KÖYDEN GÖNÜLE, GÖNÜLDEN KELÂMA UZANAN BİR ÖMÜR: MEHMET İSLÂMÎ

Edebiyat&Hayat 07.10.2026 - 18:38, Güncelleme: 07.10.2026 - 18:38 355 kez okundu.
 

KÖYDEN GÖNÜLE, GÖNÜLDEN KELÂMA UZANAN BİR ÖMÜR: MEHMET İSLÂMÎ

SEÇKİNHABERTV- (Haber: Mahmut ÇİÇEKDAĞI)- HEMBERİCE KELÂMLAR’ın bugünkü konuğu Mehmet İslâmî…

SEÇKİNHABERTV- (Haber: Mahmut ÇİÇEKDAĞI)- HEMBERİCE KELÂMLAR’ın bugünkü konuğu Mehmet İslâmî… Bazı insanların hayat hikâyeleri yalnızca doğum tarihi, okul yılları ve mesleklerden ibaret değildir. Bazı hayatlar vardır ki bir köyün tozlu yollarından başlayıp gönül dünyasının derinliklerine uzanır. Dağlarda koyun kuzu güderken okunan birkaç mısra, yıllar sonra insanın elinde kaleme; kalem ise gönülden dökülen kelâmlara dönüşür. İşte Mehmet İslâmî’nin hayat hikâyesi de böyle bir yolculuğun izlerini taşıyor. 1942 yılında Anadolu’da dünyaya gelen Mehmet İslâmî, kendi ifadesiyle fakir bir köylü çocuğudur. Eğitim hayatına yaşıtlarından biraz daha geç, 12 yaşında, 1954 yılında başlamıştır. 1958-1959 ders yılı döneminde ilkokuldan pek iyi dereceyle mezun olmuştur. Fakat onun asıl eğitim aldığı yer yalnızca okul sıraları değildir. Onun mektebi biraz da Anadolu’nun dağları, yaylaları, köyleri ve ozanların mısralarıdır. Hayvanlarını güderken elinden ve gönlünden düşürmediği eserlerle Karacaoğlan’ı, Kerem ile Aslı’yı, Âşık Garip’i, Âşık Ömer’i, Köroğlu’nu ve daha nice halk ozanını tanımış, onların eserlerini okuyarak ve öğrenerek yetişmiştir. Belki de bugün şiirlerinde görülen halk dili, inanç, millî duygu ve Anadolu irfanının kökleri işte o yıllara kadar uzanmaktadır. ŞİİR, ONUN İÇİN BİR ZORLAMA DEĞİL, BİR LÜTUFTUR Mehmet İslâmî şiir yazmaya başlamasını anlatırken bunu büyük ölçüde ilahi bir lütuf olarak değerlendirmektedir. Onun sözleriyle şiir yazarken herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmamıştır. Kalemi eline aldığında kelimelerin kendiliğinden geldiğini, sanki karşısında yazılıymış gibi onları aktardığını ifade etmektedir. Bu, aslında halk şiiri geleneğinin en önemli özelliklerinden birini hatırlatıyor. Şiir bazen masa başında kurulmuş cümlelerden çok, insanın yıllar boyunca içinde biriktirdiği duyguların bir anda dile gelmesidir. Bir çobanın dağ başında gördüğü yalnızlık… Bir köylünün hayat mücadelesi… Milletin sevinci… Milletin acısı… Tarih… İnanç… Vatan… Ve insanın kendi nefsiyle mücadelesi… Bütün bunlar bir şairin gönül dünyasında birleştiğinde mısralara dönüşebilir. Mehmet İslâmî’nin şiir dünyasında da bu damarların önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. İLHAMINI MİLLETİN ACISINDAN ALIYOR Mehmet İslâmî, ilham kaynağını anlatırken özellikle millî mukadderattan, millî mefahirlerin inkisarından ve milletin ıstırabından söz ediyor. Bu ifadeler bize onun şiire yalnızca bireysel bir duygu alanı olarak bakmadığını gösteriyor. Onun için şiir, aynı zamanda toplumun sesi olma çabasıdır. Şair bazen kendi derdini anlatır; bazen milletin derdini… Bazen geçmişe bakar, bazen geleceğe… Bazen insanın kendi nefsini sorgulamasını ister, bazen topluma bir söz bırakır. Bu