Her 3 Girişimciden En Az 1’i Disleksik Düşünce Yapısına Sahip
Her 3 Girişimciden En Az 1’i Disleksik Düşünce Yapısına Sahip
Araştırmalara göre her üç girişimciden biri disleksik düşünce yapısına sahip. Uzmanlar, öğrenme farklılığı yaşayan çocukların doğru destekle yüksek yaratıcılık ve girişimcilik potansiyeline ulaşabileceğini belirtiyor.
Araştırmalara göre her üç girişimciden biri disleksik düşünce yapısına sahip. Uzmanlar, öğrenme farklılığı yaşayan çocukların doğru destekle yüksek yaratıcılık ve girişimcilik potansiyeline ulaşabileceğini belirtiyor.
style="font-size:14px">SEÇKİNHABERTV- Uzmanlara göre öğrenme farklılığı yaşayan birçok çocuk doğru destekle yüksek yaratıcılık ve girişimcilik potansiyeline sahip.
style="font-size:14px">Eğitim hayatında “tembel”, “yaramaz” ya da “isteksiz” gibi etiketlerle geri plana itilen birçok çocuk aslında öğrenme güçlüğü yaşayabiliyor. Bu durum çoğu zaman isteksizlikten değil, beynin bilgiyi işleme biçimindeki farklılıklardan kaynaklanıyor.
style="font-size:14px">Uzmanlara göre özgül öğrenme güçlüğü olarak tanımlanan bu durum; okuma, yazma, dikkat ve bilgi işleme süreçlerinde farklılıklarla ortaya çıkabiliyor. Ancak bu farklılıklar aynı zamanda bireylerin yaratıcılık, görsel düşünme ve problem çözme becerilerinde güçlü yönler geliştirmesine de zemin hazırlayabiliyor.
style="font-size:14px">Nitekim yapılan araştırmalar da bu tabloyu destekliyor. Londra’daki Cass Business School’da gerçekleştirilen bir çalışma, ABD’de girişimcilerin yaklaşık yüzde 35’inin href="https://www.seckinhabertv.com/ara?q=disleksi " class="text-dark font-weight-bold" target="_blank">disleksi gibi öğrenme farklılıklarına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Richard Branson tarafından desteklenen Made By Dyslexia’nın küresel verileri ise her üç girişimciden en az birinin disleksik düşünce yapısına sahip olduğunu gösteriyor.
style="font-size:14px">“Tembel” denilen çocuklar geleceğin girişimcileri olabilir
style="font-size:14px">Bu çocukların etiketlenmesi yerine öğrenme biçimlerinin anlaşılması gerektiğini belirten Günet Eroğlu, disleksinin zekâ ile ilgili bir sorun olmadığını vurguladı.
style="font-size:14px">Eroğlu, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:“Bu çocukların zekâlarıyla ilgili bir problem yok. Öncelikle toplum olarak bu konuda bilinçlenmemiz gerekiyor. Beynin bilgiyi işleme biçimi farklı çalışıyor. Bu nedenle onların güçlü yönlerini destekleyen kişiye özel eğitim programlarıyla ilerlemek büyük önem taşıyor.”
style="font-size:14px">Nörogeribildirim yöntemi destek olabilir
style="font-size:14px">Uzmanlara göre nörogeribildirim temelli çalışmalar da öğrenme sürecinde önemli katkılar sağlayabiliyor. Beyin dalgalarının analiz edilmesi ve buna uygun egzersizlerle dikkat, odaklanma ve öğrenme süreçleri geliştirilebiliyor.
style="font-size:14px">Özellikle girişimcilik çağında farklı düşünme becerilerinin büyük bir avantaj olduğunu belirten Eroğlu, doğru yöntemler ve erken destekle öğrenme farklılığı yaşayan çocukların potansiyellerini ortaya koyabileceğini ifade etti.
style="font-size:14px">“Birçok girişimci kalıpların dışında düşünebilme, problem çözme ve yeni fikirler geliştirme becerileriyle öne çıkıyor. Erken destekle bu çocukların potansiyelini ortaya çıkarabilir ve onları üretken bireyler olarak topluma kazandırabiliriz.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.