İlişkilerde neden aynı döngüler tekrar eder?
Neden bazı insanlar ne kadar isterse istesin, ilişki bir türlü adı konmuş hâle gelemez?
Bir gün seans sırasında danışanım bana şöyle söyledi:
“Ben aslında ilişki istiyorum ama bunu söyleyince kaçmasın diye hep geri duruyorum.
Belki zamanla beni seçer diye bekliyorum.”

İlişkilerde en sık karşılaşılan kırılma noktalarından biri şudur:
Kişi, flört isteyen birini zihninde yavaş yavaş ilişki pozisyonuna taşır.
Bu bir anda olmaz.
Sessizce olur.
Başta niyet konuşulmaz.
“Zamanla oturur”,
“baskı yapmayayım”,
“akışına bırakayım” denir.
Kişi geri durur ama beklentisi geri durmaz.
Bu noktada bir denge bozulur.
Karşı taraf, bulunduğu yerde kalır.
Flört alanında.
Diğeri ise zihninde çoktan başka bir kata çıkmıştır.
İnsanlar bazen istemedikleri rollere kısa süreli uyum sağlar.
Ama bu uyum, o rolü gerçekten benimsedikleri anlamına gelmez.
Süreç ilerlemez; sadece askıda kalır.
Aylar geçer.
Bazen yıllar.
İlişki hâlâ adı konmamış bir yerde durur.
Ve bekleyen taraf bir gün şunu söyler:
“Benim karşıma sorumluluk almayan biri çıktı.”
Oysa çoğu zaman sorun, karşı tarafın ne olduğu değil;
başta neyin varsayıldığıdır.
Kişi, net olmayan bir zemini, kendi beklentisiyle doldurmuştur.
Burada kritik soru şudur:
İstediğin ilişki bu mu?
Ve daha önemlisi:
Karşındaki kişi, bunu gerçekten istiyor mu;
yoksa sen onun adına bir senaryo mu yazdın?
İlişkilerde sağlıklı ilerleme,
bekleyerek değil;
aynı sayfada kalabildiğinde olur.
Netlik baskı değildir.
Belirsizlik ise çoğu zaman sandığımızdan daha yıpratıcıdır.
Zeynep Dereli-Aile Danışmanı/ Sosyolog