anlayış, onun “Birden Bire” ve “Kan ve İman” adlı kitaplarında da kendisini göstermektedir. Kendi anlatımına göre bu iki kitabının yayımlanmasında, İslâm felsefesi alanında önemli gördüğü Prof. Dr. Mehmet Doğan Silleli Hocanın tasnif ve katkıları bulunmaktadır. “BİRDEN BİRE” VE “KAN VE İMAN” Bir şairi tanımanın en güzel yollarından biri eserlerine bakmaktır. Mehmet İslâmî’nin “Birden Bire” adlı eseri, adından itibaren insanı düşünmeye sevk eden bir isim taşıyor. Hayatta bazı şeyler gerçekten de “birden bire” olur. Bir fikir… Bir uyanış… Bir karşılaşma… Bir şiir… Bir karar… Bir insanın hayatını değiştirebilir. “Kan ve İman” ise çok daha farklı bir çağrışım alanı oluşturuyor. Tarih, mücadele, inanç ve insanın dünyadaki imtihanı gibi kavramları aynı başlıkta buluşturuyor. Mehmet İslâmî’nin şiirlerinde de bu düşünce dünyasının izlerine rastlamak mümkündür. “FERMANDIR DEYÛ YAZILMIŞ” Mehmet İslâmî’nin bizlerle paylaştığı “Fermandır Deyû Yazılmış” şiiri de onun şiir anlayışını anlamak bakımından dikkat çekici. Şiirin ilk mısraları şöyle başlıyor: “Ervahı ezelde Âdem oğluna Ders veren KUR’ÂN’dır deyû yazılmış İttiba ederken ELLÂH yoluna Rehberi FURKAN’dır deyû yazılmış” Şiirin tamamında insanın nefsiyle mücadelesi, doğru yolda yürümesi, Allah’a bağlılık, iyilik ve kötülük karşısındaki duruşu öne çıkıyor. Şair, şiir boyunca insanın kendisini sorgulamasını istiyor. “Bugün ELLÂH içün ne yaptın deyû Nefsine sormandır deyû yazılmış” Bu mısralar, şiirin temel düşüncesini oldukça açık biçimde ortaya koyuyor. İnsan başkasını sorgulamadan önce kendisine bakmalıdır. Bugün ne yaptım? Kime iyilik ettim? Kimi kırdım? Hangi yanlıştan uzak durdum? Nefsime yenildim mi? Yoksa nefsimi mi terbiye ettim? Bunlar, insanın hayat boyunca kendisine sorabileceği sorulardır. ŞAİRİN GÖZÜNDE OKUMAK Mehmet İslâmî’nin okuyucuya verdiği mesajlardan biri de okumak üzerine. O, Kur’an’ın ilk emri olarak “İkra”yı hatırlatıyor ve okumayı yalnızca bir alışkanlık olarak değil, insanın kendisini geliştirmesinin temel yollarından biri olarak görüyor. Ancak burada önemli bir uyarıda da bulunuyor: Her şeyi okumamak, doğru ve güzel olanı okumak gerektiğini ifade ediyor. Çünkü okunan her şey insanın zihninde ve gönlünde iz bırakabilir. İnsan, okuduğundan etkilenir. Düşünceleri değişebilir. Dünyaya bakışı değişebilir. Bu nedenle kitap seçmek, bilgi seçmek kadar önemlidir. Doğru bilgi insanı yükseltebilir; yanlış bilgi ise insanın zihnini karıştırabilir. Mehmet İslâmî’nin bu konudaki yaklaşımı, “İYİYİ, DOĞRUYU, GÜZELİ oku” düşüncesi etrafında şekilleniyor. GÖNLÜNDEKİ OZANLAR Her şairin beslendiği bir şiir ırmağı vardır. Mehmet İslâmî’nin şiir ırmağında ise hem klasik Türk şiirinin hem de halk ve fikir şiirinin önemli isimleri bulunuyor. Kendisinin özellikle sevdiği ve beğendiği şairler arasında Nâbî, Fuzûlî, Osman Yüksel Serdengeçti, Necip Fazıl Kısakürek ve Abdurrahim Karakoç gibi isimler öne çıkıyor. Bunun yanında Şenlik, Sümmanî, Seyranî, Hicranî, Ercişli Emrah, Erzurumlu Emrah, Çobanoğlu, Mahzunî Şerif, Âşık