
Burası bizim "Kötü Dağ"ımız... Ben dağları çok severim. Ben sevince haliyle çocuklarım da sevdi. Nerede bir dağ görseler, "Anne bu dağın adı ne?" diye sormaya başladılar.
Oğlum henüz dört yaşındayken sormuştu:
— Anne bu dağın adı ne?
— Kötü Dağ oğlum.
— Aaa, niye kötü ki anne? Dağlar nasıl kötü olur? Yoksa çocuklara taş mı atıyormuş? Arkadaşım demişti ki; "Allah kötülük yapanları taş eder." Anne yoksa o taşlar ondan mı?

Kızım da aynı yaşlarda benzer bir merakla sordu:
— Anne bu dağın adı ne?
— Kötü Dağ kızım.
— Niye anne, insanlara kötülük mü yapmış yoksa?
— Yok kızım... Eskiden üzerinde ağaçları varmış, zamanla insanlar kesip tüketmiş. Sonra da ağaçsız, kuru kaldığı için adı "Kötü Dağ" kalmış herhalde.
Kızım, "Anne bu insanlar ne kadar kötü! Hem ağaçları kesmişler hem de adını kötü koymuşlar," deyip ağlamaya başladı. O an düşündüm; mayıs ayında binbir çeşit çiçek açar burada.
Gece çiçeklerinin kokusu akşamları tüm Emirgazi’ye yayılır. "Tamam, ağlama, burası Çiçekli Dağ olsun," dedim. O günden sonra "Çiçekli Dağ" aşağı, "Çiçekli Dağ" yukarı gezdik durduk...
Yıllar geçti, çocuklar büyüdü ama değişen çok az şey var. Hâlâ kıymetini bilmiyoruz. Oysa dağlar da en az denizler kadar kıymetli olmalı. Dağların insana verdiği huzuru, bana göre denizler bile veremez.
Lütfen sahip çıkalım; yeryüzü insanoğluna mescit kılınmadı mı? Yanlış uygulamalarla kirletmeyelim doğayı.
Emirgazi’nin çöpleri bir yerde toplanmış, oradan uçuşan poşetler ve atıklar dağın eteklerine kadar gelmiş. Buna hakkımız var mı?
Emirgazi’de kuzey rüzgârları hakimdir; oradaki kötü koku ve kirlilik zamanla rüzgârın etkisiyle ilçeye yayılmaz mı?
Çöpün yeri doğru mu seçilmiş? Dünya tüm canlıların evidir, niye sadece bizim sanıyoruz?
Düşünsenize, doğayı sadece insan kirletiyor.
Bu konuda birlik olsak; müstakil evde oturanlar yakılabilir çöplerini imha etse, eskiden olduğu gibi meyve-sebze atıklarını bahçeye gömüp doğal torf yapsa ne güzel olur.
Molozları gelişigüzel dökmesek, belediyenin belirlediği alanları kullansak olmaz mı? Unutmayın; sizin attığınız her atık için birileri emek veriyor, çalışıyor. Bu sorumluluğu biz üstlensek daha doğru olmaz mı?
Dağın her yanına atılmış içki şişeleri, fırlatılan su kapları... Niye bu kötülüğü yapıyorsunuz?
Doğaya katkınız bu mu? "Allah taş etmiyor" diye mi bu pervasızlığınız?
Bu sorunlar aslında bütün dağların ortak yarası. Bir bilsek ki; bizden önce gelenlerin de bizden sonrakilerin de görevi bu doğaya hizmet etmektir.
Diğer ilçeler nasıl çözümler bulmuş, araştırsak ve kafa yorsak olmaz mı?
Üç beş yıl yaşayıp gideceğiz; doğaya zarar vermeden yaşayamaz mıyız?
Her gelene bağrını açıyor diye mi kıymeti az?

O dağ bize hep iyilik ediyor, biz ise hep kötülükle karşılık veriyoruz. Adı "Kötü", kendi nimet olan canım Çiçekli Dağ; çocuklarımıza mirastır.
Yemliğinden mantarına, manzarasından bin bir çeşit çiçeğine kadar bize hizmet eder; hayvanlarımızın karnını doyurur, kokusunu bizden esirgemez.
Yaradan’ın yarattığının aslını bozmayalım.
Bir katkımız yoksa bari zararımız olmasın. Sahibi var o dağların, Sahibi...
Sahibine hürmeten, emanete zarar vermeyelim.
Suadiye Çetik Saltan
