Madencilik Cephesinde Üç Başlı Savaş: İşçi, Çevre, Devlet!
Madencilik Cephesinde Üç Başlı Savaş: İşçi, Çevre, Devlet!
SEÇKİNHABERTV-Türkiye’nin dört bir yanı, yer altı kaynaklarının kontrolsüzce vahşi madenciliğe açılmasının yarattığı krizle çalkalanıyor.
SEÇKİNHABERTV-Türkiye’nin dört bir yanı, yer altı kaynaklarının kontrolsüzce vahşi madenciliğe açılmasının yarattığı krizle çalkalanıyor.
SEÇKİNHABERTV-Türkiye’nin dört bir yanı, yer altı kaynaklarının kontrolsüzce vahşi madenciliğe açılmasının yarattığı krizle çalkalanıyor. Devlet ihale portallarına her sabah yeni maden sahası satışları eklenirken; işçiler, çevre örgütleri ve yerel halklar farklı cephelerde ama aynı sisteme karşı ses yükseltiyor. Yaşananlar tek bir feodal modeli işaret ediyor: Devlet satıyor, şirketler rantı devşiriyor, işçi maaş için başkaldırıyor, halk ise zehirlenme tehdidiyle baş başa kalıyor.
Ankara Yolunda İşçiler, Arhavi’de Yaşam Savunması
Son 72 saatte yaşanan hareketlilik, krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen hakları ve maaşları için Ankara’ya, Bakanlık kapısına yürürken; Karadeniz’in diğer ucunda, Arhavi’de vatandaşlar doğasını korumak için sokaklara döküldü.
Uzmanlar bu iki eylemin karakterine dikkat çekiyor: Doruk Madencilik işçilerinin eylemi doğrudan yönetici sınıfla bir ideolojik mücadeleden ziyade, bir hayatta kalma ve patronla hak pazarlığı niteliği taşıyor. Buna karşın Arhavi’deki yürüyüş, doğrudan bir yaşam savunması. Orada halk; sağlığını, çocuklarının nefesini, toprağını ve suyunu korumak için barikat oluyor. İlk bakışta istihdam (işçi) ve doğa koruma (çevre) cepheleri çatışıyor gibi görünse de, her iki eylem de aynı gerçeğe çıkıyor: Mevcut ekonomik sistem ne işçiyi, ne çevreyi, ne de yaşamı hesaba katıyor.
Varto’da Direniş bir Ayı Devirdi, Karadeniz’de Felaket Kapıda
Muş Varto’da Jeotermal Enerji Santrallerine (JES) karşı başlatılan nöbet 29 günü geride bıraktı. Siyaset üstü, tamamen mahalli ve kararlı bir karakter kazanan Varto direnişi, yerel halkın topraklarına ne pahasına olursa olsun sahip çıkacağını gösteriyor.
Öte yandan, Karadeniz hattından gelen sinyaller yaklaşan bir ekolojik felaketin habercisi. Bölgedeki kontrolsüz madencilik faaliyetlerinin, nehirlerde kitlesel balık ölümlerine ve su kaynaklarında geri dönüşü olmayan kirliliklere yol açmasından endişe ediliyor. Sınırın hemen ötesinde, Rus madencilik şirketinin bile Ermenistan’daki su kaynaklarını korumak adına faaliyet durdurduğu bir konjonktürde, Türk devletinin kendi topraklarında maden ihalelerini hızlandırması ve derinleştirmesi kamuoyunda büyük tepki çekiyor.
Gelecek 30 Gün Kritik: Yeni Direniş Dalgası Kapıda mı?
Devletin ihale sistemine bu sabah eklenen yeni maden sahası satışları, sürecin yavaşlamadığını, aksine daha da agresifleştiğini kanıtlıyor. Arhavi ve benzeri kritik ekolojik bölgelerde maden izinlerinin yakında yenileneceği iddiaları gündemdeki sıcaklığını koruyor.
Önümüzdeki günlerde Doruk Madencilik işçilerinin olası yeni eylemleriyle, çevre cephesinin taleplerinin ortak bir zeminde hizalanıp hizalanmayacağı merak konusu. Ancak kesin olan bir şey var: Resmi portallarda yeni ihaleler yayımlanmaya devam ettikçe, gelecek 30 gün içinde Türkiye’nin başka bölgelerinde de yeni yerel direnişlerin fitili ateşlenecek.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.