Daimî, Nesimî, Hayaloğlu, Dertli, Polat, Mahcubî, Mahbubî, Harunî, Ahmet Poyrazoğlu ve daha birçok ozanı sevdiğini ifade ediyor. Bu isimlerin ortak özelliği ise yalnızca şiir yazmış olmaları değildir. Onlar, yaşadıkları dönemin meselelerine de söz söylemiş insanlardır. Kimi sazıyla, kimi kalemiyle, kimi hikâyesiyle, kimi şiiriyle topluma bir şey anlatmaya çalışmıştır. OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ’DEN BİR NÜKTE Mehmet İslâmî’nin anlattığı Osman Yüksel Serdengeçti hatırası da onun şiir ve fikir dünyasında neden bazı isimlere özel bir yer verdiğini anlatıyor. Serdengeçti’nin milletvekili olduğu dönemde kravat takma meselesi üzerinden yaşanan nükteli olay, onun karakterindeki hazırcevaplığı ve kendine özgü tavrını gösteren güzel bir örnek olarak aktarılıyor. “Takacağım” sözünü veren Serdengeçti, ertesi gün meclise yine kravatsız gelir. Arkadaşları kendisine sözünü hatırlatınca, pantolonunda kemer olarak kullandığı kravatı göstererek: “İşte taktım.” der. “Boynuna takmadın ağabey” denildiğinde ise cevabı hazırdır: “Boynuma takacağım demedim ki, takacağım dedim; işte taktım.” Bu küçük hikâye, bazen bir insanın mizacını anlatan uzun biyografilerden daha etkili olabilir. NECİP FAZIL VE ABDÜRRAHİM KARAKOÇ Mehmet İslâmî’nin sevdiği isimler arasında Necip Fazıl Kısakürek ile Abdürrahim Karakoç da özel bir yere sahip. Necip Fazıl’ın şiirindeki metafizik derinlik, Karakoç’un halkın diliyle söylediği güçlü sözler, Mehmet İslâmî’nin şiir anlayışıyla bazı noktalarda buluşuyor. Özellikle Karakoç’un şiirlerinde görülen hakikat, toplum, ahlak, adalet ve insan meseleleri, Anadolu insanının anlayabileceği sade fakat etkili bir dille ifade edilir. Mehmet İslâmî de şiirinde halktan kopmadan, inanç ve düşünce dünyasını mısralara taşımaya çalışıyor. ŞAİRİN KENDİSİNE SORDUĞU SORU “Fermandır Deyû Yazılmış” şiirinin son bölümünde şair doğrudan kendisine sesleniyor: “Sen; seni kefeye koy tart İSLÂMÎ Olmamalı niyetin art İSLÂMÎ Hüsn ü amel ebeden şart İSLÂMÎ Ene’yi kırmandır deyû yazılmış” Burada şiirin yönü tamamen insanın kendi içine dönüyor. Başkasını tartmadan önce kendini tartmak… Başkasının kusurunu aramadan önce kendi kusuruna bakmak… Nefsin isteklerini değil, güzel ameli öne almak… Ve en önemlisi, insanın kendi “ene”sini, yani kibir ve benlik duygusunu kırabilmesi… Belki de şiirin en güçlü taraflarından biri tam olarak burada ortaya çıkıyor. Çünkü insanın en zor mücadelesi çoğu zaman dışarıdaki dünya ile değil, kendi nefsiyle olan mücadelesidir. KÖYDEN ÇIKAN BİR KALEM Mehmet İslâmî’nin hikâyesine baktığımızda karşımıza yalnızca bir şair portresi çıkmıyor. Karşımıza Anadolu’nun içinden gelen bir hayat çıkıyor. Geç başlayan bir eğitim… Fakir bir köy çocuğunun hayat mücadelesi… Dağlarda hayvan güderken öğrenilen halk şiiri… Karacaoğlan’dan Köroğlu’na uzanan bir gelenek… Yıllar içinde oluşan bir gönül dünyası… Ve sonunda kaleme dönüşen kelimeler… Bugün edebiyat dünyasında belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, insanın yaşadığı hayatla yazdığı söz arasında bir bağ kurabilmesidir. Mehmet İslâmî’nin hayatında bu bağ oldukça belirgin. Çünkü onun şiiri yalnızca kitap sayfalarından çıkmış bir şiir değildir. Dağdan, köyden, Anadolu’dan, inançtan, tarihten ve insanın gönül dünyasından beslenen bir şiirdir. SÖZÜN SONUNDA… Her şairin bir hikâyesi vardır. Kimi şehirlerin kalabalığında yetişir, kimi üniversitelerin sıralarında… Kimi kitaplıkların arasında büyür, kimi ise Anadolu’nun dağlarında, yaylalarında… Mehmet İslâmî’nin hikâyesi ise dağlarda başlayan bir kelâm yolculuğu gibi. Çocukluk yıllarında dinlediği ve okuduğu ozanların sesleri, yıllar sonra kendi kaleminde başka bir biçimde yankılanmış. Bugün “Birden Bire” ve “Kan ve İman” adlı kitaplarıyla okuyucu karşısında duran Mehmet İslâmî, şiiriyle insanı düşünmeye, okumaya, kendisini sorgulamaya ve iyiyi-doğruyu-güzeli aramaya davet ediyor. Belki de onun şiirlerinden geriye kalacak en önemli cümlelerden biri şudur: İnsan önce kendisini tartmalı, sonra dünyayı… Ve belki de gerçek şiir, tam burada başlar. HEMBERİCE KELÂMLAR olarak Mehmet İslâmî’ye gönül ve kalem yolculuğunda başarılar diliyor; “Fermandır Deyû Yazılmış” şiiriyle birlikte bütün eserlerinin daha çok okuyucuya ulaşmasını temenni ediyoruz. RÖPORTAJ SAYFASINDAN TAM METNİNİ OKUYABİLİRSİNİZ.  DAĞIN YALAZINDAN GÖNÜL DİVANINA: MEHMET İSLÂMÎ İLE "HEMBERİCE KELAMLAR" ÜZERİNE
SEÇKİNHABERTV- (Haber: Mahmut ÇİÇEKDAĞI)- HEMBERİCE KELÂMLAR’ın bugünkü konuğu Mehmet İslâmî…

SEÇKİNHABERTV- (Haber: Mahmut ÇİÇEKDAĞI)- HEMBERİCE KELÂMLAR’ın bugünkü konuğu Mehmet İslâmî…
Bazı insanların hayat hikâyeleri yalnızca doğum tarihi, okul yılları ve mesleklerden ibaret değildir. Bazı hayatlar vardır ki bir köyün tozlu yollarından başlayıp gönül dünyasının derinliklerine uzanır. Dağlarda koyun kuzu güderken okunan birkaç mısra, yıllar sonra insanın elinde kaleme; kalem ise gönülden dökülen kelâmlara dönüşür.
İşte Mehmet İslâmî’nin hayat hikâyesi de böyle bir yolculuğun izlerini taşıyor.
1942 yılında Anadolu’da dünyaya gelen Mehmet İslâmî, kendi ifadesiyle fakir bir köylü çocuğudur. Eğitim hayatına yaşıtlarından biraz daha geç, 12 yaşında, 1954 yılında başlamıştır. 1958-1959 ders yılı döneminde ilkokuldan pek iyi dereceyle mezun olmuştur.
Fakat onun asıl eğitim aldığı yer yalnızca okul sıraları değildir.
Onun mektebi biraz da Anadolu’nun dağları, yaylaları, köyleri ve ozanların mısralarıdır.
Hayvanlarını güderken elinden ve gönlünden düşürmediği eserlerle Karacaoğlan’ı, Kerem ile Aslı’yı, Âşık Garip’i, Âşık Ömer’i, Köroğlu’nu ve daha nice halk ozanını tanımış, onların eserlerini okuyarak ve öğrenerek yetişmiştir.
Belki de bugün şiirlerinde görülen halk dili, inanç, millî duygu ve Anadolu irfanının kökleri işte o yıllara kadar uzanmaktadır.
ŞİİR, ONUN İÇİN BİR ZORLAMA DEĞİL, BİR LÜTUFTUR
Mehmet İslâmî şiir yazmaya başlamasını anlatırken bunu büyük ölçüde ilahi bir lütuf olarak değerlendirmektedir.
Onun sözleriyle şiir yazarken herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmamıştır. Kalemi eline aldığında kelimelerin kendiliğinden geldiğini, sanki karşısında yazılıymış gibi onları aktardığını ifade etmektedir.
Bu, aslında halk şiiri geleneğinin en önemli özelliklerinden birini hatırlatıyor.
Şiir bazen masa başında kurulmuş cümlelerden çok, insanın yıllar boyunca içinde biriktirdiği duyguların bir anda dile gelmesidir.
Bir çobanın dağ başında gördüğü yalnızlık…
Bir köylünün hayat mücadelesi…
Milletin sevinci…
Milletin acısı…
Tarih…
İnanç…
Vatan…
Ve insanın kendi nefsiyle mücadelesi…
Bütün bunlar bir şairin gönül dünyasında birleştiğinde mısralara dönüşebilir.
Mehmet İslâmî’nin şiir dünyasında da bu damarların önemli bir yer tuttuğu görülmektedir.
İLHAMINI MİLLETİN ACISINDAN ALIYOR
Mehmet İslâmî, ilham kaynağını anlatırken özellikle millî mukadderattan, millî mefahirlerin inkisarından ve milletin ıstırabından söz ediyor.
Bu ifadeler bize onun şiire yalnızca bireysel bir duygu alanı olarak bakmadığını gösteriyor.
Onun için şiir, aynı zamanda toplumun sesi olma çabasıdır.
Şair bazen kendi derdini anlatır; bazen milletin derdini…
Bazen geçmişe bakar, bazen geleceğe…
Bazen insanın kendi nefsini sorgulamasını ister, bazen topluma bir söz bırakır.
Bu anlayış, onun “Birden Bire” ve “Kan ve İman” adlı kitaplarında da kendisini göstermektedir.
Kendi anlatımına göre bu iki kitabının yayımlanmasında, İslâm felsefesi alanında önemli gördüğü Prof. Dr. Mehmet Doğan Silleli Hocanın tasnif ve katkıları bulunmaktadır.
“BİRDEN BİRE” VE “KAN VE İMAN”
Bir şairi tanımanın en güzel yollarından biri eserlerine bakmaktır.
Mehmet İslâmî’nin “Birden Bire” adlı eseri, adından itibaren insanı düşünmeye sevk eden bir isim taşıyor.
Hayatta bazı şeyler gerçekten de “birden bire” olur.
Bir fikir…
Bir uyanış…
Bir karşılaşma…
Bir şiir…
Bir karar…
Bir insanın hayatını değiştirebilir.
“Kan ve İman” ise çok daha farklı bir çağrışım alanı oluşturuyor. Tarih, mücadele, inanç ve insanın dünyadaki imtihanı gibi kavramları aynı başlıkta buluşturuyor.
Mehmet İslâmî’nin şiirlerinde de bu düşünce dünyasının izlerine rastlamak mümkündür.
“FERMANDIR DEYÛ YAZILMIŞ”
Mehmet İslâmî’nin bizlerle paylaştığı “Fermandır Deyû Yazılmış” şiiri de onun şiir anlayışını anlamak bakımından dikkat çekici.
Şiirin ilk mısraları şöyle başlıyor:
“Ervahı ezelde Âdem oğluna
Ders veren KUR’ÂN’dır deyû yazılmış
İttiba ederken ELLÂH yoluna
Rehberi FURKAN’dır deyû yazılmış”
Şiirin tamamında insanın nefsiyle mücadelesi, doğru yolda yürümesi, Allah’a bağlılık, iyilik ve kötülük karşısındaki duruşu öne çıkıyor.
Şair, şiir boyunca insanın kendisini sorgulamasını istiyor.
“Bugün ELLÂH içün ne yaptın deyû
Nefsine sormandır deyû yazılmış”
Bu mısralar, şiirin temel düşüncesini oldukça açık biçimde ortaya koyuyor.
İnsan başkasını sorgulamadan önce kendisine bakmalıdır.
Bugün ne yaptım?
Kime iyilik ettim?
Kimi kırdım?
Hangi yanlıştan uzak durdum?
Nefsime yenildim mi?
Yoksa nefsimi mi terbiye ettim?
Bunlar, insanın hayat boyunca kendisine sorabileceği sorulardır.
ŞAİRİN GÖZÜNDE OKUMAK
Mehmet İslâmî’nin okuyucuya verdiği mesajlardan biri de okumak üzerine.
