Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Halka Tatlısının Unutulan Hikâyesi

Halka tatlısının kesin tarihi bilinmemekle birlikte, anlatılara göre kökeni 16. yüzyıla, Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar uzanır. Rivayete göre Kanuni’nin Bağdat seferi dönüşünde, saray mutfağında halka tatlısı hazırlanmış; daha sonra askerlere güç vermesi amacıyla yaygınlaştırılmıştır. Yani bu tatlı, yalnızca bir sokak lezzeti değil, aynı zamanda besleyici ve kuvvet verici bir yiyecek olarak düşünülmüştür. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise halka tatlısı bambaşka bir algıyla anılmaya başlanır. Özellikle Galata Kulesi çevresinde, seyyar satıcılar tarafından satılması ve dönemin sosyal dokusuyla ilişkilendirilmesi sonucunda halk arasında “kerhane tatlısı” gibi yakıştırmalar yapılmıştır. Oysa bu adlandırma hem tarihsel olarak temelsizdir hem de bu tatlının kültürel kökenini gölgelemektedir. Toplumun bu şekilde adlandırması açıkça yanlıştır. Halka tatlısı, Türk mutfağında yağda kızartılan tatlılar arasında yer alır. Bir bakıma tulumba tatlısının akrabasıdır. Günümüzde çoğunlukla seyyar satıcılarda görülse de pastanelerde ve tatlıcılarda da satılmaktadır. Şekil olarak İspanya ve Meksika mutfağındaki churroya benzer; ancak içerik, yapım tekniği ve kültürel anlam bakımından bize özgüdür. Bu tatlı Anadolu’nun farklı bölgelerinde farklı adlarla anılır: Hatay’da müşebbek, Adana’da kıvrım tatlı, Eskişehir’de ise ballı ballı olarak bilinir. “Halka” kelimesi ise Arapçada yüzük, halka ve zincir baklası anlamlarına gelen “haklat” sözcüğünden türemiştir. Bugün Adana Halka Tatlısı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve coğrafi işaret almıştır. Buna karşın son yıllarda Isparta’da “Dubai simit tatlısı” adıyla, içine Antep fıstığı ve çeşitli dolgular eklenerek yeni bir trend oluşturulmaktadır. Adı ne olursa olsun, özü değişmez: Bu tatlı Türk mutfağının ürünüdür. Halka tatlısı, tıpkı Manisa’ya özgü mesir macunu gibi, başlangıçta şifa ve güç verme amacıyla yapılmıştır. Zamanla şekli, sunumu ve algısı değişmiş; hatta kimi dönemlerde yanlış anlamlara çekilmiştir. Ne yazık ki bugün, bu tatlının gerçek çıkış nedenlerini ve tarihsel arka planını bilenlerin sayısı oldukça azdır. Belki de mesele yalnızca bir tatlı değildir. Halka tatlısı üzerinden baktığımızda, kültürel değerlerimizin nasıl yanlış adlandırıldığını, yüzeyselleştirildiğini ve zamanla kendi hikâyesinden koparıldığını açıkça görürüz. Bu yüzden biraz durup düşünmek, araştırmak ve bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden sorgulamak gerekiyor. Sadece bu konuda değil, her konuda. Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar
Ekleme Tarihi: 20 Ocak 2026 -Salı

Halka Tatlısının Unutulan Hikâyesi

Halka tatlısının kesin tarihi bilinmemekle birlikte, anlatılara göre kökeni 16. yüzyıla, Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar uzanır. Rivayete göre Kanuni’nin Bağdat seferi dönüşünde, saray mutfağında halka tatlısı hazırlanmış; daha sonra askerlere güç vermesi amacıyla yaygınlaştırılmıştır. Yani bu tatlı, yalnızca bir sokak lezzeti değil, aynı zamanda besleyici ve kuvvet verici bir yiyecek olarak düşünülmüştür.

Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise halka tatlısı bambaşka bir algıyla anılmaya başlanır. Özellikle Galata Kulesi çevresinde, seyyar satıcılar tarafından satılması ve dönemin sosyal dokusuyla ilişkilendirilmesi sonucunda halk arasında “kerhane tatlısı” gibi yakıştırmalar yapılmıştır. Oysa bu adlandırma hem tarihsel olarak temelsizdir hem de bu tatlının kültürel kökenini gölgelemektedir. Toplumun bu şekilde adlandırması açıkça yanlıştır.

Halka tatlısı, Türk mutfağında yağda kızartılan tatlılar arasında yer alır. Bir bakıma tulumba tatlısının akrabasıdır. Günümüzde çoğunlukla seyyar satıcılarda görülse de pastanelerde ve tatlıcılarda da satılmaktadır. Şekil olarak İspanya ve Meksika mutfağındaki churroya benzer; ancak içerik, yapım tekniği ve kültürel anlam bakımından bize özgüdür.

Bu tatlı Anadolu’nun farklı bölgelerinde farklı adlarla anılır:
Hatay’da müşebbek, Adana’da kıvrım tatlı, Eskişehir’de ise ballı ballı olarak bilinir. “Halka” kelimesi ise Arapçada yüzük, halka ve zincir baklası anlamlarına gelen “haklat” sözcüğünden türemiştir.

Bugün Adana Halka Tatlısı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve coğrafi işaret almıştır. Buna karşın son yıllarda Isparta’da “Dubai simit tatlısı” adıyla, içine Antep fıstığı ve çeşitli dolgular eklenerek yeni bir trend oluşturulmaktadır. Adı ne olursa olsun, özü değişmez: Bu tatlı Türk mutfağının ürünüdür.

Halka tatlısı, tıpkı Manisa’ya özgü mesir macunu gibi, başlangıçta şifa ve güç verme amacıyla yapılmıştır. Zamanla şekli, sunumu ve algısı değişmiş; hatta kimi dönemlerde yanlış anlamlara çekilmiştir. Ne yazık ki bugün, bu tatlının gerçek çıkış nedenlerini ve tarihsel arka planını bilenlerin sayısı oldukça azdır.

Belki de mesele yalnızca bir tatlı değildir. Halka tatlısı üzerinden baktığımızda, kültürel değerlerimizin nasıl yanlış adlandırıldığını, yüzeyselleştirildiğini ve zamanla kendi hikâyesinden koparıldığını açıkça görürüz. Bu yüzden biraz durup düşünmek, araştırmak ve bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden sorgulamak gerekiyor. Sadece bu konuda değil, her konuda.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler