Dün gece onu gördüm. Gözleri her zamankinden daha durgun, daha düşünceliydi. Sanki tarih boyunca üzerine yüklenen tüm sorumluluğu yeniden omuzlarında taşıyordu. Bir hedefe kilitlenmiş gibi bakan o gözlerde, ulusunun geleceğine dair derin bir sorgu vardı. Atatürk… Neden böyle bakıyordu bize? Acaba bizleri tanıyamaz olmuş muydu?
Bu topraklar; Çanakkale’de, Afyon’da, Sakarya’da, Urfa’da ve Antep’te can verilerek vatan kılınmıştı. Bir ulus, bağımsızlığı için gözünü kırpmadan şehit düşmüş; bayrağın dalgalanması için her şeyini ortaya koymuştu. Onlar, vatan uğruna toprağa düşerken tek bir inançları vardı: Bir gün bu millet kendi geleceğine sahip çıkacak. Atatürk de işte bu inancı ulusunun yüreğine yerleştiren büyük liderdi.
Samsun’da başlayan o destan, bir ulusun yeniden dirilişiydi. Her şey yok olmak üzereyken, Atatürk’ün dahiliğiyle yeniden hayat bulduk. O, geleceğe uzanan aydınlık yolu Cumhuriyetle çizdi. Bir ulusun kaderini değiştirdi ve bizlere özgürlüğün, eşitliğin, onurun ne olduğunu öğretti.
Bugün ise bazen kendi değerlerimizi unutur gibi oluyoruz. Kıyılarımızda, limanlarımızda, bu cennet vatanın en güzel köşelerinde bile kendimizi yabancı hissettiğimiz zamanlar oluyor. Sanki görünmez duvarlar örülmüş ve biz o duvarların ardında gerçek kimliğimizi arıyoruz. Oysa bu Cumhuriyet; yokluklar içinde bile şerefini koruyan bir ulusun azmiyle kuruldu.
Atatürk’ün eserlerine göz dikenler çıkmış olsa da bu millet, özünde onu hâlâ derinden seviyor. Çünkü Atatürk; yalnızca bir komutan, yalnızca bir devlet adamı değildir. O, bu milletin kalbinde hiç sönmeyen bir ışık, her adımda yolumuzu aydınlatan bir rehberdir.
Aradan yıllar geçti. Nesiller değişti. Dünya değişti. Ama biz, Atatürk’ü özlemekten hiç vazgeçmedik. Çünkü onun düşüncesi, cesareti ve bize bıraktığı Cumhuriyet, hâlâ en büyük gücümüz. Bu millet, Atatürk’ü her zaman yaşatacak ve onun açtığı yoldan yürümeye devam edecektir.
Atatürk; ulusunun kalbinde yaşayan ebedi önderdir.
Cengiz ÇETİK