O, Kur’an’ın ilk emri olarak “İkra”yı hatırlatıyor ve okumayı yalnızca bir alışkanlık olarak değil, insanın kendisini geliştirmesinin temel yollarından biri olarak görüyor.
Ancak burada önemli bir uyarıda da bulunuyor:
Her şeyi okumamak, doğru ve güzel olanı okumak gerektiğini ifade ediyor.
Çünkü okunan her şey insanın zihninde ve gönlünde iz bırakabilir.
İnsan, okuduğundan etkilenir.
Düşünceleri değişebilir.
Dünyaya bakışı değişebilir.
Bu nedenle kitap seçmek, bilgi seçmek kadar önemlidir.
Doğru bilgi insanı yükseltebilir; yanlış bilgi ise insanın zihnini karıştırabilir.
Mehmet İslâmî’nin bu konudaki yaklaşımı, “İYİYİ, DOĞRUYU, GÜZELİ oku” düşüncesi etrafında şekilleniyor.
GÖNLÜNDEKİ OZANLAR
Her şairin beslendiği bir şiir ırmağı vardır.
Mehmet İslâmî’nin şiir ırmağında ise hem klasik Türk şiirinin hem de halk ve fikir şiirinin önemli isimleri bulunuyor.
Kendisinin özellikle sevdiği ve beğendiği şairler arasında Nâbî, Fuzûlî, Osman Yüksel Serdengeçti, Necip Fazıl Kısakürek ve Abdurrahim Karakoç gibi isimler öne çıkıyor.
Bunun yanında Şenlik, Sümmanî, Seyranî, Hicranî, Ercişli Emrah, Erzurumlu Emrah, Çobanoğlu, Mahzunî Şerif, Âşık Daimî, Nesimî, Hayaloğlu, Dertli, Polat, Mahcubî, Mahbubî, Harunî, Ahmet Poyrazoğlu ve daha birçok ozanı sevdiğini ifade ediyor.
Bu isimlerin ortak özelliği ise yalnızca şiir yazmış olmaları değildir.
Onlar, yaşadıkları dönemin meselelerine de söz söylemiş insanlardır.
Kimi sazıyla, kimi kalemiyle, kimi hikâyesiyle, kimi şiiriyle topluma bir şey anlatmaya çalışmıştır.
OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ’DEN BİR NÜKTE
Mehmet İslâmî’nin anlattığı Osman Yüksel Serdengeçti hatırası da onun şiir ve fikir dünyasında neden bazı isimlere özel bir yer verdiğini anlatıyor.
Serdengeçti’nin milletvekili olduğu dönemde kravat takma meselesi üzerinden yaşanan nükteli olay, onun karakterindeki hazırcevaplığı ve kendine özgü tavrını gösteren güzel bir örnek olarak aktarılıyor.
“Takacağım” sözünü veren Serdengeçti, ertesi gün meclise yine kravatsız gelir.
Arkadaşları kendisine sözünü hatırlatınca, pantolonunda kemer olarak kullandığı kravatı göstererek:
“İşte taktım.”
der.
“Boynuna takmadın ağabey” denildiğinde ise cevabı hazırdır:
“Boynuma takacağım demedim ki, takacağım dedim; işte taktım.”
Bu küçük hikâye, bazen bir insanın mizacını anlatan uzun biyografilerden daha etkili olabilir.
NECİP FAZIL VE ABDÜRRAHİM KARAKOÇ
Mehmet İslâmî’nin sevdiği isimler arasında Necip Fazıl Kısakürek ile Abdürrahim Karakoç da özel bir yere sahip.
Necip Fazıl’ın şiirindeki metafizik derinlik, Karakoç’un halkın diliyle söylediği güçlü sözler, Mehmet İslâmî’nin şiir anlayışıyla bazı noktalarda buluşuyor.
Özellikle Karakoç’un şiirlerinde görülen hakikat, toplum, ahlak, adalet ve insan meseleleri, Anadolu insanının anlayabileceği sade fakat etkili bir dille ifade edilir.
Mehmet İslâmî de şiirinde halktan kopmadan, inanç ve düşünce dünyasını mısralara taşımaya çalışıyor.
ŞAİRİN KENDİSİNE SORDUĞU SORU
“Fermandır Deyû Yazılmış” şiirinin son bölümünde şair doğrudan kendisine sesleniyor:
“Sen; seni kefeye koy tart İSLÂMÎ
Olmamalı niyetin art İSLÂMÎ
Hüsn ü amel ebeden şart İSLÂMÎ
Ene’yi kırmandır deyû yazılmış”
Burada şiirin yönü tamamen insanın kendi içine dönüyor.
