Cengiz ÇETİK- Yazar, Şair, Eğitimci
Köşe Yazarı
Cengiz ÇETİK- Yazar, Şair, Eğitimci
 

Emeklilikte Adalet mi, Ayrıcalık mı? — Milletvekili Emekliliği Üzerine

  Milletvekilleri için uygulanan emeklilik sistemi yıllardır tartışılıyor. “İki yılda emeklilik” söylemi ne kadar doğru, sistem neden farklı işliyor ve adalet eleştirileri neye dayanıyor? Emeklilik, bir ülkede çalışma ahlakının ve sosyal adalet anlayışının aynasıdır. Yıllarca prim ödeyen, sabahın köründe yola çıkan, sınıfta tebeşir tozu yutan, atölyede ter döken milyonlarca insan için emeklilik bir lütuf değil, kazanılmış bir haktır. Bu yüzden emeklilik sistemindeki her farklılık, toplumun adalet terazisinde mutlaka tartılır. Milletvekili emekliliği de bu terazinin en çok konuşulan başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Önce yaygın bir yanlışı düzeltmek gerekir. Kamuoyunda sıkça dile getirilen “iki yıl vekillik yapan emekli olur” ifadesi tek başına doğru değildir. Sadece iki yıl milletvekilliği yapmak, sıfırdan emeklilik hakkı doğurmaz. Ancak milletvekilliği süresi, emeklilik hesabında özel statü ve yüksek gösterge üzerinden değerlendirilir. Kişinin daha önceki sigortalılık ve prim günleriyle birleştiğinde emekliliğe giden yolu ciddi biçimde hızlandırabilir. Tartışmanın büyümesinin nedeni de bu avantajlı hesaplama modelidir. Milletvekillerine özel emeklilik düzenlemelerinin temeli 1960’lı yıllardan sonra oluşan yasal çerçeve içinde şekillendi. Bu özel statünün gerekçesi ise görevin doğasına dayandırıldı: Seçimle gelinen bir makam olması, görev süresinin garanti olmaması, siyasi risk içermesi ve mesleki kariyeri kesintiye uğratması. Bu nedenle görev sonrası belirli bir sosyal güvence sağlanması gerektiği savunuldu. Bu gerekçe anlaşılabilir. Ancak anlaşılabilir olan her düzenleme, otomatik olarak adil kabul edilmez. Tartışmanın düğümlendiği yer tam da burasıdır. Çünkü aynı sosyal güvenlik sistemi içinde farklı hızlar vardır. Bir öğretmen uzun hizmet yıllarını doldurmak zorundayken, bir işçi binlerce prim günü beklerken, ağır işlerde çalışanlar sağlıklarını yıpratırken; yasa yapıcı konumdaki kişilere daha avantajlı bir emeklilik hesabı sunulması kamu vicdanında doğal bir karşılaştırma doğurur. Tepkinin kaynağı çoğu zaman rakam değil, ölçü duygusudur. Demokraside temsil görevi değerlidir. Ancak temsil makamı ile ayrıcalık algısı arasındaki mesafe açıldığında güven aşınır. Kamu görevi bazı güvenceler içerebilir; fakat bu güvencenin sınırı toplumun adalet anlayışıyla uyumlu olmak zorundadır. Aksi halde her özel düzenleme yeni bir sorgulamayı beraberinde getirir. Burada iki yaklaşım karşı karşıya gelir. Bir kesim, milletvekilliğinin özel bir kamu hizmeti olduğunu ve görev sonrası güvence sağlanmasının doğal sayılması gerektiğini savunur. Diğer kesim ise kamu hizmetinin imtiyaz değil sorumluluk olduğunu, bu nedenle emeklilik şartlarının genel sistemden belirgin biçimde ayrışmaması gerektiğini düşünür. Sağlıklı bir tartışmanın zemini ise slogan değil şeffaflıktır. Emeklilik hesaplama yöntemi, avantaj oranı ve yasal gerekçeler açık biçimde anlatıldıkça, değerlendirme daha sağlıklı yapılır. Bilgi eksikliği tartışmayı sertleştirir; açıklık ise olgunlaştırır. Sonuçta mesele yalnızca milletvekili emekliliği değildir. Mesele, devlet ile vatandaş arasındaki ölçü duygusudur. Sosyal güvenlik sistemi ne kadar anlaşılır ve dengeli kurulursa, tartışmalar o kadar azalır. Aksi halde her özel düzenleme, yeni bir adalet sorusunu beraberinde getirir. Ve o soru hep aynı yerde düğümlenir: Sosyal güvence mi, ayrıcalık mı? Cengiz ÇETİK
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe

Emeklilikte Adalet mi, Ayrıcalık mı? — Milletvekili Emekliliği Üzerine

 

Milletvekilleri için uygulanan emeklilik sistemi yıllardır tartışılıyor. “İki yılda emeklilik” söylemi ne kadar doğru, sistem neden farklı işliyor ve adalet eleştirileri neye dayanıyor?

Emeklilik, bir ülkede çalışma ahlakının ve sosyal adalet anlayışının aynasıdır. Yıllarca prim ödeyen, sabahın köründe yola çıkan, sınıfta tebeşir tozu yutan, atölyede ter döken milyonlarca insan için emeklilik bir lütuf değil, kazanılmış bir haktır. Bu yüzden emeklilik sistemindeki her farklılık, toplumun adalet terazisinde mutlaka tartılır.

Milletvekili emekliliği de bu terazinin en çok konuşulan başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Önce yaygın bir yanlışı düzeltmek gerekir. Kamuoyunda sıkça dile getirilen “iki yıl vekillik yapan emekli olur” ifadesi tek başına doğru değildir. Sadece iki yıl milletvekilliği yapmak, sıfırdan emeklilik hakkı doğurmaz. Ancak milletvekilliği süresi, emeklilik hesabında özel statü ve yüksek gösterge üzerinden değerlendirilir. Kişinin daha önceki sigortalılık ve prim günleriyle birleştiğinde emekliliğe giden yolu ciddi biçimde hızlandırabilir. Tartışmanın büyümesinin nedeni de bu avantajlı hesaplama modelidir.

Milletvekillerine özel emeklilik düzenlemelerinin temeli 1960’lı yıllardan sonra oluşan yasal çerçeve içinde şekillendi. Bu özel statünün gerekçesi ise görevin doğasına dayandırıldı: Seçimle gelinen bir makam olması, görev süresinin garanti olmaması, siyasi risk içermesi ve mesleki kariyeri kesintiye uğratması. Bu nedenle görev sonrası belirli bir sosyal güvence sağlanması gerektiği savunuldu.

Bu gerekçe anlaşılabilir. Ancak anlaşılabilir olan her düzenleme, otomatik olarak adil kabul edilmez. Tartışmanın düğümlendiği yer tam da burasıdır.

Çünkü aynı sosyal güvenlik sistemi içinde farklı hızlar vardır. Bir öğretmen uzun hizmet yıllarını doldurmak zorundayken, bir işçi binlerce prim günü beklerken, ağır işlerde çalışanlar sağlıklarını yıpratırken; yasa yapıcı konumdaki kişilere daha avantajlı bir emeklilik hesabı sunulması kamu vicdanında doğal bir karşılaştırma doğurur. Tepkinin kaynağı çoğu zaman rakam değil, ölçü duygusudur.

Demokraside temsil görevi değerlidir. Ancak temsil makamı ile ayrıcalık algısı arasındaki mesafe açıldığında güven aşınır. Kamu görevi bazı güvenceler içerebilir; fakat bu güvencenin sınırı toplumun adalet anlayışıyla uyumlu olmak zorundadır. Aksi halde her özel düzenleme yeni bir sorgulamayı beraberinde getirir.

Burada iki yaklaşım karşı karşıya gelir. Bir kesim, milletvekilliğinin özel bir kamu hizmeti olduğunu ve görev sonrası güvence sağlanmasının doğal sayılması gerektiğini savunur. Diğer kesim ise kamu hizmetinin imtiyaz değil sorumluluk olduğunu, bu nedenle emeklilik şartlarının genel sistemden belirgin biçimde ayrışmaması gerektiğini düşünür.

Sağlıklı bir tartışmanın zemini ise slogan değil şeffaflıktır. Emeklilik hesaplama yöntemi, avantaj oranı ve yasal gerekçeler açık biçimde anlatıldıkça, değerlendirme daha sağlıklı yapılır. Bilgi eksikliği tartışmayı sertleştirir; açıklık ise olgunlaştırır.

Sonuçta mesele yalnızca milletvekili emekliliği değildir. Mesele, devlet ile vatandaş arasındaki ölçü duygusudur. Sosyal güvenlik sistemi ne kadar anlaşılır ve dengeli kurulursa, tartışmalar o kadar azalır. Aksi halde her özel düzenleme, yeni bir adalet sorusunu beraberinde getirir.

Ve o soru hep aynı yerde düğümlenir:
Sosyal güvence mi, ayrıcalık mı?

Cengiz ÇETİK

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mahmut çiçekdağı
(29.01.2026 14:28 - #287)
Tebrikler başarilar dilerim yolunuz açık olsun
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler