 49/13)

Bu bakış açısı Müslüman’a şunu öğretir: Karşındaki insana insan olduğu için değer vermek. Müslüman değilse İslam’ın güzelliğini anlatmak, Müslüman olup yolunu şaşırmışsa ona yolu yeniden göstermek.

İslam yardımlaşmayı emreder. Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar… (Tevbe, 9/71).
Bu ayet bize şunu söyler: Müslüman, kardeşini yalnız bırakmaz; kollar, gözetir, sahip çıkar.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bu kardeşliği şu sözle özetler:
“Hiçbiriniz, kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe iman etmiş olmaz.”
Bu, imanın samimiyet testidir.

Müminler bir bina gibidir; tuğlaları birbirine kenetlenmiştir. Ya da bir vücut gibi… Bir organ ağrıdığında, bütün beden o acıyı hisseder. Dünyanın öbür ucundaki bir Müslüman’ın acısı, diğerini ilgilendirmiyorsa burada bir kardeşlik sorunu vardır.

Peygamberimiz, “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et” buyurur. Zulme nasıl yardım edileceğini de açıklar: Onu zulmünden alıkoyarak.
Yani yanlış yapan kardeşe susmak değil, onu durdurmak esastır.

Sevgi de bu kardeşliğin temelidir. Peygamber Efendimiz, Müslüman’ın Müslüman’ı sevmesini ister. Sevgi gösterilmezse kardeşlik kuru bir iddiaya dönüşür. Allah bir kulunu sevdiğinde, o sevgi önce göklere sonra yeryüzüne yayılır. Sevilmeyen insanın kalplerde karşılık bulamaması boşuna değildir.

Bir Müslüman, din kardeşinin kurtuluşu için çaba göstermedikçe; onun iyiliğini gerçekten istemedikçe imanın tadını alamaz. İbadet şeklen olur ama ruhunu bulmaz.

Evet, “Dinde zorlama yoktur.” Ancak bu, Müslüman’ın Müslüman kardeşine karşı sorumsuz olacağı anlamına gelmez. İslam’la tanışmak istemeyeni zorlayamazsın; ama Müslüman kardeşini uyarmak, hatırlatmak, gerekirse zorlamak sorumluluğundur.

Ramazan ayına bir gün kaldı. Bu ay, başkalarını düzeltmeden önce kendimizi hesaba çekme ayıdır. Tevbe vaktidir. Kardeşliğimizi gözden geçirme vaktidir.

Çünkü İslam’da kurtuluş bireysel değil, beraber yürüyenlerin yoludur.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler