
"Kalem kılıçtan keskin olurmuş ya hani; bugün silah ol kalemim, bugün silah ol! Dindar kisvesine bürünmüş şeytana bugün kılıçtan keskin bir silah ol...
Madımak Oteli'nde insan yakarken 'Allah' mı dediniz? İnsan olan insan cana kıyar mı, nasıl kıydınız?
İnsan olmayandan Müslüman olur mu hiç? Ateşi yakarken nasıl vardı elleriniz?
Yakarken 'Allah' demeye nasıl vardı dilleriniz? Çocuklar yanarken nasıl sustu vicdanınız?
Türkü söylemek miydi suçları? İyilik türküleri söyleyen insanlara hiç mi yoktu sevginiz? İnsan yakılır mı hiç?
Bağırdılar, bağırdılar da kulaklarınız duymazdan mı geldi? Gözleriniz görmezden mi geldi?
Ya vicdanınız... Vicdanınıza nasıl 'Sus!' dediniz? İnsan yakmak dinin neresindeydi de dindar kisvesi altında insan yaktınız?
Niye seslerini duyan olmadı? Nasıl göz yumdunuz? Feryatlara sağır olurken 'Allah, Allah' mı dediniz?
Akarsuları yaktınız da bu kara lekeyi kaç okyanusun suyu temizler?
Ozan Ali’nin el kadar çocukları yanarken, kendi çocuklarınız yokmuşçasına 'Allah' mı dediniz? 'Beş kızdan sonra buldum ben Hasret'i; adını Hasret koymasaydım hasret kalmazdım belki.' diyen anaya oğlunu bir ömür hasret ederken 'Allah' mı dediniz?
Neydi sizin dininiz? İçinde insanlık olmayan hangi dindendiniz? 'İncitme canı' türkülerini söyleyen canları yakarken 'Allah' mı dediniz?
Tamam, tasmayı düşman tutuyordu da siz düşmana nasıl asker oldunuz! Dininiz mi emretti bunu size?
Müslüman mı oldunuz şimdi?
Nasıl kıydınız?
İnsan yakandan insan olur mu? İnsan olamayandan Müslüman olur mu hiç?"