Cengiz ÇETİK- Yazar, Şair, Eğitimci
Köşe Yazarı
Cengiz ÇETİK- Yazar, Şair, Eğitimci
 

Bıçağın Üstünde Yaşar Gibi – Öğretmenime

  Bıçağın değdiği yer önemlidir. Koluna değerse yakar canını, kalbine değerse öldürür seni. İnsanın yüreğinde de bazen bıçak gibi keskin günler olur. Acının, kırgınlığın, sessiz çığlıkların yaşandığı günler… Bugün benim de yüreğimde o günlerden biri. Dillendirebilirsem, anlatacağım sizlere. Bıçağın kemiğe dayandığı an gelir bazen; sen artık sen olmaktan çıkarsın. Dökülür ardından kurşun gibi ağır sözler. Ve o an, sadece acı değil; varlığının sarsılmasıdır yaşadığın. İşte o hâliyle sen, bıçak sırtında yaşarsın öğretmenim. Yıllarca aynı sözlerle avutuldun. Hep bir umutla “yarın” denildi sana. “Biraz daha dayan, yakında düzelir.” Eline bir ip verdiler, “Çek çek, sonunda rahatlık var.” dediler. Sen çektin o ipi… ama ipin ucu hiç görünmedi, öğretmenim. Keşmekeşin içinde 657’nin dar kalıplarına sıkıştırıldın. Emeğin kâğıtlara sığmadı, ama başkaları o kâğıtların içini delip geçti. Senin değerin ölçülmezdi; yine de ölçmeye doyamadılar. Her gelen yeni bir cetvelle geldi, seni bir kez daha sınadı. Ölçtüler, biçtiler, tarttılar... yine anlamadılar senin ağırlığını. Her dönem bir yapboz tahtasına çevrilen sistemin ortasında, üstün başarı beklediler senden. Bilirlerdi aslında kıymetini, ama o kıymeti hiçbir maaş bordrosuna yazamadılar. Belki daha yıllarca ölçecekler değerini. Senin ömrün yeterse biçilen değere, dayan öğretmenim, dayan. Ne kaldı şurada biraz daha sabretmeye(!) Emeklilikte unutulacaksın belki. Bir çiçek, iki şiir, birkaç tatlı sözle avutulacaksın. Kimse sormayacak “Ay sonunu nasıl getirdin?” diye. Yine umut verecekler sana: “Sosyal hakların iyileşecek, maaşın artacak, sen de Avrupalı meslektaşların gibi yaşayacaksın.” Dayan öğretmenim dayan… Yoksa ben mi düş görüyorum? Bugün senin günün deniyor ya hani… Sen, maaşıyla da mum gibi eriyen ama yine de ışık saçan öğretmensin. Utanma öğretmenim; utanması gereken sen değilsin. Eğme başını; eğmesi gereken sensin, diyenler utansın. Sen bu toplumun onurusun. Dik dur, ışığınla dur. Okullarda şiddet artarken sen hâlâ arada kalansın. Başarı varsa alkışı başkası toplar, başarısızlık varsa faturası sana kesilir. Olsun. Senin en büyük ödülün, yetiştirdiğin öğrenciler. Onlar anladığında, sen zaten kazanmışsındır. Sen artık bıçağın değdiği yerde değil, bıçağın üstünde yaşar gibisin öğretmenim. Ve buna rağmen hâlâ insan yetiştiriyorsan, senin adın sadece “öğretmen” değil; sessizce kahramanlık yazan bir direnişçidir. CENGİZ ÇETİK Not: Yıllar önce yazdığım bir şiirimi köşe yazısına çevirerek hazırladım. Öğretmenler Gününüz kutlu olsun.
Ekleme Tarihi: 23 Kasım 2025 -Pazar

Bıçağın Üstünde Yaşar Gibi – Öğretmenime

 

Bıçağın değdiği yer önemlidir. Koluna değerse yakar canını, kalbine değerse öldürür seni.

İnsanın yüreğinde de bazen bıçak gibi keskin günler olur. Acının, kırgınlığın, sessiz çığlıkların yaşandığı günler…
Bugün benim de yüreğimde o günlerden biri. Dillendirebilirsem, anlatacağım sizlere.

Bıçağın kemiğe dayandığı an gelir bazen; sen artık sen olmaktan çıkarsın. Dökülür ardından kurşun gibi ağır sözler.
Ve o an, sadece acı değil; varlığının sarsılmasıdır yaşadığın.
İşte o hâliyle sen, bıçak sırtında yaşarsın öğretmenim.

Yıllarca aynı sözlerle avutuldun. Hep bir umutla “yarın” denildi sana.
“Biraz daha dayan, yakında düzelir.”
Eline bir ip verdiler, “Çek çek, sonunda rahatlık var.” dediler.
Sen çektin o ipi… ama ipin ucu hiç görünmedi, öğretmenim.

Keşmekeşin içinde 657’nin dar kalıplarına sıkıştırıldın.
Emeğin kâğıtlara sığmadı, ama başkaları o kâğıtların içini delip geçti.
Senin değerin ölçülmezdi; yine de ölçmeye doyamadılar. Her gelen yeni bir cetvelle geldi, seni bir kez daha sınadı.
Ölçtüler, biçtiler, tarttılar... yine anlamadılar senin ağırlığını.

Her dönem bir yapboz tahtasına çevrilen sistemin ortasında, üstün başarı beklediler senden.
Bilirlerdi aslında kıymetini, ama o kıymeti hiçbir maaş bordrosuna yazamadılar.
Belki daha yıllarca ölçecekler değerini.
Senin ömrün yeterse biçilen değere, dayan öğretmenim, dayan.
Ne kaldı şurada biraz daha sabretmeye(!)

Emeklilikte unutulacaksın belki.
Bir çiçek, iki şiir, birkaç tatlı sözle avutulacaksın.
Kimse sormayacak “Ay sonunu nasıl getirdin?” diye.
Yine umut verecekler sana:
“Sosyal hakların iyileşecek, maaşın artacak, sen de Avrupalı meslektaşların gibi yaşayacaksın.”
Dayan öğretmenim dayan…
Yoksa ben mi düş görüyorum?

Bugün senin günün deniyor ya hani…
Sen, maaşıyla da mum gibi eriyen ama yine de ışık saçan öğretmensin.
Utanma öğretmenim; utanması gereken sen değilsin.
Eğme başını; eğmesi gereken sensin, diyenler utansın.
Sen bu toplumun onurusun. Dik dur, ışığınla dur.

Okullarda şiddet artarken sen hâlâ arada kalansın.
Başarı varsa alkışı başkası toplar,
başarısızlık varsa faturası sana kesilir.
Olsun.
Senin en büyük ödülün, yetiştirdiğin öğrenciler.
Onlar anladığında, sen zaten kazanmışsındır.

Sen artık bıçağın değdiği yerde değil,
bıçağın üstünde yaşar gibisin öğretmenim.
Ve buna rağmen hâlâ insan yetiştiriyorsan,
senin adın sadece “öğretmen” değil;
sessizce kahramanlık yazan bir direnişçidir.

CENGİZ ÇETİK

Not: Yıllar önce yazdığım bir şiirimi köşe yazısına çevirerek hazırladım. Öğretmenler Gününüz kutlu olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler