COP31 Öncesi Antalya’da İklim Adaleti Hamlesi: Baro’dan Geniş Katılımlı Forum
COP31 Öncesi Antalya’da İklim Adaleti Hamlesi: Baro’dan Geniş Katılımlı Forum
SEÇKİNHABERTV- Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde Antalya Barosu, iklim adaletini merkezine alan kapsamlı bir sürecin startını verdi. Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu ile Çevre ve İmar İzleme Kurulu öncülüğünde düzenlenen “Emek, Doğa ve Kent İçin İklim Adaleti” forumu, baro binasında yoğun katılımla gerçekleştirildi.
SEÇKİNHABERTV- Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde Antalya Barosu, iklim adaletini merkezine alan kapsamlı bir sürecin startını verdi. Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu ile Çevre ve İmar İzleme Kurulu öncülüğünde düzenlenen “Emek, Doğa ve Kent İçin İklim Adaleti” forumu, baro binasında yoğun katılımla gerçekleştirildi.
SEÇKİNHABERTV- Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde Antalya Barosu, iklim adaletini merkezine alan kapsamlı bir sürecin startını verdi. Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu ile Çevre ve İmar İzleme Kurulu öncülüğünde düzenlenen “Emek, Doğa ve Kent İçin İklim Adaleti” forumu, baro binasında yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Foruma çevre savunucuları, hukukçular, sivil toplum temsilcileri ve siyasi parti üyeleri katıldı. CHP, KESK, Derelerin Kardeşliği, Sol Parti ve Batı Antalya Çevre Platformu temsilcilerinin de yer aldığı toplantıda, Antalya özelinde yaşanan ekolojik yıkım, emeğin güvencesizleşmesi ve kent hakkı ihlalleri adalet perspektifiyle ele alındı.
İklim Krizi “Teknik” Değil, Siyasal Bir Mesele
Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Sekreteri Av. Dr. M. Fevzi Özlüer, forum kapsamında yaptığı sunumda iklim krizinin yalnızca teknik veya ekonomik değil; siyasal, toplumsal ve sınıfsal boyutları olan bir kriz olduğunu vurguladı.
Özlüer, ABD, AB ve Çin’in iklim politikalarının krizin yükünü halklara ve ekosistemlere aktardığını belirterek, Türkiye’nin ise iklim rejimini daha çok finansmana erişim ve sermaye aktarımı aracı olarak ele aldığını ifade etti. Türkiye’de hazırlanmakta olan iklim kanununun yerel yönetimlere sorumluluk yüklediğini ancak yeterli yetki vermediğini söyleyen Özlüer, bunun yerelde demokratik ve etkili iklim eylemini kilitlediğini dile getirdi.
Kriz yönetiminin “doğal afet” söylemiyle depolitize edilmesinin, olağanüstü halci ve otoriter uygulamaları normalleştirme riski taşıdığına dikkat çeken Özlüer, çözümün yerelden örgütlenen, halkın dayanışma ve afet bilgisi kapasitesini güçlendiren demokratik bir mücadele hattı olduğunu söyledi. Antalya COP31 İklim Adaleti Forumu’nun ise geçici bir etkinlik değil, kalıcı bir örgütlenme ve karar mekanizmasına dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
Baro Başkanı Bozaner: “Bu Kentin Bir Barosu Var”
Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner açılış konuşmasında, iklim krizinin yalnızca çevresel değil; adalet, emek ve kent hakkı meselesi olduğunu belirtti. Bozaner, baronun COP31 sürecine izleyici olarak değil, aktif ve halk katılımını esas alan bir anlayışla dahil olacağını söyledi.
Antalya’da müze yıkımı, dere yataklarına yapılan inşaatlar ve betonlaşma örneklerini hatırlatan Bozaner, çevrenin sermaye baskısıyla tahrip edildiğini, katılımcı taleplerin görmezden gelindiğini ifade etti. Çevrenin Anayasa kapsamında bir insan hakkı olduğuna dikkat çeken Bozaner, sürecin şeffaf ve halkın doğrudan katılımına açık yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
“Kamu Düzeni, Kamu Yararıyla Vardır”
Forumda söz alan Av. Kozanoğlu ise kamu düzeni kavramının yalnızca güvenlik ve asayiş olarak tanımlanamayacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
Bir kentte ormanlar talan ediliyor, dereler kurutuluyor, kıyılar betonlaşıyor ve gıda güvenliği tehdit altına giriyorsa, orada kamu düzeninin de bozulduğunu ifade eden Kozanoğlu, kamu düzeninin gerçek meşruiyet kaynağının kamu yararı olduğunu söyledi.
COP31 Sürecine Yerelden Katılım Vurgusu
Forumda yapılan değerlendirmelerde, COP31 sürecinin yalnızca devletler arası diplomatik bir zirve olarak değil; kent, doğa, emek ve sosyal adalet ekseninde halk katılımıyla şekillenmesi gerektiği vurgulandı. Antalya Barosu’nun öncülüğünde başlatılan sürecin, yerelden yükselen iklim adaleti taleplerini uluslararası gündeme taşıması hedefleniyor.
Antalya HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.