Ahmet Karacalar ile “Beden Heykeltıraşlığı” ve Lipödem Gerçeği
Ahmet Karacalar ile “Beden Heykeltıraşlığı” ve Lipödem Gerçeği
SEÇKİNHABERTV- Modern kadının en büyük estetik çıkmazlarından biri şu cümlede saklı:
SEÇKİNHABERTV- Modern kadının en büyük estetik çıkmazlarından biri şu cümlede saklı:
SEÇKİNHABERTV- Modern kadının en büyük estetik çıkmazlarından biri şu cümlede saklı:
“Üst bedenim 36, alt bedenim 42…”
Spor salonlarında saatlerce ter döken, diyetler yapan ama bacak, basen ve kalça bölgesindeki inatçı kalınlıktan kurtulamayan binlerce kadın var. Peki sorun iradesizlik mi, yoksa genetik bir gerçek mi?
Geliştirdiği “Superdry 4D” tekniğiyle yalnızca inceltmeyi değil, şekillendirme ve vücut uyumunu hedefleyen Prof. Dr. Ahmet Karacalar ile Lipödem (Ağrılı Yağlanma) hastalığını ve kamuoyunda “Sütun Bacak” olarak bilinen estetik yaklaşımın perde arkasını konuştuk.
Hocam, kapınızı çalan kadınlar en sık ne söylüyor?
“Cümle neredeyse hep aynıdır: Hocam su içsem yarıyor. Diyet yapıyorum, yüzüm çöküyor ama basenlerim ve bacaklarım hiç incelmiyor.
Bu kadınlar yıllarca ‘biraz boğazını tut’ baskısıyla yaşamış oluyor. Oysa sorun yemek değil. Sorun, bacaklardaki yağ dokusunun vücudun genel metabolizmasından bağımsız davranması. Biz buna tıpta Lipödem diyoruz.”
Yani bu durum şişmanlık değil, bir hastalık mı?
“Kesinlikle. Lipödem genetik ve hormonal bir yağ dağılım bozukluğudur. Kişi aşırı zayıflasa bile bacaklardaki kalınlık kaybolmaz.
Hastalarım; ‘Akşam eve geldiğimde bacaklarımı hissetmiyorum, dokununca acıyor, durduk yere morarıyor’ der. Bu belirtiler varsa konu estetik değil, tedavi edilmesi gereken tıbbi bir durumdur.”
Peki klasik liposuction bu sorunu neden çözemiyor?
“Çünkü lipödem hastasına klasik liposuction bakış açısıyla yaklaşmak yetersizdir.
Dokuya, damarlara ve lenf sistemine zarar vermeden; hastanın metabolik, hormonal ve hatta bağırsak yapısını da dikkate alan bütüncül bir yaklaşım gerekir. Biz bu noktada evrimsel tıp temelli bir tedavi anlayışı uyguluyoruz.”
Sizin geliştirdiğiniz “Superdry 4D” tekniği neyi farklı yapıyor?
“Bu teknikte dokuya sıvı yüklemesi yapmadan, kansız bir ortamda, mikro-cerrahi hassasiyetle çalışıyoruz.
Isı kullanılmadığı için dokuda yanma riski yok. Ama asıl fark, sadece yağ almakla kalmayıp form ve oran yaratmaya odaklanmamız.”
“Beden Heykeltıraşlığı” kavramını özellikle vurguluyorsunuz…
“Çünkü sadece yağı alırsanız geriye içi boşalmış bir çuval kalır.
Benim felsefemde amaç inceltmek değil, yeniden tasarlamak. Ameliyatta bacağı anatomik ve estetik olarak yeniden kurgulamak gerekir. Cerrah burada biraz da heykeltıraş gibi düşünmelidir.”
İyileşme süreci kadınları korkutuyor. Aylarca yatmak gerekir mi?
“Hayır. Hastalarımız aynı gün yürümeye başlıyor. Uzun süreli yatak istirahati yok.
Modern kadını işinden ve sosyal hayatından koparmadan bu genetik yükten kurtarmayı hedefliyoruz.”
Son olarak aynaya bakıp bacaklarından mutsuz olan kadınlara ne söylersiniz?
“Kendilerini suçlamayı bıraksınlar. O görüntü onların iradesizliği değil, genetik mirasıdır.
Ve en önemlisi: Bu bir kader değil. Doğru teknik ve sanatsal bir yaklaşımla, 2026 teknolojisiyle hayal ettikleri bedene ulaşmaları artık mümkün.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.