Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
Köşe Yazarı
Mahmut ÇİÇEKDAĞI - Şair,Yazar
 

Ev Alma, Komşu Al

Bir ev satın alırken önce metrekareye, manzaraya, cepheye bakarız. Oysa kültürümüz asırlardır daha kestirme bir ölçü sunar: “Ev alma, komşu al.” Bu söz basit bir temenni değil, yaşanmışlığın süzülmüş hâlidir. Çünkü komşuluk, yalnızca yan yana yaşamak değildir. Aynı duvarı paylaşmak değil; aynı hayata tanıklık etmektir. Komşu; bir adım ötede duran, ihtiyaç anında kapısı çalınan, sevinci paylaşılan, acısı hafifletilendir. Komşuluk ise hak ve sorumluluk doğuran bir ilişkiler düzenidir. İslâm da bu düzeni tesadüfe bırakmamış, açık hükümlerle çerçevelemiştir. Peygamber Efendimiz’in şu uyarısı hâlâ kulaklarımızda çınlar: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kişi komşusuna eziyet etmesin.” Hatta Cebrâil’in komşuluk hakkında o kadar çok tavsiyede bulunduğunu, neredeyse komşunun komşuya mirasçı kılınacağını sandığını söylemiştir. Bu sözler bize şunu açıkça söyler: Komşuluk, imanın vitrinidir. Eskiden köylerde, kasabalarda komşuluk hayatın kendisiydi. Bir evde tencere kaynarsa, kokusu yan eve de ulaşırdı. “Komşuda pişer, bize de düşer” sözü bir temenni değil, günlük gerçekti. Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bile bilmiyor. Modern hayat, hız, bireysellik ve “bana dokunmayan” anlayışıyla komşuluğu aşındırdı. İnsanlar kapılarını değil, hayatlarını kilitler oldu. Yardımlaşma yerini mesafeye, selamlaşma yerini sessizliğe bıraktı. Oysa İslâm komşulukta yalnızca zarar vermemeyi değil, ilgilenmeyi emreder. Komşunun aç olup olmadığını bilmeden tok yatanın imanının sorgulanacağını söyleyen bir anlayıştan söz ediyoruz. Hastalandığında ziyaret etmek, sevindiğinde tebrik etmek, musibet yaşadığında teselli etmek, öldüğünde cenazesinde bulunmak… Bunlar fazladan iyilik değil, haktır. Bugün ise ne oluyor? İnsanlar sadece başlarına bir sorun geldiğinde konuşuyor. İşi düşünce kapı çalıyor, işi bitince susuyor. Bu ne insanlıktır ne de Müslümanlıktır. Komşuluk ağır bir sorumluluktur. Hafife alınacak bir mesele değildir. Çünkü komşuluk, insanın ahlâkını en yakından sınayan aynadır. Gürültüyle, vurdumduymazlıkla, ilgisizlikle kırılan sadece bir kalp değil; toplumsal vicdandır. Asıl tehlike ise şudur: Biz kendimizi unuttuk, yetmedi; geleceği de bilinçsiz yetiştiriyoruz. Komşuluğu bilmeyen nesiller, dayanışmayı da merhameti de tanımadan büyüyor. Belki de yeniden sormamız gereken soru şudur: Yeni bir ev mi arıyoruz, yoksa kaybolmuş komşuluğu mu? Çünkü ev alınır… Ama komşuluk, yaşanır. Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar
Ekleme Tarihi: 02 Şubat 2026 -Pazartesi

Ev Alma, Komşu Al

Bir ev satın alırken önce metrekareye, manzaraya, cepheye bakarız.

Oysa kültürümüz asırlardır daha kestirme bir ölçü sunar:
“Ev alma, komşu al.”

Bu söz basit bir temenni değil, yaşanmışlığın süzülmüş hâlidir. Çünkü komşuluk, yalnızca yan yana yaşamak değildir. Aynı duvarı paylaşmak değil; aynı hayata tanıklık etmektir.

Komşu; bir adım ötede duran, ihtiyaç anında kapısı çalınan, sevinci paylaşılan, acısı hafifletilendir. Komşuluk ise hak ve sorumluluk doğuran bir ilişkiler düzenidir. İslâm da bu düzeni tesadüfe bırakmamış, açık hükümlerle çerçevelemiştir.

Peygamber Efendimiz’in şu uyarısı hâlâ kulaklarımızda çınlar:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kişi komşusuna eziyet etmesin.”
Hatta Cebrâil’in komşuluk hakkında o kadar çok tavsiyede bulunduğunu, neredeyse komşunun komşuya mirasçı kılınacağını sandığını söylemiştir.

Bu sözler bize şunu açıkça söyler:
Komşuluk, imanın vitrinidir.

Eskiden köylerde, kasabalarda komşuluk hayatın kendisiydi. Bir evde tencere kaynarsa, kokusu yan eve de ulaşırdı. “Komşuda pişer, bize de düşer” sözü bir temenni değil, günlük gerçekti. Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bile bilmiyor.

Modern hayat, hız, bireysellik ve “bana dokunmayan” anlayışıyla komşuluğu aşındırdı. İnsanlar kapılarını değil, hayatlarını kilitler oldu. Yardımlaşma yerini mesafeye, selamlaşma yerini sessizliğe bıraktı.

Oysa İslâm komşulukta yalnızca zarar vermemeyi değil, ilgilenmeyi emreder. Komşunun aç olup olmadığını bilmeden tok yatanın imanının sorgulanacağını söyleyen bir anlayıştan söz ediyoruz. Hastalandığında ziyaret etmek, sevindiğinde tebrik etmek, musibet yaşadığında teselli etmek, öldüğünde cenazesinde bulunmak… Bunlar fazladan iyilik değil, haktır.

Bugün ise ne oluyor?
İnsanlar sadece başlarına bir sorun geldiğinde konuşuyor.
İşi düşünce kapı çalıyor, işi bitince susuyor.
Bu ne insanlıktır ne de Müslümanlıktır.

Komşuluk ağır bir sorumluluktur. Hafife alınacak bir mesele değildir. Çünkü komşuluk, insanın ahlâkını en yakından sınayan aynadır. Gürültüyle, vurdumduymazlıkla, ilgisizlikle kırılan sadece bir kalp değil; toplumsal vicdandır.

Asıl tehlike ise şudur:
Biz kendimizi unuttuk, yetmedi; geleceği de bilinçsiz yetiştiriyoruz. Komşuluğu bilmeyen nesiller, dayanışmayı da merhameti de tanımadan büyüyor.

Belki de yeniden sormamız gereken soru şudur:
Yeni bir ev mi arıyoruz, yoksa kaybolmuş komşuluğu mu?

Çünkü ev alınır…
Ama komşuluk, yaşanır.

Mahmut ÇİÇEKDAĞI-Şair/Yazar

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seckinhabertv.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift islami chat islami sohbetler