Başkasını tartmadan önce kendini tartmak…
Başkasının kusurunu aramadan önce kendi kusuruna bakmak…
Nefsin isteklerini değil, güzel ameli öne almak…
Ve en önemlisi, insanın kendi “ene”sini, yani kibir ve benlik duygusunu kırabilmesi…
Belki de şiirin en güçlü taraflarından biri tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Çünkü insanın en zor mücadelesi çoğu zaman dışarıdaki dünya ile değil, kendi nefsiyle olan mücadelesidir.
KÖYDEN ÇIKAN BİR KALEM
Mehmet İslâmî’nin hikâyesine baktığımızda karşımıza yalnızca bir şair portresi çıkmıyor.
Karşımıza Anadolu’nun içinden gelen bir hayat çıkıyor.
Geç başlayan bir eğitim…
Fakir bir köy çocuğunun hayat mücadelesi…
Dağlarda hayvan güderken öğrenilen halk şiiri…
Karacaoğlan’dan Köroğlu’na uzanan bir gelenek…
Yıllar içinde oluşan bir gönül dünyası…
Ve sonunda kaleme dönüşen kelimeler…
Bugün edebiyat dünyasında belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, insanın yaşadığı hayatla yazdığı söz arasında bir bağ kurabilmesidir.
Mehmet İslâmî’nin hayatında bu bağ oldukça belirgin.
Çünkü onun şiiri yalnızca kitap sayfalarından çıkmış bir şiir değildir.
Dağdan, köyden, Anadolu’dan, inançtan, tarihten ve insanın gönül dünyasından beslenen bir şiirdir.
SÖZÜN SONUNDA…
Her şairin bir hikâyesi vardır.
Kimi şehirlerin kalabalığında yetişir, kimi üniversitelerin sıralarında…
Kimi kitaplıkların arasında büyür, kimi ise Anadolu’nun dağlarında, yaylalarında…
Mehmet İslâmî’nin hikâyesi ise dağlarda başlayan bir kelâm yolculuğu gibi.
Çocukluk yıllarında dinlediği ve okuduğu ozanların sesleri, yıllar sonra kendi kaleminde başka bir biçimde yankılanmış.
Bugün “Birden Bire” ve “Kan ve İman” adlı kitaplarıyla okuyucu karşısında duran Mehmet İslâmî, şiiriyle insanı düşünmeye, okumaya, kendisini sorgulamaya ve iyiyi-doğruyu-güzeli aramaya davet ediyor.
Belki de onun şiirlerinden geriye kalacak en önemli cümlelerden biri şudur:
İnsan önce kendisini tartmalı, sonra dünyayı…
Ve belki de gerçek şiir, tam burada başlar.
HEMBERİCE KELÂMLAR olarak Mehmet İslâmî’ye gönül ve kalem yolculuğunda başarılar diliyor; “Fermandır Deyû Yazılmış” şiiriyle birlikte bütün eserlerinin daha çok okuyucuya ulaşmasını temenni ediyoruz.

RÖPORTAJ SAYFASINDAN TAM METNİNİ OKUYABİLİRSİNİZ. 

