Suluboya Sanatçısı Erkin Yılmaz: “Anadolu’daki Küçük Sanat Ateşleri Büyüsün”
Suluboya Sanatçısı Erkin Yılmaz: “Anadolu’daki Küçük Sanat Ateşleri Büyüsün”
SEÇKİNHABERTV- (Haber:Cengiz Çetik/Finike)-Suluboya sanatçısı Erkin Yılmaz, sanat yolculuğunu, doğadan aldığı ilhamı, yapay zekâ ve geleneksel sanat ilişkisine bakışını ve Türkiye’de gerçekleştirmek istediği büyük suluboya festivali hayalini anlattı.
SEÇKİNHABERTV- (Haber:Cengiz Çetik/Finike)-Suluboya sanatçısı Erkin Yılmaz, sanat yolculuğunu, doğadan aldığı ilhamı, yapay zekâ ve geleneksel sanat ilişkisine bakışını ve Türkiye’de gerçekleştirmek istediği büyük suluboya festivali hayalini anlattı.
SEÇKİNHABERTV- (Haber:Cengiz Çetik/Finike)- Suluboya sanatçısı Erkin Yılmaz, sanat yolculuğunu, doğadan aldığı ilhamı, yapay zekâ ve geleneksel sanat ilişkisine bakışını ve Türkiye’de gerçekleştirmek istediği büyük suluboya festivali hayalini anlattı. Yılmaz, son yıllarda farklı kentlerde düzenlenmeye başlayan suluboya etkinliklerini “Anadolu’da yakılan küçük ateşler” olarak nitelendirerek, bu çalışmaların daha büyük sanat organizasyonlarına dönüşmesini umut ettiğini söyledi.
Yirmi altı yıllık kamu hizmetinin ardından albay olarak emekliye ayrılan Erkin Yılmaz, aktif sanat yolculuğuna emeklilik döneminde başladı.
Önce karakalem ve yağlı boya kurslarına katılan Yılmaz, daha sonra tanıştığı suluboyanın kendisini farklı bir dünyaya götürdüğünü belirtti. Yaklaşık sekiz yıldır ağırlıklı olarak suluboya çalışan sanatçı, doğanın ve özellikle denizin eserlerinin en önemli ilham kaynakları arasında bulunduğunu söyledi.

Renkleri Mersin’de Öğrendi
Babası havacı astsubay olduğu için Adana’da dünyaya gelen ancak ailesi Mersinli olan Yılmaz, renklerle ilk güçlü bağının çocukluk ve ortaokul yıllarında Mersin’de oluştuğunu anlattı.
Torosların yeşili ile Akdeniz’in mavisinin hafızasında önemli bir yer tuttuğunu belirten sanatçı; yelkenlilerin, balıkçı teknelerinin ve denizin farklı tonlarının sanat dünyasının temellerini oluşturduğunu ifade etti.
Yılmaz’ın bugün resimlerinde sıklıkla doğaya, gökyüzüne, ağaçlara, denize, yelkenlilere ve kayıklara yer vermesinde de bu çocukluk izlerinin etkisi görülüyor.
Eserlerini Önce “Demlenmeye” Bırakıyor
Erkin Yılmaz’ın eser oluşturma sürecinin dikkat çeken aşamalarından biri kendi ifadesiyle “demlenme süreci”.
Doğa gezilerinde, deniz kıyılarında, gün doğumu ve gün batımında çok sayıda fotoğraf çektiğini anlatan Yılmaz, daha sonra kendisini etkileyen görüntüler üzerinde çalıştığını söyledi.
Bir ağacın duruşu, denizdeki bir kayık ya da bir köprü onun için yeni bir resmin başlangıç noktası olabiliyor.
Sanatçı, seçtiği görüntüyü doğrudan kâğıda aktarmak yerine önce üzerinde düşünüyor; hangi objelerin çıkarılacağına veya ekleneceğine karar veriyor. Zihninde yeterince “demlenen” görüntüyü önce küçük bir eskize dönüştürüyor, ardından asıl çalışmasına başlıyor.
Bir tablonun ne zaman tamamlandığına ise eserin odak noktasına bakarak karar veriyor.
Yılmaz’a göre her resmin bir “asıl kahramanı” var. Sanatçı, bu kahramanı istediği biçimde yansıtabildiğini hissettiğinde eserini tamamlayıp imzasını atıyor.
Yapay Zekâya Eleştirel Bakıyor
Görsel üretimde yapay zekâ kullanımının hızla yaygınlaştığı günümüzde Yılmaz, konuya geleneksel sanat ve sanatçı emeği açısından eleştirel yaklaşıyor.
Yapay zekâ sistemlerinin öğrenirken gerçek sanatçıların eserlerinden yararlanmasına dikkat çeken Yılmaz, yapay zekâ ile ortaya çıkan görsellerde geleneksel bir sanat eserinin arkasında bulunan düşünme, hissetme, hazırlık ve üretim sürecinin bulunmadığını düşünüyor.
Yılmaz’a göre sanatı değerli kılan yalnızca ortaya çıkan görüntü değil; o görüntünün arkasındaki insan emeği, duygu ve yaşanmışlık.
Hayali Büyük Bir Suluboya Festivali
Sanatçının gelecek için en büyük hayallerinden biri ise Türkiye’de uluslararası nitelikte büyük bir suluboya festivali düzenlemek.
Avrupa ve Amerika’da suluboya sanatına büyük ilgi gösterildiğini, çok sayıda sanatçı ve sanatseverin katıldığı festivaller ve yarışmalar gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, Türkiye’de de benzer bir organizasyon yapılmasını istiyor.
İtalya’daki Bologna Suluboya Festivali benzeri bir etkinliğin Ankara, İstanbul, Finike veya Türkiye’nin başka bir kentinde yapılabileceğini ifade eden Yılmaz, daha önce bu konuda araştırmalar yaptığını ancak finansman ve kaynak oluşturmanın önemli bir sorun olduğunu söyledi.
Buna rağmen sanatçı umudunu kaybetmiş değil.
Finike, Kemer ve Karadeniz’in bazı bölgelerinde gerçekleştirilmeye başlanan suluboya etkinliklerini memnuniyetle karşıladığını belirten Yılmaz, bunları “Anadolu’da yakılan küçük ateşler” olarak görüyor.
Sanatçının dileği ise oldukça açık:
Bu küçük ateşlerin gelecekte daha büyük sanat hareketlerine dönüşmesi.
Genç Sanatçılara Gerçekçi Bir Tavsiye
Erkin Yılmaz genç sanatçılara da yalnızca romantik değil, gerçekçi bir mesaj veriyor.
Türkiye’de sadece resim yaparak ekonomik yaşamı sürdürebilmenin oldukça zor olduğuna dikkat çeken Yılmaz, gençlerin öncelikle bir meslek edinmelerinin, ancak sanatı da hayatlarından çıkarmamalarının önemli olduğunu düşünüyor.
Karakalemden suluboyaya, akrilikten ebruya kadar gençlerin kendilerini yakın hissettikleri herhangi bir sanat dalıyla ilgilenmelerini öneren Yılmaz, hobi olarak başlayan bir sanat yolculuğunun ilerleyen yıllarda profesyonel bir çalışmaya dönüşebileceğini ifade ediyor.
Yılmaz’ın söyleşinin sonunda üzerinde durduğu düşünce ise sanat dünyası açısından belki de bütün konuşmanın özeti niteliğinde:
Sanatı ve sanatçıyı yaşatmak, desteklemek gerekiyor.
Antalya HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


