Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
Köşe Yazarı
Mesut KARAKOYUNLU - Emekli Öğretmen
 

MUHALEFET İKTİDARA CAN SUYUDUR

 Soytarılık, demokrasinin olmadığı ortaçağda, krallıkların muhalefet ihtiyacını karşılayan meslektir. Soytarı, kralın tüm görüşmelerinde, yanında hem de yanı başında bulunur, kral yanlışa düşerse, ciddiye alınmayan şaklabanlıklarıyla, ciddi uyarılarda bulunsun diye… Soytarı, nüktedanlığıyla veya sivri diliyle dikkat çekemezse, uyarısını, şaklabanlıkla krala parmak atacak kadar ileri götürebilir. Kral yediği parmağı ciddiye almaz ama yapılan uyarının ciddiyetini kavrar. Böyle bir ihtiyaç olmasaydı, kral yediği parmağı hoşgörüyle karşılayabilir miydi? Günümüzde İmparatorluklar ve krallar tarih oldu ama soytarılık, soytarılıktan öte bir işlevsellik kazanarak; siyasal ve toplumsal alanlarda muhalefet görevini tiyatro aracılığıyla sürdürerek, bir şekilde yönetenleri, yetki aşımında frenlemeye devam ediyor.  Muhalif tavrı besleyen demokrasidir. Muhalefetin olmadığı yönetimlerde demokrasi, demokrasinin olmadığı yerde de muhalefet olmaz diye bir kabul vardır.  Ülkemizde, bu kabulü dikkate almayan AKP iktidarı, yetkilerin kötüye kullanılmasına karşı çıkan ve öneri sunan siyasi muhalefeti, ‘aklınızı kendinize saklayın, bizim sizin aklınıza ihtiyacımız yok‘ diyerek dışlamakta, rahatsızlık duyduğu her türlü toplumsal muhalefeti de darbe girişimi olarak suçlayarak, tarih olmuş krallıkların bile vazgeçemediği muhalefet ihtiyacını yok saymaktadır. Bu yönetim anlayışı, AKP iktidarını hızla demokrasiden uzaklaşmakta, krallık ve padişahlık gibi monarşik yönetimlerin de gerisine düşürmektedir.  Tarihimizde padişahlar, katıldığı törenlerde ve ‘cuma selamlığı' merasimi sırasında sarayın kapısında bekleyen alkış çavuşları “yaşa var ol” diye bağırırken, görevlendirilmiş bir grup da hep bir ağızdan ‘‘Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var'' diye muhalif slogan atarlardı. Osmanlı’da bile dalkavukların yarattığı rehavetten sıyrılmak için mizansen de olsa muhalif ses duyma ihtiyacını bu şekilde karşılarlardı. Çoğunluk demokrasisinin çoğulcu demokrasiye evrildiği günümüzde muhalefet ihtiyacı ve önemi daha bir artmışken; Siyasal muhalefetin hareket alanını alabildiğine daraltan AKP iktidarı, direnen toplumsal muhalefeti tamamen yok edecek yasal bir düzenleme ile ilgili çalışmaları başlattı bile…  İlk bakışta vandalizmi hedef alan bir düzenleme gibi görünen yeni güvenlik yasası, uygulamada; sadece haksızlıklara, adaletsizliklere, usulsüzlük ve yolsuzluklara karşı barışçıl gösteri, toplantı ve yürüyüş yapanları değil, yapabilecek olanları gözlerinden okuyup derdest edecek bir açılıma müsait olduğunu gördük. Şimdi iktidara ayak bağı olarak kabul edilen oda'ların hedef alınması, yapılarının bozularak iktidar yanlısı odacıkların oluşturulması süreci başlatılmıştır. Muhalefet partileri düşmanlaştırarak ötekileştiren iktidar hiçbir şekilde kendisini uyaracak, yetki aşımında dur diyecek bir meslek örgütü de istemiyor artık... Muhalefeti sıfırlayarak kendisi için hayati bir ihtiyaç olan can suyu kaynaklarını kurutuyor. Günümüz dünyasında muhalefeti tamamen yok edip, bir ülkeyi otoriter bir rejimle dikensiz gül bahçesine dönüştürmek ne kadar mümkün? Mesut Karakoyunlu  
Ekleme Tarihi: 15 Ekim 2021 - Cuma