DAĞIN YALAZINDAN GÖNÜL DİVANINA: MEHMET İSLÂMÎ İLE "HEMBERİCE KELAMLAR" ÜZERİNE

Adana türbanlı escort Çukurova türbanlı escort Seyhan türbanlı escort Ankara türbanlı escort Mamak türbanlı escort Etimesgut türbanlı escort Polatlı türbanlı escort Pursaklar türbanlı escort Haymana türbanlı escort Çankaya türbanlı escort Keçiören türbanlı escort Sincan türbanlı escort Antalya türbanlı escort Kumluca türbanlı escort Konyaaltı türbanlı escort Manavgat türbanlı escort Muratpaşa türbanlı escort Kaş türbanlı escort Alanya türbanlı escort Kemer türbanlı escort Bursa türbanlı escort Eskişehir türbanlı escort Gaziantep türbanlı escort Şahinbey türbanlı escort Nizip türbanlı escort Şehitkamil türbanlı escort İstanbul türbanlı escort Merter türbanlı escort Nişantaşı türbanlı escort Şerifali türbanlı escort Maltepe türbanlı escort Sancaktepe türbanlı escort Eyüpsultan türbanlı escort Şişli türbanlı escort Kayaşehir türbanlı escort Büyükçekmece türbanlı escort Beşiktaş türbanlı escort Mecidiyeköy türbanlı escort Zeytinburnu türbanlı escort Sarıyer türbanlı escort Bayrampaşa türbanlı escort Fulya türbanlı escort Beyoğlu türbanlı escort Başakşehir türbanlı escort Tuzla türbanlı escort Beylikdüzü türbanlı escort Pendik türbanlı escort Bağcılar türbanlı escort Ümraniye türbanlı escort Üsküdar türbanlı escort Esenyurt türbanlı escort Küçükçekmece türbanlı escort Esenler türbanlı escort Güngören türbanlı escort Kurtköy türbanlı escort Bahçelievler türbanlı escort Sultanbeyli türbanlı escort Ataşehir türbanlı escort Kağıthane türbanlı escort Fatih türbanlı escort Çekmeköy türbanlı escort Çatalca türbanlı escort Bakırköy türbanlı escort Kadıköy türbanlı escort Avcılar türbanlı escort Beykoz türbanlı escort Kartal türbanlı escort İzmir türbanlı escort Balçova türbanlı escort Konak türbanlı escort Bayraklı türbanlı escort Buca türbanlı escort Çiğli türbanlı escort Gaziemir türbanlı escort Bergama türbanlı escort Karşıyaka türbanlı escort Urla türbanlı escort Bornova türbanlı escort Çeşme türbanlı escort Kayseri türbanlı escort Kocaeli türbanlı escort Gebze türbanlı escort İzmit türbanlı escort Malatya türbanlı escort Manisa türbanlı escort Mersin türbanlı escort Yenişehir türbanlı escort Mezitli türbanlı escort Erdemli türbanlı escort Silifke türbanlı escort Akdeniz türbanlı escort Anamur türbanlı escort Muğla türbanlı escort Bodrum türbanlı escort Milas türbanlı escort Dalaman türbanlı escort Marmaris türbanlı escort Fethiye türbanlı escort Datça türbanlı escort Samsun türbanlı escort Atakum türbanlı escort İlkadım türbanlı escort Adıyaman türbanlı escort Afyonkarahisar türbanlı escort Ağrı türbanlı escort Aksaray türbanlı escort Amasya türbanlı escort Ardahan türbanlı escort Artvin türbanlı escort Aydın türbanlı escort Balıkesir türbanlı escort Bartın türbanlı escort Batman türbanlı escort Bayburt türbanlı escort Bilecik türbanlı escort Bingöl türbanlı escort Bitlis türbanlı escort Bolu türbanlı escort Burdur türbanlı escort Çanakkale türbanlı escort Çankırı türbanlı escort Çorum türbanlı escort Denizli türbanlı escort Diyarbakır türbanlı escort Düzce türbanlı escort Edirne türbanlı escort Elazığ türbanlı escort Erzincan türbanlı escort Erzurum türbanlı escort Giresun türbanlı escort Gümüşhane türbanlı escort Hakkari türbanlı escort Hatay türbanlı escort Iğdır türbanlı escort Isparta türbanlı escort Kahramanmaraş türbanlı escort Karabük türbanlı escort Karaman türbanlı escort Kars türbanlı escort Kastamonu türbanlı escort Kırıkkale türbanlı escort Kırklareli türbanlı escort Kırşehir türbanlı escort Kilis türbanlı escort Konya türbanlı escort Kütahya türbanlı escort Mardin türbanlı escort Muş türbanlı escort Nevşehir türbanlı escort Niğde türbanlı escort Ordu türbanlı escort Osmaniye türbanlı escort Rize türbanlı escort Sakarya türbanlı escort Siirt türbanlı escort Sinop türbanlı escort Sivas türbanlı escort Şanlıurfa türbanlı escort Şırnak türbanlı escort Tekirdağ türbanlı escort Tokat türbanlı escort Trabzon türbanlı escort Tunceli türbanlı escort Uşak türbanlı escort Van türbanlı escort Yalova türbanlı escort Yozgat türbanlı escort Zonguldak türbanlı escort
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.