Ben bir öğretmenim.
Hayatım boyunca çok ders anlattım.
Ama 6 Şubat 2023, hiçbir müfredata sığmayan bir ders olarak kaldı.
O sabah okullar açılmadı.
Ziller çalmadı.
Sıralar boş kaldı.
Bazı öğrenciler bir daha hiç gelmedi.
Saat 04.17’de yalnızca şehirler değil, çocukluklar da yıkıldı.
Defterler kapandı, kalemler yarım kaldı.
“Öğretmenim” diye seslenecek sesler sustu.
Depremi yaşayan çocukların gözlerinde aynı soru vardı:
“Şimdi ne olacak?”
O sorunun cevabını biz de bilmiyorduk.
Çünkü öğretmenler bile çaresizdi o an.
Bir öğrenciyi kaybettiğinde, kelimelerin anlamı değişir.
Bir sınıf eksilir.
Bir ülke biraz daha yaşlanır.
Deprem bize en ağır dersi verdi:
Hayat ertelenemez.
“Yarın anlatırım” dediğimiz konular,
“Sonra konuşuruz” dediğimiz duygular,
“Bir ara ilgilenirim” dediğimiz çocuklar…
Hepsi enkazın altında kaldı.
Kaybettiklerimiz sadece canlar değildi.
Güven duygusu da sarsıldı.
Toprağa bastığımızda hissettiğimiz o görünmez emniyet çöktü.
Ama sonra başka bir şey gördük.
İnsanlığın ayakta kalma çabasını…
Bir öğretmen, çadır kentte sınıf kurdu.
Bir çocuk, enkazdan çıkan defteriyle yeniden yazmaya başladı.
Bir kalem, yeniden umut oldu.
Deprem bize şunu öğretti:
Eğitim sadece okulda olmaz.
Bazen bir battaniyenin altında,
Bazen bir çadırın köşesinde,
Bazen sessizce ağlayan bir çocuğun yanında başlar.
Bugün 6 Şubat’ı anarken, bir öğretmen olarak şunu söylüyorum:
Unutursak sınıfta kalırız.
Ama gerçekten öğrenirsek, belki bir daha aynı acıyı yaşamayız.
Kaybettiklerimizin hatırası önünde saygıyla,
Geride kalanların mücadelesi önünde baş eğerek…
Bu, hayatın bize yazdırdığı en ağır kompozisyondu.
Ve hâlâ bitmedi.
Cengiz Çetik
NOT: Yerel bir öğretmenin tanıklığı gözüyle, orada o günleri yaşayan biri gibi empatiyle....Bu yazı “duygusal” olsun diye değil, unutulmasın diye yazıldı.
6 Şubat’ı unutursak,
Yalnızca ölenleri değil,
İnsanlığımızı da kaybederiz.