MUHALEFET İKTİDARA CAN SUYUDUR

 Soytarılık, demokrasinin olmadığı ortaçağda, krallıkların muhalefet ihtiyacını karşılayan meslektir. Soytarı, kralın tüm görüşmelerinde, yanında hem de yanı başında bulunur, kral yanlışa düşerse, ciddiye alınmayan şaklabanlıklarıyla, ciddi uyarılarda bulunsun diye…

Soytarı, nüktedanlığıyla veya sivri diliyle dikkat çekemezse, uyarısını, şaklabanlıkla krala parmak atacak kadar ileri götürebilir. Kral yediği parmağı ciddiye almaz ama yapılan uyarının ciddiyetini kavrar. Böyle bir ihtiyaç olmasaydı, kral yediği parmağı hoşgörüyle karşılayabilir miydi?

Günümüzde İmparatorluklar ve krallar tarih oldu ama soytarılık, soytarılıktan öte bir işlevsellik kazanarak; siyasal ve toplumsal alanlarda muhalefet görevini tiyatro aracılığıyla sürdürerek, bir şekilde yönetenleri, yetki aşımında frenlemeye devam ediyor.

 Muhalif tavrı besleyen demokrasidir. Muhalefetin olmadığı yönetimlerde demokrasi, demokrasinin olmadığı yerde de muhalefet olmaz diye bir kabul vardır.

 Ülkemizde, bu kabulü dikkate almayan AKP iktidarı, yetkilerin kötüye kullanılmasına karşı çıkan ve öneri sunan siyasi muhalefeti, ‘aklınızı kendinize saklayın, bizim sizin aklınıza ihtiyacımız yok‘ diyerek dışlamakta, rahatsızlık duyduğu her türlü toplumsal muhalefeti de darbe girişimi olarak suçlayarak, tarih olmuş krallıkların bile vazgeçemediği muhalefet ihtiyacını yok saymaktadır. Bu yönetim anlayışı, AKP iktidarını hızla demokrasiden uzaklaşmakta, krallık ve padişahlık gibi monarşik yönetimlerin de gerisine düşürmektedir.

 Tarihimizde padişahlar, katıldığı törenlerde ve ‘cuma selamlığı' merasimi sırasında sarayın kapısında bekleyen alkış çavuşları “yaşa var ol” diye bağırırken, görevlendirilmiş bir grup da hep bir ağızdan ‘‘Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var'' diye muhalif slogan atarlardı.

Osmanlı’da bile dalkavukların yarattığı rehavetten sıyrılmak için mizansen de olsa muhalif ses duyma ihtiyacını bu şekilde karşılarlardı. Çoğunluk demokrasisinin çoğulcu demokrasiye evrildiği günümüzde muhalefet ihtiyacı ve önemi daha bir artmışken; Siyasal muhalefetin hareket alanını alabildiğine daraltan AKP iktidarı, direnen toplumsal muhalefeti tamamen yok edecek yasal bir düzenleme ile ilgili çalışmaları başlattı bile…

 İlk bakışta vandalizmi hedef alan bir düzenleme gibi görünen yeni güvenlik yasası, uygulamada; sadece haksızlıklara, adaletsizliklere, usulsüzlük ve yolsuzluklara karşı barışçıl gösteri, toplantı ve yürüyüş yapanları değil, yapabilecek olanları gözlerinden okuyup derdest edecek bir açılıma müsait olduğunu gördük.

Şimdi iktidara ayak bağı olarak kabul edilen oda'ların hedef alınması, yapılarının bozularak iktidar yanlısı odacıkların oluşturulması süreci başlatılmıştır.

Muhalefet partileri düşmanlaştırarak ötekileştiren iktidar hiçbir şekilde kendisini uyaracak, yetki aşımında dur diyecek bir meslek örgütü de istemiyor artık...

Muhalefeti sıfırlayarak kendisi için hayati bir ihtiyaç olan can suyu kaynaklarını kurutuyor. Günümüz dünyasında muhalefeti tamamen yok edip, bir ülkeyi otoriter bir rejimle dikensiz gül bahçesine dönüştürmek ne kadar mümkün?

Mesut Karakoyunlu

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.