Kerim Özbekler- Yazar/Şair/Gazeteci
Köşe Yazarı
Kerim Özbekler- Yazar/Şair/Gazeteci
 

Karadeniz’in Kapısında Yeni Bir Denklem: Türkiye Nereye Sürükleniyor?

Dünya yeniden sert bir jeopolitik döneme girmiş durumda. Ortadoğu’da gerilim büyürken, Karadeniz hattında da dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim küresel ölçekte tartışılırken Türkiye’de de bazı sorular yüksek sesle sorulmaya başlandı. Özellikle son günlerde dile getirilen iddialar ve güvenlik tartışmaları kamuoyunda yeni bir endişe dalgası oluşturdu. Vatandaşın aklındaki en temel soru ise şu: Türkiye’nin savunma sistemi ne durumda? Yıllar önce Rusya’dan milyarlarca dolar ödenerek alınan hava savunma sistemleri tartışma konusu olurken, NATO ile yürütülen askeri iş birlikleri de yeniden gündeme geliyor. Bir başka tartışma da Karadeniz hattında ortaya çıkıyor. İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan kapısı olan Anadolu Kavağı çevresinde NATO’ya ait deniz unsurlarının konuşlandırılması ihtimali bazı çevreler tarafından stratejik açıdan sorgulanıyor. Bu soru doğal olarak şu tartışmayı doğuruyor: Karadeniz’de artan askeri hareketlilik Türkiye’yi yeni bir jeopolitik denklemin içine mi çekiyor? Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nin Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’da askeri varlığını artırması da Ankara’da dikkatle takip edilen gelişmeler arasında yer alıyor. Ege’deki bazı adaların silahlandırılması meselesi ise Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir devam eden bir başka hassas konu. Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, Karadeniz’deki güvenlik dengesi ve Ortadoğu’daki çatışmalar birleştiğinde Türkiye çok karmaşık bir jeopolitik hattın tam ortasında bulunuyor. Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Büyük güçlerin satranç tahtasında en kritik kareler genellikle geçiş noktalarıdır. İstanbul Boğazı da bu noktaların başında geliyor. Bu nedenle Türkiye’nin dış politikada atacağı her adım sadece bugünü değil, bölgenin geleceğini de etkileyebilecek nitelikte. Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur: Türkiye, büyük güçlerin çatışma hattında sürüklenen bir ülke mi olacak, yoksa kendi dengelerini kurarak yeni bir stratejik yol mu çizecek? Çünkü tarihin bize öğrettiği bir gerçek var: Büyük savaşlar çoğu zaman cephelerde değil, önce haritaların üzerinde başlar. Kerim Özbekler Yazar-Şair-Gazeteci
Ekleme Tarihi: 01 Nisan 2026 -Çarşamba

Karadeniz’in Kapısında Yeni Bir Denklem: Türkiye Nereye Sürükleniyor?

Dünya yeniden sert bir jeopolitik döneme girmiş durumda.

Ortadoğu’da gerilim büyürken, Karadeniz hattında da dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor.

İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim küresel ölçekte tartışılırken Türkiye’de de bazı sorular yüksek sesle sorulmaya başlandı. Özellikle son günlerde dile getirilen iddialar ve güvenlik tartışmaları kamuoyunda yeni bir endişe dalgası oluşturdu.

Vatandaşın aklındaki en temel soru ise şu:

Türkiye’nin savunma sistemi ne durumda?

Yıllar önce Rusya’dan milyarlarca dolar ödenerek alınan hava savunma sistemleri tartışma konusu olurken, NATO ile yürütülen askeri iş birlikleri de yeniden gündeme geliyor.

Bir başka tartışma da Karadeniz hattında ortaya çıkıyor.
İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan kapısı olan Anadolu Kavağı çevresinde NATO’ya ait deniz unsurlarının konuşlandırılması ihtimali bazı çevreler tarafından stratejik açıdan sorgulanıyor.

Bu soru doğal olarak şu tartışmayı doğuruyor:

Karadeniz’de artan askeri hareketlilik Türkiye’yi yeni bir jeopolitik denklemin içine mi çekiyor?

Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nin Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’da askeri varlığını artırması da Ankara’da dikkatle takip edilen gelişmeler arasında yer alıyor. Ege’deki bazı adaların silahlandırılması meselesi ise Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir devam eden bir başka hassas konu.

Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, Karadeniz’deki güvenlik dengesi ve Ortadoğu’daki çatışmalar birleştiğinde Türkiye çok karmaşık bir jeopolitik hattın tam ortasında bulunuyor.

Tarih bize şunu defalarca gösterdi:
Büyük güçlerin satranç tahtasında en kritik kareler genellikle geçiş noktalarıdır.

İstanbul Boğazı da bu noktaların başında geliyor.

Bu nedenle Türkiye’nin dış politikada atacağı her adım sadece bugünü değil, bölgenin geleceğini de etkileyebilecek nitelikte.

Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur:

Türkiye, büyük güçlerin çatışma hattında sürüklenen bir ülke mi olacak,
yoksa kendi dengelerini kurarak yeni bir stratejik yol mu çizecek?

Çünkü tarihin bize öğrettiği bir gerçek var:

Büyük savaşlar çoğu zaman cephelerde değil, önce haritaların üzerinde başlar.

Kerim Özbekler

Yazar-Şair-Gazeteci

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift bets10.buzz taraftarium24 taraftarium24 islami chat islami sohbetler