Bizi bilen bilir ki evimizde türkü çalan radyomuz hep açıktır. Sabit bir yerde takılıp kalmasınlar, farklı renkleri de bilsinler diye de Ahmet Kayalar, Sezen Aksular, Cem Karacalar, Müslüm Gürsesler, Ferdi Babalar... Ne bileyim işte, manada bir şey anlatan, güzel olanı söyleyen tüm sesler yankı bulur evimizde. İnanırım ki kulağından beslenir insan. Oğlum da kızım da 3 yaşlarında türkü söylemeye başladılar. Bağlama çalan dedenin örnekliği de elimizi daha da güçlendirdi. Kızım 9 yaşına kadar ne güzel türküler söylerken geçen yıl değişik bir şeyler mırıldanmaya başladı. Çok hoşuma gitmese de daha cazip kılmamak için üstelemedim. Şimdilerde "Anne, bu daha güzel" demeye başladı.
Şimdi soruyorum; bizim suçumuz ne? RTÜK eşliğinde ahlaksız mafya dizileri, nimete küfür gibi yemek programları yapılırken, Müge Anlılarla toplum aptallaştırılırken biz televizyonlardan elimizi çektik, yıllar önce. Çay demleyip karı koca Sadakatsiz dizileri izleyelim demedik. Ama telefonlarla da ailecek bir şey izlenemeyeceği için hepimiz ayrıldık. Ee, aynı odada bile değiliz. 9 yaşına kadar kızımı, 14 yaşına kadar oğlumu telefonlardan uzak tuttum ama şimdi daha da zorlaştı. Çocuğun peşinde gezip "Ne izliyorsun?" diye gezemeyiz sürekli, yoksa onu ona iterim.
Şimdi, kutsal değerlerine bu kadar düşkün yöneticiler bize bu saçmalıkları neden izletiyor diye sorarım. RTÜK nerede, ne iş yapıyor? İstediği her şeye anında erişim yasağı getirebiliyorken müstehcen olanı engelleyemiyor mu? Devletin denetim mekanizması mı bozuldu yoksa her şey kasıtlı mı yapılıyor? Çocuklarımızı bile elimizden alıyorlar, biz büyütemiyoruz artık. Bizim çocuklarımızı bile sistem büyütüyor.