İslam tarihi boyunca mezhepler, çoğu zaman yanlış anlaşıldı. Kimileri mezhepleri ayrılık sebebi sandı, kimileri de İslam’ın özünden kopuş gibi göstermeye çalıştı. Oysa mezhepler, İslam’ı daha doğru anlamak ve yaşamak için ortaya çıkan ilim yollarıdır.
Önce kavramı doğru koyalım.
Mezhep Nedir?
Mezhep kelimesi Arapçada “gidilen yol” anlamına gelir. Dinin aslını değil, dinin nasıl anlaşılacağını ve yaşanacağını ele alan ilmî bir yöntemdir. Mezhepler, büyük âlimlerin Kur’an ve sünnetten çıkardıkları hükümler etrafında oluşan fıkhî ekollerdir. İslam tarihinde bu ekoller için “ashâbü’l-makâlât” ifadesi de kullanılmıştır.
Mezhepler Nasıl Ortaya Çıktı?
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra İslam coğrafyası hızla genişledi. Farklı iklimler, farklı kültürler, farklı toplumsal şartlar ortaya çıktı. Sahabe ve tâbiîn nesli, karşılaştıkları yeni meseleleri Kur’an ve sünnet ışığında çözmeye çalıştı. İşte bu ilmî çabalar zamanla sistemleşti ve mezhepler ortaya çıktı.
Burada önemli bir nokta var:
Mezhepler din değildir; dini anlama biçimleridir.
İlk Mezhepler ve Hak Mezhepler
İslam tarihinde birçok mezhep ortaya çıkmıştır. Bunlardan bazıları zamanla kaybolmuş, bazıları başka mezheplerle birleşmiştir. Fıkıh alanında Ehl-i Sünnet içinde kabul edilen dört hak mezhep vardır:
-
Hanefî
-
Mâlikî
-
Şâfiî
-
Hanbelî
Bunların yanında Zâhiriyye ve Cerîrî mezhepleri de tarih sahnesinde yer almış; Cerîrî mezhebi zamanla Hanbelîlerle, Zâhirî mezhebi ise büyük ölçüde Şâfiî çevrelerle etkisini yitirmiştir.
İtikadî açıdan bakıldığında; Hanefî mezhebi daha çok Mâtürîdîlik, diğer üç mezhep ise ağırlıklı olarak Eş‘arîlik çizgisindedir.
Mezhepler Neden Ayrılık Sebebi Değildir?
Mezheplerin tamamı:
-
Aynı Kur’an’a inanır
-
Aynı Peygamber’e uyar
-
Aynı temel esasları kabul eder
Farklılıklar, usulde ve yorumda ortaya çıkar. Bu da rahmettir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), farklı bölgelere gönderdiği sahabelerin bulundukları şartlara göre insanlara dini anlatmalarını kabul etmiştir. Bu durum, mezheplerin temel ruhunu anlamak açısından önemlidir.
Dört Mezhebin Kısa Tanıtımı
1) Hanefî Mezhebi
Kurucusu İmam Ebû Hanîfe’dir. Küfe merkezlidir. Akıl yürütmeye ve kıyasa geniş yer verir. Bugün Türkiye, Orta Asya, Balkanlar ve Hindistan coğrafyasında yaygındır. Devletle mesafesini koruyan bir mezhep geleneğine sahiptir.
2) Şâfiî Mezhebi
Kurucusu İmam Şâfiî’dir. Hadis ile fıkıh arasında denge kurmuştur. Metodolojisi son derece sistemlidir. Doğu Afrika, Mısır ve Güneydoğu Anadolu’da yaygındır.
3) Hanbelî Mezhebi
Kurucusu Ahmed b. Hanbel’dir. Hadise büyük önem verir. Günümüzde özellikle Arap Yarımadası’nda etkilidir.
4) Mâlikî Mezhebi
Kurucusu İmam Mâlik b. Enes’tir. Medine amelini esas alır. Kuzey Afrika’da yaygındır.
Mezhepler Üzerinden İslam’a Saldırılar
Tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de İslam’ı yıpratmak isteyenler vardır. Mezhepler üzerinden fitne çıkaranlar, hak mezhepleri birbirine düşman gibi göstermeye çalışanlar çıkmıştır ve çıkacaktır. Haricîlik gibi aşırı ve sapkın yollar tarihte kalmış; günümüzde farklı adlarla ortaya çıkan bazı akımlar ise aynı zihniyetin devamıdır.
Burada ölçü nettir:
Dört hak mezhep Ehl-i Sünnet çizgisindedir ve tamamı İslam dairesindedir.
Son Söz
Mezhepler İslam’ı bölmez; İslam’ı öğrenmeyi kolaylaştırır. Asıl tehlike mezhepsizlik adı altında bilgisizliği kutsamaktır. Müslüman, mezhebiyle kavga etmez; mezhebiyle dinini yaşar.
Bugün bize düşen; tartışmak değil, İslam’a sarılmak, ilme tutunmak ve fitne dilinden uzak durmaktır.
Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Yazar/Şair