Adıyaman deyince ilk akla gelen Menzil ve orayı mekân tutmuş, örgütlenmiş bir tarikat...
Bu yanılgı, sanılgı ve algıyla sanki Adıyaman / Menzil, dinciliğin harmanlandığı yer...
Öyle ki Menzil tarikatı Adıyaman’ı kuşatmış, binlerce yıllık coğrafyanın oluşturduğu insanı insan yapan kadim kültürün tahtına oturmuş...
Gerçekten öyle mi?
Yurdun dört bir tarafından otobüslerle getirilmiş, kutsallık atfedilen şıhlarla şeyhlerle kandırılmış insanların oluşturduğu yığınların sunduğu görüntü böyle... Ama hayatın doğal akışı bambaşka...
Bu başkalığı, Besni Eğitim Bayramı şenliklerini Halk TV’de görünce, bu izlencede gördüklerimi paylaşmak istedim.
Besni kanyonundan geçen Fırat Nehri’nde kaptanlık yapan genç bir kadın; Sıla Kaptan...
Dümen çarkının topuzlarını elleriyle kavramış, liyakatin ve ehliyetin verdiği özgüvenle gazetecinin sorularını yanıtlıyor.
Kıyafetiyle seküler, kaptan şapkasının kenarlarından omuzlarına sarkan kumral saçlarıyla, kadınlığını değil, erkeklerin yaptığı bir işi yapabilmenin gururunu sergiliyor.
Gemi Türk bayraklarıyla süslenmiş, yan küpeşteden sarkan iki, ön küpeştede büyük bir portre; Köy Enstitülerinin mimarlarından dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç, Köy Enstitüsü hayali gerçek olan Atatürk’e ait bir resim...
Besni’de kadim Adıyaman’ın gerçek yüzünü sergileyen Eğitim Bayramı etkinlikleri; konferans, açık oturum ve sergilerle insanı insan yapan değerleri sunuyor.
Menzil tarikat köyünde ise otobüslerle yurdun dört bir tarafından getirilen yığınlar, inanç sömürüsüyle ceplerindeki paralar alınarak kullaştırılıyor.
Bunlar çoğunluk değil, toplama yığınlar; çoğunluk ise çağdaş, demokratik, laik ve seküler kitleler.
Nerede hata yapıyoruz ki çağdaş uygarlık yanlıları çoğunlukken bir türlü iktidar olamıyor?!